KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1067
- Karar no
- 2024/1124
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Numarası
- 2024/159
- Ara karar tarihi
- 15/03/2024
- Talep
- İhtiyati Haciz
Karar Metni
1.099 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, 10/04/2017 tarihinde imzalanan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi ile davalı ... San. Tic. Ltd.
Şti'den sözleşmenin fesih protokolü ile sona erdiği 31/12/2020 tarihine kadar özel güvenlik hizmeti aldığını, özel güvenlik personeli olarak çalışan dava dışı ...'un iş akdinin feshedilmesi akabinde işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı davada Antalya 5. İş Mahkemesinin 2021/497 Esas 2023/85 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin asıl, diğer davalıların ise alt işveren olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ilama dayalı Antalya Genel İcra Dairesi ...
Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi kapsamında müvekkili tarafından haciz tehdidi altında icra dosyasına 31/05/2023 tarihinde 40.320,00 TL ödendiğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca aylık hizmet bedellerini İş Kanunu ve iş sözleşmesinden kaynaklanan muhtemel işçilik hak edişleri de içerisinde olmak üzere eksiksiz ödediğini, ancak müvekkilinden tahsil edilen bu bedellerin, işçilere ödenmemesi sebebiyle müvekkilinin mükerrer ödeme yapmak durumunda bırakıldığını, davalı şirketlerin, borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının olduğunu,
davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve ayrıca davalılardan ... Ltd.
Şti. borca batık olduğu, mallarını kaçırdığı ve kötü niyetli bir şekilde diğer davalı şirketin tüzel kişiliği ardına saklanarak bu şirket üzerinden ticari iş ve işlemlerini devam ettirdiği bilindiğinden davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... San. Tic. Ltd.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; dava dışı işçinin müvekkili şirkette 01/01/2021 tarihinde SGK girişi olup 07/02/2021 tarihinde SGK çıkışı olduğunu, bu nedenle işbu davada diğer davalı şirketin muhatap olması gerektiğini, bu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığını, her iki şirketin farklı tüzel kişiliği bulunup birbirlerinden de bağımsız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkide meydana gelen zarardan her borçlunun eşit miktarda sorumlu olmasının beklenemeyeceğini, sorumluluk oranlarının işlenen fiillerin haksızlık içeriklerine göre,
TBK'nun 62/1 hükmüne göre hakim tarafından belirlenireceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece Mahkemesi 15/03/2024 tarihli ara kararı ile; davalıların mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ya da kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden nitelikte işlemler yaptığına dair dosya kapsamına yansıyan bir bilgi ve belge bulunmadığı, yargılamanın derdest olduğu, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat kuralının henüz gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Ara karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 11.5. maddesi "Kıdem, ihbar tazminatları, senelik izin maliyetleri, bayram ve genel tatil fazla mesai ücretleri hizmet ücretine dâhil edilmiştir." şeklinde olup müvekkil şirketin, hizmet bedellerinin içerisinde işçilik hak edişlerini de ödediğini, Antalya 5. İş Mahkemesinin 2021/497 Esas sayılı dosyasında verilen kararda davalıların organik bağlı şirketler olduğunun belirtildiğini, davalı şirketlerin farklı tüzel kişiliklerin ardına saklanarak alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini, davalı şirketlerin birbirlerinin devamı niteliğinde olduğunu,
davalılardan ... Ltd.
Şti. borca batık olduğu, mallarını kaçırdığı ve kötü niyetli bir şekilde diğer davalı şirketin tüzel kişiliği ardına saklanarak bu şirket üzerinden ticari iş ve işlemlerini devam ettirdiğini, bununla birlikte davalı şirketlerin şimdilerde ise ... adı altında yeni bir yapılanma içinde olduğunu, davalıların, alacaklılarından mal kaçırma kastıyla farklı tüzel kişiliklerin arkasına saklandığını, somut olayda yaklaşık ispat koşulunun da ötesinde borcun varlığının kanıtlandığını belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup Mahkemece talebin reddine karar verilmesi üzerine söz konusu ara karar davacı tarafça ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.
İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir.
İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir.
Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Somut olayda, davacı taraf, dava dışı işçi tarafından açılan işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin açılan davada verilen ilamın icraya konu edilmesi sebebiyle ödediği bedelin hizmet alım sözleşmesi kapsamında rücuen tazminini talep etmiştir.
Buna göre dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gibi İİK'nun 257. maddesinde öngörülen diğer koşulların da oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/159 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 15/03/2024 tarihli ara kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı vekili tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1067, K. 2024/1124, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama