KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1249 Esas
- Karar no
- 2024/1197
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/07/2024
- Numarası
- 2024/303 Esas, 2024/647 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
609 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ile dava dışı ... arasında .../...
Paket Sigorta poliçesi akdedildiğini,16/06/2023 tarihinde rögar kapağının sıkışması nedeniyle su basması sonucu hasar meydana geldiğini, hasar kapsamında sigortalıya 4.600,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin yaptığı iş bu ödeme ile sigortalısının haklarına halef olduğunu, hasar bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, hasarın müvekkili idarenin sorumlu olduğu su şebeke hattından kaynaklanmadığını, taşınmaz sahibi, suyun geri gelmesini engelleyecek çekvalf vb. gerekli önlemleri almadığından oluşan hasardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; hizmet kusurundan kaynaklı uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle, davanın, yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin 01/07/2024 tarihli talep dilekçesinde; usulden verilen kararlarda istinaf kanun yolunun açık olması gerektiğini belirterek kararın tashihini talep etmiştir.
Mahkemece 26/07/2024 tarihli ek karar ile; dava değerinin 4.849,38 TL olduğu, iş bu tutarın istinaf sınırı altında kaldığı, kararın maddi anlamda kesin hüküm olması ile kararın kesin olması durumlarının farklı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tashih talebinin reddine karar verilmiştir. İş bu ek karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece mahkemesince verilen ret kararı yargı yoluna ilişkin olduğunu, bu sebeple kararın kesin nitelikte olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi ek ve asıl kararlarının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE HUKUKİ GEREKÇE
Dava, sigorta poliçesi kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince, davanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekilinin tashih dilekçesi sunduğu, mahkemece 26/07/2024 tarihli ek karar ile dava değerinin istinaf sınırı altında kaldığı gerekçesiyle tashih talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı, mahkemece 26/07/2024 tarihinde verilen red kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 341/2 maddesi gereğince miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar, yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2024 yılı itibariyle 28.250,00 TL'ye ulaşmıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince verilen ilk karar hüküm tarihi itibariyle kesin nitelikte olduğundan, tashih talebi üzerine oluşturulan ek karar usul ve yasaya uygundur.
Kararı istinaf eden davacı, istinaf dilekçesinde Yargıtay ilamını örnek göstermişse de, Yargıtay ilamında usulden verilen red kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı tartışılmıştır. Oysa ki somut olayda verilen usul kararı dava değeri istinaf sınırı altında kaldığından kesin niteliktedir. Örnek olarak gösterilen kararın somut olaya uygulanması mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen red kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1249, K. 2024/1197, 18 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama