KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Dosya no
- 2024/1595 Esas
- Karar no
- 2025/458
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/11/2024
- Numarası
- 2024/439 Esas, 2024/800 Karar
- Talep
- Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
Karar Metni
3.123 kelime·16 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Mah. ... Sk. ... Merkezi ... Blok Ap. ...
Şişli/İstanbul adresinde faaliyet gösterdiğini, faaliyet konusunun elektrikli olmayan ev aletleri ile çatal bıçak takımı, tabak-çanak, cam eşya, porselen ve çömlek ürünleri gibi züccaciye ürünlerinin perakende ticareti olduğunu, şirket yönetim kurulu üyesi ...'ın şirketi münferit imzası ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu, süreç içerisinde yaşanan Covid-19 salgını ile dünyada meydana gelen ekonomik çalkantılar, nakit akışının azalması, müvekkilinin franchise sözleşmesi yaptığı ...
A.Ş.'nin iflas etmesi, AVM'lerdeki kira bedellerinin ve gider kalemlerinin artması, kredi temininde zorluk çekilmesi gibi nedenler gözetildiğinde müvekkili şirket alacaklılarının alacaklarına ulaşmalarının konkordato projesinin uygulanması ile mümkün olabileceğini belirterek müvekkili lehine konkordato tedbir hükümlerinin uygulanmasına ve projenin tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın 2004 sayılı İİK'nun 285 vd. maddesine dayalı konkordato talebine ilişkin olduğu, Mahkemece İİK 286 maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak dilekçe ekinde sunulduğu tespit edilmekle İİK 287 maddesi uyarınca konkordato talep edenlere 26.07.2024 tarihinden başlamak üzere 3 aylık geçici mühlet verildiği,
İİK 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK 294, 295, 296, 297 maddelerinin uygulanmasına ve İİK 287 maddesi uyarınca geçici mühlet içerisinde konkordato talep edenlerin mal varlığını muhafazası için gerekli tedbirlerin alınmasına ve komiser heyeti atanmasına karar verildiği, komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 25/09/2024 tarihli raporda "Konkordato başvurusunda bulunan şirketin süreç içinde bilgi akışının hiçbir dönem düzenli olarak sağlanamadığı, bu konuda şirkete verilen talimatların yerine getirilmediği,
Şirketin konkordato projesi içinde verdiği ticari kararları öncesinde konkordato komiser heyeti ile paylaşmadığı, Şirketin konkordato projesi içinde tüm şubelerinin gerçekleştirdikleri satış hedefinin projenin temelini oluşturduğu, ancak gelinen süreçte bazı şubelerin resmi olarak kapatıldığı ve bunlara ilişkin verilerin heyetimizle paylaşılmadığı, fiilen kapatılan şubeler izin alınan kararların ve uygulamaların heyetimizle paylaşılmadığı, uygulamaların ancak üçüncü kişi durumundaki AVM yetkililerinin ulaşması sonucu öğrenildiği, şirketin bu işlemleri sonucu projenin uygulanma imkanına yönelik ihtimalin önemli ölçüda azaldığı,
hatta ortadan kalktığı, durumun devamının alacaklılar bakımından da tehlike yaratacağının mütalaa edildiği..." yönünde görüş bildirildiği, konkordato talep eden şirket vekilinin 01.10.2024 tarihli dilekçesinde, konkordato komiserlerinden bilgi ve belge gizlenmediğini, talimatların yerine getirilmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirttiği, 25.09.2024 tarihli rapor doğrultusunda konkordato talep eden şirket hakkında İİK'nın 285. vd maddeleri uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararlarının 07.10.2024 tarihi saat 13:00 itibarıyla kaldırılmasına,
konkordato talep eden şirketin kaydi ve rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının kesin tespiti için komiser heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, geçici konkordato komiser heyetinin 06.11.2024 tarihli raporunun sonuç kısmında "...Geçici komiser heyetimizce davacı borçlu şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri ile faaliyet adresinde yapılan incelemelere göre geçici mühlet sürecinde şirketin sermayesinde, ortaklık yapısında, temsil şeklinde ve faaliyet adresinde herhangi bir değişiklik olmadığı, tüm mağazalarının faaliyetinin durduğu, mağazalarında bulunan ürünleri Deposuna taşıdığı, Ekim ayında 13 çalışanın bulunduğu,
davacı borçlu şirketin 01/01/2024 - 30/09/2024 tarihindeki dönemde 262.111.187,09 TL net satış geliri elde ettiği, bu geliri elde etmek için katlandığı gider ve maliyetler nedeniyle 144.087.797445 TL ZARAR ETTİĞİ, oluşan bu zarara bağlı olarak Öz Varlığının -140.786.574,93 TL azaldığı, mali durumunun iyileşmediği bilakis kötüye gittiği, Davacı şirketin en güncel olan ve en son mali durumunu gösteren 30/09/2024 tarihli bilançosuna göre Varlıklarının Borçlarını karşılayamadığı, Öz Varlığını tamamen yitirdiği, Öz Varlığı - 122.945.249,99 TL olduğu,
aynı bilanço üzerinden komiser heyetimizce alınmış olan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilmiş olan rayiç değer bilançosuna göre ise Varlıklarının Borçlarını karşılayamadığı, Öz Varlığını tamamen yitirdiği, Öz Varlığı - 122.215.803,47 TL olduğu, kısacası; davacı şirketin hem kaydi hem de rayiç değer bilançosuna göre BORCA BATIKLIK HALİNİN BULUNDUĞU..." şeklinde görüş belirtildiği, geçici konkordato komiser heyeti raporunda yer alan tespitlerin değerlendirilmesi neticesinde davacı şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı,
İİK md. 292/1-c kapsamında komiser talimatlarına uymadığı anlaşılmakla geçici mühletin ihtiyati tedbir kararlarının 07.10.2024 tarihi itibari ile kaldırılmasına karar verildiği, şirketin güncel borca batıklık durumunun tespiti için konkordato komiser heyeti tarafından tanzim edilen 06.11.2024 tarihli rapordan talep eden şirketin kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine, geçici konkordato komiser heyetinin görevinin hüküm tarihi itibari ile sonlanmasına, İİK md. 292 uyarınca kesin mühlet aşamasına geçilmediğinden iflas konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak.
İcra ve İflas Kanununun 287/5. maddesinde İİK'nun 291. ve 292. maddelerinin geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağının düzenlendiğini, bu madde atfı gereği uygulanması gereken İİK'nun 292/son maddesi gereğince konkordato davasına bakan mahkemenin, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet edeceğinin;
diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet edeceğinin hüküm altına alındığını, İİK'nun bu emredici hükmü gereği konkordato talebinin reddi ile iflasın açılmasına karar verilebilmesi için, mahkemece duruşma günü tayin edilip konkordato talep eden borçlunun da mutlaka bu duruşmaya davet edilmesi gerektiğini, ancak huzurdaki davada mahkemece bu hükme riayet edilmeyerek konkordato talebinin reddine dair kararın hatalı olarak duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verildiğini,
geçici komiser heyetince dosyaya sunulduğu anlaşılan 06.11.2024 tarihli hükme esas alınan borca batıklık raporunun karar tarihinden önce mahkemece kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, rapora karşı beyan ve itirazlarını bildirmek üzere süre verilmediğini, hükme esas alınan ve delil mahiyetindeki bir rapor hakkında beyan ve itirazlarını bildirme hakkı tanınmadığından mahkemece adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, 26/07/2024 tarihli geçici mühlet kararı ile birlikte, şirketin malvarlığının korunması için hükmedilen bütün tedbirlerin 07/10/2024 tarihli ara karar ile kaldırılmasının hatalı olduğunu,
zira dosyada mübrez 21/10/2024 tarihli beyan dilekçesinde belirttikleri tedbir kararlarının henüz 3 aylık geçici mühlet süresi dolmadan kaldırılmasıının gerekçesinin açıklanmadığını, Anayasa'mızın 141. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesi gereğince gerekçeli karar yazılmasının hukuki dinlenilme hakkı kapsamında kaldığını, gerekçe zorunluluğunun nihai kararlarda olduğu gibi ara kararlar bakımından da geçerli olduğunu, mahkemece tesis edilen 07.10.2024 tarihli ara kararda,
müvekkilini konkordato kurumunun sağladığı hukuki himayeden tamamen mahrum bırakacak şekilde süresiz olarak daha önce verilen ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasının gerekçesinin açıklanmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece 07.10.2024 tarihli ara kararda konkordato talep eden müvekkili şirket hakkında 26.07.2024 tarihinde verilen geçici mühlet kaldırılmadığı halde, Kanun'da açıkça yazılı olanlar da dahil bütün tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
07.10.2024 tarihli ara karar ile müvekkili şirket hakkında daha önce geçici mühlet ile birlikte verilen bütün ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasının ihsas-ı rey anlamına geldiğini, aksi bir kanaat olmuş olsa zaten geçici mühlet kararı dahi kaldırılmadan bütün tedbirlerin kaldırılmasına karar verilemeyeceğini, nitekim 07.10.2024 tarihli ara kararda davacı müvekkili şirketin kaydi ve rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının kesin tespiti için komiser heyetinden rapor alınmasına karar verilmesinin de ihsas-ı rey düşüncesini güçlendirdiğini,
dosyada mübrez 21/10/2024 tarihli dilekçede mahkemeden geçici mühlet kararının 2 ay süre ile uzatılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bu talepleri hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi karar da verilmediğini, konkordato yargılamasında geçici ve kesin mühlet sürelerinin İİK'da açıkça düzenlenmdiğini, bu kesin süreler içinde geçici mühletin uzatılmasına yahut kesin mühlet verilmesine ilişkin taleplerin karara bağlanmasının zorunlu olduğunu, ancak huzurdaki davada mahkemece,
geçici mühletin uzatılması talebi hakkında geçici mühlet süresi içinde herhangi bir karar verilmediği gibi davanın reddine dair kararın da geçici mühlet süresinin sona ermesinden sonra verildiğini, üstelik bu süreçte şirket hakkında verilmiş olan tedbirlerin tamamı kaldırıldığından müvekkili şirketin hakkındaki icra takiplerine karşı korumasız kaldığını, mahkeme gerekçeli kararında müvekkilinin komiser talimatına aykırı davrandığı ve bu konuda komiser heyetince dosyaya sunulan 25/09/2024 tarihli raporun dikkate alındığı belirtilmiş ise de bu raporda komiser heyetince öne sürülen hususların kabulünün mümkün olmadığını,
komiser ara raporunda işaret edildiği üzere, dava dilekçesi ekinde sunulan ön projede, mevcut finans yapısıyla mağazalara yeterli mal tedariki yapılamadığı için bazı mağazaların kapatılarak şirkete kaynak sağlanması ve aynı zamanda ciddi bir gider yükünden kurtulmanın hedeflendiğini, maliyet düşürmeye ilişkin söz konusu konkordato tedbirinin hayata geçirilmesi için yine ara raporda değinildiği üzere mahkemeye başvurarak şube kapanışı için izin verilmesi talebinde bulunduklarını, bu talep üzerine mahkemece tesis edilen 21/08/2024 tarihli ara kararda,
talebin davacının ticari faaliyetine ilişkin olması ve mahkemenin görevi kapsamı dışında olması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, mahkemece verilen bu karar doğrultusunda bir kısım şube kapanış işlemlerinin komiserlerin de bilgisi, gözetimi ve onayı dahilinde gerçekleştirildiğini, komiser heyeti ara raporunda bazı şubelerin fiilen kapatıldığı ifade edilmiş ise de bu durumun sürekli olmadığını, güvenliğin tesis edilmesi amacına dayanan geçici bir durum olduğunu,
zaten söz konusu şubelerin kapalı tutulmasının zorunluluktan kaynaklanan geçici bir durum olduğunun şirket yetkilisi tarafından komiser heyetine bildirildiğini, zira bu şubelerde çalışan bazı personellerin şirketin içinde bulunduğu konkordato sürecini kötüye kullandıklarını, iş hukuku mevzuatına aykırı davranışlar sergilediklerini, yasal dayanağı olmayan tazminat talebinde bulunduklarını, bu mağazalarda kontrolsüz satışların gerçekleştiğinin müşahede edildiğini, bu nedenlerle söz konusu mağazaların kepenklerinin tedbiren indirilmek zorunda kalındığını,
tüm bu süreçte yaşananların şirket yetkilisi tarafından samimi olarak komiser heyeti ile paylaşıldığını, ancak sorun yaşanan şubelerde gerekli personel değişikliğinin gerçekleşmesi akabinde yeniden bu şubelerde faaliyete başlanacağının da mahkemeye bildirildiğini, komiser heyetine bilgi akışının sağlanmadığı yolundaki tespitin kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece şirkete geçici mühlet verildiği ve komiser heyeti ile ilk toplantının gerçekleştiği tarihten itibaren şirketin elindeki imkanlar ölçüsünde komiser heyetine bilgi akışı sağladığını,
komiser heyetinden bilerek ve isteyerek bilgi-belge gizlenmesi gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, son dönemde bilgi akışında yaşanan aksamanın sebebinin müvekkili şirkete bilişim sistemi hizmeti veren şirketin cari fatura alacağının ödenmesinde gecikme yaşanmış olmasından dolayı veri sisteminin kapatılmış olması olduğunu, bilişim şirketine olan cari fatura borcunun ödenmesinde yaşanan gecikmenin ise bizzat komiser heyetinin ödeme talimatlarına onay vermekten zaman zaman imtina etmesi bazen de bu onayların geç verilmiş olmasından kaynaklandığını,
ödeme talimatlarında yaşanan gecikme nedeniyle cari borcun ödenmesinde gecikme yaşandığından borç ödenene kadar bilişim şirketince sistem kapatıldığı için hali ile komiser heyeti ile eş zamanlı bilgi paylaşımının zaman zaman yapılamadığını, mahkemenin gerekçeli kararında yer alan İİK m.292 uyarınca kesin mühlet aşamasına geçilmediğinden iflas konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm fıkrasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira İİK'nun 287/5. maddesinde İİK'nun 291. ve 292. maddelerinin, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağının düzenlendiğini, bu madde atfı ile uygulanması gereken İİK m. 292'de,
iflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra bu maddede belirtilen durumların gerçekleşmesi halinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkemece kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına re'sen karar verileceğinin öngörüldüğünü, geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından ve İİK m. 287/5 atfı nedeniyle her ne kadar kesin mühlet aşamasına geçilmemiş ise de bu durumun İİK m. 292 hükmünün uygulanmasına engel olmadığını,
bu bakımdan geçici mühlet aşaması sona ermeden de İİK m. 292'de sayılan durumların gerçekleşmesi halinde davanın reddi ile borçlunun iflasına karar verilebileceğini, buna rağmen mahkemenin kesin mühlet aşamasına geçilmediğinden bahisle yalnızca davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 285 ve devamı maddeleri gereğince geçici mühlet ve akabinde kesin mühlet kararı verilerek konkordatonun tasdikine ilişkindir.
Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş, yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır.
Somut olayda, talebin, borçlu şirketin muamele merkezi asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 74. maddesinde belirtilen şekilde borçlu şirket vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamından, mahkemece İİK'nın 286 maddesinde sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulduğu belirtilerek davacı lehine 26.07.2024 tarihinden geçerli olmak üzere 3 aylık geçici mühlet kararı verildiği ve geçici komiser heyeti atandığı, ticaret sicil kayıtları dosyaya celp edilerek gerekli ilanların yaptırıldığı,
komiser heyetinden davacıların sunduğu proje ve belgelerin incelenmesi suretiyle rapor alındığı, komiser heyeti tarafından dosyaya sunulan 25/09/2024 tarihli rapor doğrultusunda İİK md. 292/1-c kapsamında komiser talimatlarına uyulmadığı gerekçesiyle konkordato talep eden şirket hakkında verilen İİK'nın 285. vd maddeleri uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararlarının 07.10.2024 tarihi saat 13:00 itibarıyla kaldırılmasına ve konkordato talep eden şirketin kaydi ve rayiç değerler üzerinden borca batık olup olmadığının kesin tespiti için komiser heyetinden rapor alınmasına karar verildiği,
geçici konkordato komiser heyetinin 06.11.2024 tarihli raporunda şirketin kaydi ve rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğunun tespit edilmesi üzerine davacı şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, geçici konkordato komiser heyetinin görevinin hüküm tarihi itibari ile sonlanmasına, İİK m. 292 uyarınca kesin mühlet aşamasına geçilmediğinden iflas konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.Mahkemece, 06/11/2024 tarihli ara karar ile davanın reddine, geçici konkordato komiser heyetinin görevinin hüküm tarihi olan 06.11.2024 itibarıyla sonlandırılmasına,
İİK md. 292 uyarınca kesin mühlet aşamasına geçilmediğinden iflas konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu uyuşmazlık, şirket yetkilisinin karardan önce dinlenilip dinlenmeyeceği, 06.11.2024 tarihli hükme esas alınan borca batıklık raporunun davacı vekiline tebliğ edilip edilmediği,
tedbir kararlarının henüz 3 aylık geçici mühlet süresi dolmadan kaldırılmasının, geçici mühlet kararının 2 ay süre ile uzatılmasına ilişkin talep hakkında karar verilmemesinin ve davanın reddine ilişkin kararın geçici mühlet süresinin sona ermesinden sonra verilmesinin hukuka uygun olup olmadığı, komiser heyetine bilgi akışının sağlanmadığı yolundaki tespitin doğru olup olmadığı,
geçici mühlet aşaması sona ermeden İİK m. 292'de sayılan durumların gerçekleşmesi halinde davanın reddi ile borçlunun iflasına karar verilmesinin gerekip gerekmediği ile davacı şirketin kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
25/09/2024 tarihli komiser heyeti raporunda; konkordato başvurusunda bulunan şirketin süreç içinde bilgi akışının hiçbir dönem düzenli olarak sağlanamadığı, bu konuda şirkete verilen talimatların yerine getirilmediği, şirketin konkordato projesi içinde verdiği ticari kararlar öncesinde konkordato komiser heyeti ile paylaşmadığı, şirketin konkordato projesi içinde tüm şubelerinin gerçekleştirdikleri satış hedefinin projenin temelini oluşturduğu, ancak gelinen süreçte bazı şubelerin resmi olarak kapatıldığı ve bunlara ilişkin verilerin heyetle paylaşılmadığı,
fiilen kapatılan şubelerin, izin alınan kararların ve uygulamaların heyetle paylaşılmadığı, uygulamaların ancak üçüncü kişi durumundaki AVM yetkililerine ulaşılması sonucu öğrenildiği, şirketin bu işlemleri sonucu projenin uygulanma imkanına yönelik ihtimalin önemli ölçüde azaldığı, hatta ortadan kalktığı, durumun devamının alacaklılar bakımından da tehlike yaratacağının mütalaa edildiği yönünde görüş bildirilmiştir.06/11/2024 tarihli geçici konkordato komiser heyeti raporunda;
davacı borçlu şirketin ticari defter kayıt ve belgeleri ile faaliyet adresinde yapılan incelemelere göre, geçici mühlet sürecinde şirketin sermayesinde, ortaklık yapısında, temsil şeklinde ve faaliyet adresinde herhangi bir değişiklik olmadığı, tüm mağazalarının faaliyetinin durduğu, mağazalarda bulunan ürünlerin şirketin deposuna taşındığı, Ekim ayında 13 çalışanın bulunduğu,
davacı borçlu şirketin 01/01/2024 - 30/09/2024 tarihindeki dönemde 262.111.187,09 TL net satış geliri elde ettiği, bu geliri elde etmek için katlandığı gider ve maliyetler nedeniyle 144.087.797445 TL zarar ettiği, oluşan bu zarara bağlı olarak öz varlığının -140.786.574,93 TL azaldığı, mali durumunun iyileşmediği bilakis kötüye gittiği, davacı şirketin en güncel olan ve en son mali durumunu gösteren 30/09/2024 tarihli bilançosuna göre varlıklarının borçlarını karşılayamadığı, öz varlığını tamamen yitirdiği, öz varlığının - 122.945.249,99 TL olduğu,
aynı bilanço üzerinden komiser heyetince alınan kıymet takdir raporlarına göre tanzim edilen rayiç değer bilançosuna göre ise varlıklarının borçlarını karşılayamadığı, öz varlığını tamamen yitirdiği, öz varlığının - 122.215.803,47 TL olduğu, kısacası davacı şirketin hem kaydi hem de rayiç değer bilançosuna göre borca batık durumda bulunduğu yönünde görüş belirtilmiştir.İİK'nın 292. maddesi kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması halini düzenlemektedir.
Maddenin son fıkrası. "Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder, diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmünü düzenlemektedir. İİK'nın 287/5 fıkrası gereği anılan hüküm geçici mühlet hakkında da kıyasen uygulanır.Yargıtay HGK'nın 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 15. HD'nin 2021/490 Esas, 2021/752 Karar sayılı kararında.
İcra ve İflas Kanunu’nun 292/son maddesi hükmünün emredici nitelikte olduğu, bu hüküm uyarınca konkordato talep eden hakkında geçici mühlet kararının kaldırılması ile iflâs kararının verilmesinin gerektiği durumlarda, konkordato talep eden borçlunun duruşmaya davet edilerek dinlenmesi gerektiği, bu hususun istinaf sebebi yapılmasa dahi resen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda mahkemece,
konkordato talep eden borçlunun yargılama sonunda mahkemeye çağrılarak dinlenmemesi ile kabule göre konkordatonun başarıya ulaşamayacağı ve şirketin borca batık olduğu kanaatine dayalı olarak davacı şirket hakkında iflasa karar verilmemesi Kanunun amir hükmünün yerine getirilmemesi niteliğinde olduğundan mahkemece bu usul hükümlerine riayet edilmemesi yerinde olmamıştır.İİK'nun 288/1 maddesinde "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur." düzenlemesi yer almaktadır.
İİK'nın 288/1. fıkrası uyarınca geçici mühlet süresinde de uygulanması gereken İİK'nın 292/1.a ve b. bendleri uyarınca borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa veya konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, mahkemece komiserin yazılı raporu üzerine mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar verilir.İİK‘nın 289. maddesinin üst başlığı kesin mühlettir.
Maddenin ilk fıkrasında, kesin mühlet hakkındaki kararın, geçici mühlet içinde verileceği, üçüncü fıkrada, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 292. maddesi, sadece iflas kararı verilebilmesi hükmünü düzenlememektedir. Anılan maddeye göre, öncelikle borçlunun konkordato talebi hakkında karar verilmesi gerekir.
İİK'nun 288/1 ve 287/5 maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nun 292. maddesinde, iflasa tabi borçlu bakımından geçici mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin geçici mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir. Konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali aynı maddenin b bendinde hüküm altına alınmıştır.
Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, geçici mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir.
Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir.Dosya kapsamı itibariyle talep eden şirketin borca batık durumda olması ve bu durumun gözetilmesi kamu düzeni ile ilgili olduğundan bu konunun mahkemece re'sen incelenerek kararda tartışılması gerekirken mahkemece bu hususa riayet edilmemesi yerinde olmamıştır.Kaldı ki,
mahkeme gerekçeli kararında davacı şirketin İİK 292/1-c maddesi kapsamında komiser talimatlarına uymadığı belirtilmiş ise de bu durumun sonuçlarını düzenleyen İİK 292/1. fıkra, 1. cümle düzenlemesinin gerekçeli kararda tartışılmaması da yerinde olmamıştır.
Hükme esas alınan 06/11/2024 tarihli komiser heyeti raporunun, talep eden vekiline tebliğ edilip beyanları alınmadan karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan bu usul hükmünün yerine getirilmemesi ve gerekçeli karar başlığında davaya müdahil olanların isim ve unvanlarının belirtilmemesi de doğru olmamıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığı altında, hukuki dinlenilme hakkı kapsamında, usule ilişkin yukarıda belirtilen işlemlerin duruşma açılarak yerine getirilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmemesi yerinde olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince, kanunun amir hükmü yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 355. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/439 Esas, 2024/800 Karar sayılı ve 06/11/2024 tarihli kararının HMK'nın 355. ve 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın,
Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1595, K. 2025/458, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama