KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/863
- Karar no
- 2024/1057
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas no
- 2022/817
- Karar no
- 2024/435
- Karar tarihi
- 08/05/2024
Karar Metni
2.174 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1997 yılında ...'dan devraldığı hisse nedeniyle davalı kooperatife üye olduğunu ve kooperatifteki ... arsa paylı ...
Blok ... katta bulunan ve tapuya İstanbul, Kartal, 2 Bölge, ....mahalle, .... mevkii , ... pafta, ... ada, .. nolu parselde kayıtlı, ... nolu bağımsız bölümü 26.06.2001 tarihinde ... isimli şahsa sattığını, bu tarihten itibaren kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini pek çok kez davalı kooperatife noter kanalıyla ihtarname keşide ederek bildirdiğini ve üyeliğinin silinmesini talep ettiğini, müvekkilinin Kadıköy ...
Noterliği'nin 24.10.2005 tarihli,... yevmiye numaralı, Kadıköy .....
Noterliği'nin 22.06.2007 tarihli, ... yevmiye numaralı, Kadıköy ...Noterliği'nin 04.07.2007 tarihli, .... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini ve kooperatif ile hiçbir ilişkisinin kalmadığını, bu nedenle kendisine kooperatif ile ilgili herhangi bir belge gönderilmemesi ve istifasının kabulü taleplerini yinelediğini, buna rağmen davalı kooperatifin ısrarla üyeliğinin devam ettiğinden bahisle genel kurullara katılım için toplantı çağrısı yaptığını ve kendisinden farklı icra müdürlükleri vasıtası ile farklı yıllara ilişkin kooperatif aidatları talep ettiğini,
müvekkilinin iyi niyetli olarak bir taraftan devam eden kooperatifle ilgili davalara katılarak kooperatifin hak arayışını sürdürdüğünü, diğer taraftan başkaca herhangi bir hukuki sorun yaşamamak için kendisine gönderilen kooperatif aidatı ile ilgili icra dosyalarına konu borçları ödediğini, son olarak davalı kooperatif tarafından gönderilen 2016 hesap yılı olağan genel kurul toplantısı çağrı tutanağı ile hala müvekkilinin üyeliğinin devam ettiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin üyelikten ayrılması talebinin kabul edilmemesinin yanı sıra Kadıköy ....
İcra Müdürlüğünün ... esas, Kadıköy ..... İcra Müdürlüğünün ... esas, Kartal .... İcra Müdürlüğünün ... esas, İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyaları ile kendisinden kooperatif aidatlarının talep edildiğini ve üyelikten istifa olgusunun davalı tarafça haksız olarak reddedilmesinden ötürü takip dosyalarına konu meblağları ödemek zorunda kalarak mağdur olduğunu, bu nedenle yasa gereği zamanaşımına uğramamış olan ve müvekkili tarafça davalıya ödenmiş olan icra dosyalarına konu aidatların bilirkişi marifetiyle hesaplanarak faiziyle birlikte iadesi için yasal hakların saklı tutulduğunu belirterek müvekkilinin davalı kooperatifteki ... arsa paylı, ..
Blok, ... kat, ... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazını ...'a satarak ardından kooperatif üyeliğinden istifa ettiği hususunu davalıya bildirdiği 24.10.2005 tarihinden itibaren kooperatif üyesi olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; üye olunmadığının tespitine ilişkin dava açılamayacağını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve bu nedenlede davanın usulden reddi gerektiğini, davacının, halen dahi kooperatif üyelerine tahsis edilen sosyal tesis, lokal ve iki büronun maliki ve hissedarı olduğunu, dairesini satmış ve hatta belirtilen sosyal tesis, lokal ve iki bürodaki hissesini devir etmiş olsa dahi kooperatif üyeliğinin devam ettiğini, davacının dairesini devir ederken devir alana üyeliğini ve sosyal tesislerdeki haklarını da devir etmesi gerektiğini,
bu şartları yerine getirmeden kooperatiften istifa edilemeyeceğini, müvekkiline usulüne uygun olarak ulaşan bir istifa ihtarnamesinin de mevcut olmadığını, Kooperatifler Kanununa göre üyelerin istifa etmesinin belirli kurallara bağlandığını, davacının üyeliğinden kaynaklanan daire ve sosyal tesis tapularını aldıktan sonra aidat ödememek için haksız ve kötü niyetli olrak istifa etmek istediğini, oysa ki diğer üyeler gibi kooperatifin tasfiye masraflarını ve giderlerini istifa eden üyelerin dahi ödemekle yükümlü olduğunu, şu anda kooperatifin tasfiye aşamasında olup tasfiye işlemlerinin devam ettiğini,
davacının da diğer tüm üyeler gibi tasfiye masraflarını ödemek durumunda olduğunu, davacının üyeliğinin hem kendisine tahsis edilen sosyal tesislerin, lokalin ve iki büronun halen dahi maliki olması hem de kooperatif gider ve aidatlarına eşit şartlarda katılması gerektiğinden devam ettiğini, davacı taraf hakkında yapılan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul Anadolu ....
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyalarına hiçbir ödeme yapılmadığını, hatta borca itiraz edildiğini, davacının, müvekkiline bu iki dosyadan 1.500 TL + 1.500 TL. olmak üzere 3.000 TL ve ayrıca daha sonra alınan genel kurul kararlarına göre de 3.750 TL olmak üzere toplam 6.750 TL borçlu olduğunu, bu alacağın ilgili genel kurul kararlarında belirlenen ödeme tarihlerinden ve belirlenen oranlardaki işlemiş faizleri ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etiklerini, müvekkilinin tasfiye halinde olup toplanan aidatların tasfiyenin sonlandırılması için gerekli olan zorunlu giderler olduğunu,
davacı-karşı davalının aidat yükümlülüğü olduğunun ve istifasının geçersizliğinin Yargıtay İçtihatlarında da vurgulandığını, kaldı ki Kooperatifler Kanununun 81. maddesine göre de davacı-karşı davalının tasfiye masraflarına katılmasının yasa emri olduğunu, bu yasa yürürlüğe girmeden önce de Yargıtayın, ayrılan üyelerin tasfiye masraflarına katılması gerektiği yönünde kararları mevcut olduğunu, davacı-karşı davalı istifa etmiş olsa dahi icra takibine konu aidat borcunu ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili kooperatifin tasfiye haline girmiş ve ortaklarına konutları teslim etmiş olduğunu,
kendi adına olan daireyi teslim alan ve daha sonra 3. kişiye devir eden davalının, tasfiye masraflarını ödemekten kaçınamayacağını, bu durumda davacı-karşı davalının da tasfiye halinde olan kooperatif masraflarına katılması ve aidat borçlarını ödemesi gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 07/11/2018 TARİH VE 2017/713 ESAS 2018/1099 KARAR SAYILI KARARI İLE: Asıl davada, davacının kooperatif ortaklığından çıkma isteğinin kooperatife usulüne uygun tebliğ ile bildirildiği 24.10.2005 tarihli ihtarnamesi uyarınca tebliğ tarihi 27.10.2005 tarihi itibariyle kooperatif ortaklığının sona erdiği,
bu tarihten itibaren davacının kooperatife herhangi bir ödeme yükümlülüğünün kalmadığı ve kendisine borç tahakkuk ettirilemeyeceği, davacının kooperatif ortaklığından çıkması 13.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5983 sayılı Kanundan önce 27.10.2005 tarihinde gerçekleştiğinden tapusunu alarak kooperatiften 27.10.2005 tarihi itibariyle çıkmış olan davacının belirtilen yasa gereğince çıkmasından sonraki tasfiye masraflarına katılmasının istenemeyeceği,
ortaklıktan ayrıldıktan sonraki döneme ilişkin kooperatif ortaklık aidat borcundan bahisle davacıdan tahsil edilen 1.750.00 TL'nin yasal dayanağı bulunmamakla birlikte davacı tarafından bu alacak yönünden harçlandırılmış ayrıca bir dava dilekçesi olmayıp karşı davada sunulan takas-mahsup niteliğinde bir def'iye konu olduğundan bu alacak yönünden karar verilemeyeceği gerekçeleri ile asıl davanın kabulü ile davacının 27.10.2005 tarihinden itibaren davalı kooperatif üyesi olmadığının tespitine, karşı davanın reddine dair karar verilmiştir.Karar, davalı-karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN 29/09/2022 TARİH VE 2019/1260 ESAS 2022/1075 KARAR SAYILI İLAMI İLE: Davalı kooperatif tarafından kendi adına kayıtlı olan bağımsız bölümün 1998 yılında üyesi olan davacıya tahsisen tescil edildiği, daha sonra ise bu yerin davacı tarafından 2001 yılında dava dışı 3. kişiye satıldığı, ancak taşınmazın devredilmesinin üyeliğin devri sonucunu da doğurmayacağı, bu devirden davacının istifa iradesini ortaya koyduğu Kadıköy ....
Noterliğinin 24/10/2005 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi arasında geçen dönem bakımından mevcut delil durumuna göre davacının kooperatif ortaklığını devretmediğinin anlaşıldığı, istifa iradesinin 27/10/2005 tarihinde ulaştığı dikkate alındığında davacının kooperatif ortaklığından çıktığını kabul etmek gerekmekte ise de, 2006-2016 tarihleri arasında yapılan genel kurullarda davacının ortaklar içinde gösterildiği, katılım sağlamasa da .. yoluyla kendisine tebliğ yapılmak suretiyle davacının genel kurul toplantılarına çağrıldığı,
ayrıca çağrılmasına rağmen davacının sessiz kalarak istifa ettiğinden ve istifasının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle herhangi bir ses çıkarmadığı 2009, 2010, 2011 yıllarında yapılan icra takipleri sebebiyle davacı tarafından ödemeler yapıldığı,
bu ödemelerin icra takibi baskı ve tazyiki altında yapıldığı iddia edilmesine karşın buna yönelik herhangi bir davanın da açılmadığı dikkate alındığında davacının davranışlarıyla ortaklığı zımnen kabul ettiği gözetilerek karşı dava bakımından bilirkişi raporunda faizin başlangıç tarihi ve miktarı belli olmadığı gibi talep konusu 6.750 TL alacağın 3.000,00 TL'lik kısmını oluşturan her birinde takip çıkışı asıl alacak 1.500,00 TL olan İstanbul Anadolu .....
İcra Müdürlüğünün ... esas ve İstanbul Anadolu....
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyalarında borcun sebebi olarak gösterilen genel kurul tarihleri ile bilirkişi raporunda aidat alacağına ilişkin baz alınan genel kurul tarihlerinin birbiri ile çeliştiği nazara alınarak ayrıca davalı karşı davacıdan talep etmiş olduğu alacağının hangi genel kurul kararlarından kaynaklandığı hususunda beyanı da alınarak bilirkişilerden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli olmadığından bahisle ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 08/05/2024 TARİH VE 2022/817 ESAS 2024/435 KARAR SAYILI KARARI İLE:Davacının davranışlarıyla ortaklığı zımnen kabul ettiğigerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmiş olup karşı davanın ise, davalı karşı davacının beyanları ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabulü ile 6.750,00 TL asıl alacağın 04/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; üyelikten noter ihtarnamesi ile istifa eden ve kötüniyetle veya hata ile genel kurula çağrılan müvekkilinin toplantılara katılmadığını, ayrıca müvekkilinin toplantılara sessiz kalmayıp onlarca ihtarname gönderdiğini, bunlara rağmen ortaklığın zımnen kabul edildiğinden bahisle verilen kararın hukuki ve vicdani olmadığını, dosyada alınan 4 bilirkişi raporunda da müvekkilinin üyelikten istifa ettiği yönünde görüş bildirildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Asıl dava, kooperatif üyesi olmadığının tespiti; karşı dava ise, aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir.Dairemiz kaldırma kararından sonra Mahkemece bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup davlı karşı davacının karşı dava kapsamında talep edebileceği alacağın 6.750,00 TL asıl alacak ile vade tarihlerinden dava tarihine kadar işleyen 9.801,67 TL faiz olmak üzere toplam 16.551,67 TL olduğu raporda bildirilmiştir.Davacı karşı davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;Davacı karşı davalı vekili,
müvekkilinin üyelikten istifa ettiği hususunu kooperatife bildirdiği 24/10/2005 tarihinden itibaren üye olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin kaldırma kararında davacının davranışlarıyla ortaklığı zımnen kabul ettiği ve bu nedenle kooperatif üyesi olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.
Buna göre, davacı 2001 yılında bağımsız bölümünü dava dışı kişiye satmış ise de kooperatif ortaklığını devretmediğinden istifa iradesinin noter ihtarnamesi ile ortaya konduğu 24/10/2005 tarihine kadar üye olduğu, söz konusu istifa bildiriminin kooperatife ulaştığı 27/10/2005 tarihinde davacının kooperatif ortaklığından çıktığını kabul etmek gerekmekte ise de 2006-2016 tarihleri arasında yapılan genel kurullarda davacının ortaklar arasında gösterildiği, katılım sağlamasa da ... yoluyla kendisine tebliğ yapılmak suretiyle davacının genel kurul toplantılarına çağrıldığı,
ayrıca çağrılmasına rağmen davacının sessiz kalarak istifa ettiğinden ve istifasının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle herhangi bir ses çıkarmadığı, davacı 2007 yılında çektiği ihtarnameler ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini ve kooperatif ile hiçbir ilişkisinin kalmadığını önceki ihtarnamelerle bildirdiğinden bahisle kendisine kooperatif ile ilgili herhangi bir şeyin gönderilmemesini talep etmiş olsa da 2009, 2010, 2011 yıllarında yapılan icra takipleri sebebiyle davacı tarafından ödemeler yapıldığı,
icra takibi baskı ve tazyiki altında yapıldığı iddia edilen ödemeler yönünden bir ihtirazı kaydın bulunmadığı gibi buna yönelik herhangi bir davanın da açılmadığı dikkate alındığında davacının davranışlarıyla ortaklığı zımnen kabul ettiği ve bu nedenle halen kooperatif üyesi olduğunu kabul etmek gerekir (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/14610 Esas 2009/9794 Karar, 2007/14680 Esas 2009/9758 Karar sayılı ilamları).Açıklanan sebeplerle davacı karşı davalı vekili, müvekkilinin kooperatif üyesi olmadığının tespitine yönelik davasında haklı olmadığından Mahkemece,
Dairemiz ilamı doğrultusunda tesis edilen karar isabetli olup istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Davacı karşı davalı vekilinin karşı dava yönünden istinaf başvurusunun değerlendirilmesi;6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir.
Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir.
Yeniden değerleme sonucunda 2024 yılı için kesinlik sınırı 28.250,00 TL olmuştur.HMK'nun 352. maddesinde. "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir.
Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir.İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre somut olayda, karşı davada tahsili talep edilen alacak miktarı 6.750,00 TL olup Mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği,
kararın, karar tarihi itibariyle HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının (28.250,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davalının istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karşı dava kapsamında verilen karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddi gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince asıl davaya yönelik tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı karşı davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine;
davacı karşı davalı vekilinin karşı dava kapsamında verilen karara yönelik istinaf başvurusunun ise kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,1-Davacı karşı davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-/b/1. bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davacı karşı davalı vekilinin karşı dava kapsamında verilen karara yönelik istinaf başvurusunun kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince asıl ve karşı dava bakımından ayrı ayrı alınması gereken 427,60 TL harcın davacı karşı davalı tarafından peşin olarak yatırılması sebebiyle yeniden harç alınmasına
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/863, K. 2024/1057, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama