KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/430 Esas
- Karar no
- 2025/568
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Ara karar tarihi
- 21/01/2025
- Numarası
- 2025/57 Esas
- Talep
- İHTİYATİ HACİZ
Karar Metni
1.192 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen özel güvenlik sözleşmesi kapsamında davalı ... Ltd Şti.nin müvekkiline güvenlik hizmeti verdiğini, sözleşme kapsamında çalışan dava dışı personelin işçilik alacaklarının tahsili için müvekkili ve davalı şirketin de aralarında bulunduğu bir kısım şirketler aleyhine dava açtığını ve açtığı davadaki ilama dayanarak İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi 'nin ...
Esas sayılı dosyasında takip başlattığını, müvekkilinin söz konusu icra dosyasına 467.952,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2 maddesi uyarınca davalıların müvekkili şirket tarafından dava dışı işçiye ödenen 467.952,00 TL'nin tamamından sorumlu olduklarını, müvekkilinin hizmet sözleşmesi gereğince hizmet bedelini eksiksiz ve düzenli olarak ödediğini, hizmet bedelinin işçinin istihdamına ilişkin her türlü gideri içinde barındırdığını, müvekkilinin aynı kalemler için İş Mahkemesi ilamı üzerine mükerrer ödeme yapmak durumunda bırakıldığını,
İş Mahkemesinin kesinleşen kararı uyarınca ilgili tutardan davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, bahsi geçen şirketlerin unvanlarından da anlaşılacağı üzere aynı şirketler grubuna dahil olmakla tümünün ticari faaliyetinin özel güvenlik hizmeti vermek olduğunu, davalı şirketlerin hissedarları ve yetkililerinin aynı kişiler olduğunu ve aralarında organik bağ bulunduğunu, İş Mahkemesi kararında yer alan ... Ltd Şti ve ...
Sistemleri A.Ş.'nin 2014 yılı itibariyle ticaret sicilinden terkin edildiği ve tüzel kişilikleri sona erdiğinden, huzurdaki davada kendilerine husumet yöneltilemediği, tüzel kişilikleri halen aktif olan davalı şirketlere husumet yöneltildiğini, arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını, İstanbul Ticarek Sicil Müdürlüğü'nün kayıtlarında unvanlarında .../.../... ibaresine sahip özel güvenlik hizmeti veren onlarca şirket bulunduğunu, ticaret kayıtları incelenirken bir şirket kapatılırken bir başkasının kurulması yanı sıra, var olan şirketlerden bazılarının da bir çok kez ticaret unvanının değiştiğini,
müvekkili şirketin yargılama devam ettiği sırada terkin sürecine girebilecek ya da içi boşaltılabilecek borçlu şirketler ile karşı karşıya olduğunu, bu halde müvekkili şirketin alacağını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşabileceğini hatta imkansız hale gelebileceğini,
ileri sürerek müvekkili tarafından dava dışı işçiye ödenen 467.952,00 TL'nin mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden ve arabuluculuk anlaşmama tutanağının imzalandığı 12.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıların her türlü taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 21.01.2025 tarihli ara karar ile; Somut olayda talep edenlerin ileri sürdükleri alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden söz konusu sunulan belgeler alacağın varlığı konusunda yaklaşık ispata yeterli olmadığı, ihtiyati haciz talebine konu alacağın herhangi bir mahkeme kararına veya kıymetli evrağa dayanmadığı gibi alacağın varlığı, miktarı hususunun yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle ihtiyati haczin verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; kesinleşmiş bir yargı kararına istinaden müvekkilinin ve davalıların müştereken ve müteselsilen borçlu hale geldiklerini ve borcun tamamının müvekkili şirket tarafından ödendiğini ve davalılardan alacaklı olduğunu, alacağın ve miktarının yaklaşık ispat koşulunun da ötesinde ispatlandığını, dosyada mübrez belgelerden anlaşılacağı üzere, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından edinilmiş bilgiler doğrultusunda davalıların, faaliyetlerinin birbirine benzer unvanlar altında birden fazla şirket ile yürüttüğü ve bu şirketlerin ticaret unvanlarının sıklıkla değiştirildiğini,
daha ziyade bazı şirketlerin kapatılıp yerine yenilerinin açıldığını, bu doğrultuda ihtiyati haciz sebebinin, davalı şirketlerin içinin boş olması, yalnızca kağıt üzerinde var olma ihtimalleri ve içleri boş olmasa dahi huzurdaki dava sürecinde boşaltılarak şirketlerin ortakları ve/veya yöneticilerinin başka unvanlar altında ticari faaliyetlerine devam etme ihtimallerinin oldukça yüksek olması olduğunu, davalıların, ticari sicilleri incelendiğinde bu ihtiyati haciz sebebinin de yaklaşık olarak ispat edildiğini, yani müvekkili şirketin alacağını tahsil edememe tehlikesinin gerçekçiğinin ortaya konulduğunu,
İlk Derece Mahkemesi'nin ara kararının hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasına, davalıların taşınır ve taşınmaz malvarlığı, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacakları da dahil olmak üzere, müvekkili şirketin alacağını karşılamaya yetecek tüm malvarlığı değerinin ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup Mahkemece talebin reddine karar verilmesi üzerine söz konusu ara karar davacı tarafça ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği yönünden istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık İİK'nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartlarının mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İhtiyati haciz, İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.
İİK'nun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." denilmektedir. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir.
İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir.
Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi İhtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir. Somut olayda, davacı taraf, dava dışı işçi tarafından açılan işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin açılan davada verilen ilamın icraya konu edilmesi sebebiyle ödediği bedelin hizmet alım sözleşmesi kapsamında rücuen tazminini talep etmiştir.
Buna göre dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında, davalıların işçiyi kendi bünyelerinde çalıştırdıkları ve sorumlu oldukları dönemler ve sorumluluk miktarları yönünden bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gibi İİK'nun 257. maddesinde öngörülen diğer koşulların da oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kanaat ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle,
ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Yukarıda açıklanan nedenlerle.
1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/57 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 21/01/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/430, K. 2025/568, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama