İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/817 K.2025/998

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2025/817Karar2025/998Tarih10 Temmuz 2025Okuma13 dk · 2.627 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
10 Temmuz 2025
Dosya no
2025/817 Esas
Karar no
2025/998
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ara karar tarihi
26/03/2025
Numarası
2025/308 Esas
Davanın konusu
ALACAK-MENFİ TESPİT
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.627 kelime·13 dk okuma·5 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan 05/05/2023 tarihli sponsorluk sözleşmesi uyarınca, davalı ...'nin 2023-2024 ve 2024-2025 futbol sezonlarında oynayacağı tüm resmi müsabakalarda "..." isim sponsorluğu altında çıkmayı, müvekkilinin reklam, isim ve tanıtım haklarını sözleşmede belirtilen şekilde yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, buna karşılık müvekkilinin ise 56.000.000,00 TL sponsorluk bedelini çekler aracılığıyla taksitler halinde ödemeyi kabul ettiğini,

müvekkilinin tüm yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmesine rağmen davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini hiçbir şekilde yerine getirmediğini, ayrıca sözleşmenin yürürlüğe girebilmesi için ön koşul olarak belirlenen ...

A.Ş. ile imzalanan KDV hariç 8.000.000,00 TL bedelli reklam hizmetleri sözleşmesinin feshedilmesi şartının da sağlanmadığını, müvekkilinin, sözleşme geçerli şekilde yürürlüğe girmediği ve fiilen uygulanmadığı halde bankalar nezdinde repütasyon kaybı yaşamamak adına çekleri ödemek zorunda kaldığını ancak karşılığında sözleşmesel haklarından hiçbir şekilde yararlanamadığını, ...

Federasyonu'nun resmi internet sitesinde de görüleceği üzere, davalı tarafça 2023-2024 ve 2024-2025 sezonlarında kulübün adının Federasyona "..." (...

A.Ş. markası) olarak bildirildiğini, bu suretle sözleşmenin ihlal edildiğini, ayrıca yalnızca isim sponsorluğu yükümlülüğü değil bunun dışında sözleşmenin diğer maddeleri ile kararlaştırılan sözleşme konusu diğer tüm reklam, tanıtım ve görünürlük yükümlülüklerinin de ihlal edildiğini, sezon itibariyle 2023-2024 sezonunun bitmiş olması ve davalının yükümlülüklerini yerine getirilmesinin mevcut durumda imkansız hale gelmesi sebebiyle ödenmiş çeklerin bedellerinin uğranılan zararlarla birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde tazmini ile vadesi gelmemiş çekler bakımından çekte bedelsizliğin tespiti amacıyla işbu davanın açıldığını,

müvekkili ile imzalanan sözleşmenin bedeli 56.000.000 TL iken ...'ye "..." ismiyle bildirim yapılmasının davalının daha yüksek bedelli yeni bir sponsorluk sözleşmesi yaptığı ihtimalini güçlendirdiğini, bu nedenle ...'ye bildirilen güncel ... isim hakkı sponsorluk sözleşmesinin celbi gerektiğini,

davalının daha yüksek bedelli başka bir sponsorluk anlaşması yapması durumunda sözleşmenin 11.2. maddesinin (bu maddede belirtilen hususların yerine getirilmemesi halinde) cezai şart ve tazminat ödeme taahhüdünü içermesi sebebiyle federasyona düşük bedelli eski sözleşmeye dayalı sponsorluk adının bildirilerek müvekkile karşı doğacak cezai şart yükümlülüğünün bertaraf edilmeye çalışıldığını, bu durumun da daha yüksek bedelli başka bir sözleşmenin gizlenmesi niyetiyle hareket edildiği kanaatini uyandırdığını,

2023-2024 sezonu tamamlandığı gibi 2024-2025 sezonunun ise yarısının geçmesi sebebiyle davalının kendi kusuru ile sözleşmenin ifasını imkânsız hale getirdiğini, müvekkiline ait çekler tahsil edilmesine rağmen sözleşme hükümlerinin yerine getirilmediğini, sözleşmenin davalının kusuruyla imkânsız hale gelmesinin subjektif imkânsızlık kapsamında olduğunu, bu durumda alacaklının TBK'nun 112. maddesi uyarınca, aynen ifa hakkını kaybettiği için yerine tazminat talep edebileceğini, bu çerçevede sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ödenen bedelin iadesi;

sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelmesinden kaynaklanan tüm zararların tazminini ve vadesi gelmemiş çeklerin bedelsiz olduğunun tespiti gerektiğini, müvekkili tarafından keşide edilerek davalı tarafa teslim edilen çeklerin davalı tarafça ...

Bankası A.Ş.'ye imzalanan bir kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiği kanaatine varıldığından çeklerin bu bankada teminat olarak tutulduğunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hem çek bedelinin muhatap banka tarafından lehtara ve diğer alacaklılara ödenmemesine hem de çekler dayanak gösterilerek icra takibine girişilmesinin engellenmesine yönelik olarak teminatsız aksi halde teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile yapılacak yargılama neticesinde davalıya ödenmiş ve vadesi gelmiş çek bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca,

ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müvekkiline iadesine; henüz vadesi gelmemiş çeklerin, dayanağını oluşturan sponsorluk sözleşmesinin hükümsüz kalması nedeniyle bedelsizliğin tespitine; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının edimlerini sözleşmeye uygun ifa etmemesinden kaynaklanan müvekkilinin zararının işbu belirsiz alacak davası kapsamında hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, arabuluculuk son tutanağının usul ve yasaya aykırı olduğunu zira müvekkilinin adresi Kayseri olmasına rağmen arabuluculuk başvurusunun yetkisiz arabuluculuk merkezinden yapıldığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, çünkü davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunmadığından davanın genel yetki kurallarına göre müvekkilinin adresi olan Kayseri Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini,

dava belirsiz alacak davası olarak açılmış ise de, davanın belirsiz alacak olarak görülmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu edilen alacak belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, açılan davada müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, zira 26 Nisan 2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ...Kulüpleri ve...

Federasyonları Kanunu ile birlikte ülkemiz hukukunda spor anonim şirketlerinin de düzenlendiğini, ilgili kanunla spor kulüplerinin dernek statüsünden spor anonim şirketi statüsüne geçişlerinin sağlanarak daha profesyonel bir şekilde yönetilmesinin amaçlandığını, bu kapsamda müvekkili şirketin de bir spor anonim şirketi olduğunu ve ...

Derneğinin futbol şubesinin bütün idaresi, temsil yetkisi, borçlarının ve alacaklarının idaresinin müvekkili...nin görev ve sorumluluğuna girdiğini, dava konusu sözleşmenin futbol şubesinin idaresi için kurulan müvekkili şirket ile imzalanması gerekli iken ... Kulübü Derneği ile imzalanmasının müvekkil şirketi bağlamadığını, kaldı ki sözleşme tarihinde müvekkili şirket ile ...

A.Ş. arasında halihazırda bir sponsorluk anlaşması bulunduğundan davacı ile müvekkili şirketin onayı ve muvafakati olmaksızın bu şekilde bir sponsorluk anlaşması imzalanmasının da mümkün olmadığını, davacının keşide ettiği çeklerin müvekkili şirkete bağış kapsamında verildiğinin kabulü gerektiğini, zira sözleşmenin imza tarihinde müvekkili şirketin ekonomik dar boğazda olması sebebiyle transfer yasağı ile karşı karşıya kalmamak için...

Spor ile gönül birliği olan şirketlerden bağış talep ettiğini, ayrıca dosyaya sunulan sözleşmenin 11.3 maddesinde açıkça sözleşmenin geçerlilik şartı olarak müvekkili şirketin ...

A.Ş. ile imzaladığı sponsorluk anlaşmasının davacı şirketle imzalandığı iddia edilen sponsorluk anlaşmasının imzalanmasından en geç bir gün önce feshedilmesinin kararlaştırıldığını, davacının sözleşmenin imza tarihinde, müvekkilinin bu sözleşmeyi feshetmediğini bilmemesinin mümkün olmadığını, basiretli bir tacir olan davacının bu hususu teyit etmeden dava konusu çekleri teslim etmesinin ticari teamüllerle açıklanabilir bir husus olmadığını, bunun yanında davacının sözleşme tarihi üzerinden iki sene sonra dava yoluna gitmesinin de ticari hayatın olağan akışına uymadığını, bu hususların çeklerin bağış kapsamında verildiğini gösterdiğini,

ancak davacı şirketin kötüniyetle bağış iradesinden dönerek müvekkili şirketi zora sokmak için eldeki davayı ikame ettiğini, davacı, müvekkilinin eski sponsorluk sözleşmesini feshetmeyerek muvazaalı davrandığını iddia etmiş ise de, müvekkilinin dava konusu sözleşmenin tarafı olmadığını, sözleşmenin feshedildiğini teyit etmeden çekleri teslim eden davacının muvazaa iddiasında bulunamayacağını, burada asıl muvazaalı davranan davacı şirket olup dava konusu sponsorluk sözleşmesini gider olarak gösterip KDV ve Kurumlar vergisinin mahsubunda kullanıp kullanılmadığının davacının bağlı bulunduğu vergi dairelerinden sorulması gerektiğini, davacı,

vadesi gelmemiş 31.07.2025 ve 30.11.2025 tarihli çekler bakımından ihtiyati tedbir mahiyetinde ödeme yasağı talep etmiş ise de, ilgili çeklerin müvekkili tarafından ciro edilmek suretiyle elden çıkarılması sebebiyle tedbir verilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı, çeklerin bedelsizliğinin tespitini talep etmiş ise de,

kabul manasına gelmemekle birlikte iki taraf arasındaki bir hukuki ilişkiye dayalı olarak verilen bir kıymetli evrakın varlığı halinde borca aykırılık sebebiyle senet dolayısıyla borcunun olmadığı savunması sadece senet lehtarına karşı ileri sürülebilecek olup senedin ciro edilmesi halinde senedi ciro yoluyla teslim almış hamillere karşı ileri sürülemeyeceğinden bedelsizliğin tespitine de karar verilmesinin hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesinin 26/03/2025 tarihli ara kararı ile; bu aşamada dosyaya sunulan delillerin taraflar arasındaki sözleşme, link görüntüsü ve arabuluculuk tutanağından ibaret olduğu, bunların dışında sözleşmenin ihlal edildiğine dair davacı iddialarına yönelik yaklaşık ispat şartını sağlayacak ölçüde delilin bulunmadığı, ayrıca tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zarar doğacağına yönelik emareler bulunmadığı, değişen koşullara göre yargılama süresince ihtiyatı tedbir talebinin her zaman değerlendirilebileceği gibi hususlar da dikkate alındığında gelinen aşamada şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, somut olayda ihtiyati tedbir koşullarının fazlasıyla mevcut bulunduğunu, davalının sözleşmede üstlendiği edimleri yerine getirmeyerek ve sponsorluk haklarını fiilen başka firmalara devrederek sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle müvekkilinin sözleşme gereği ödeme yükümlülüğünün tartışmalı olduğunu, çeklerin tedavüle çıkarılması durumunda,

müvekkili henüz haklılığını ispat etme imkânı bulamadan ciddi bir nakdi kayba uğrayacağını ve sonrasında bu bedellerin davalıdan tahsilini sağlamanın oldukça güçleşeceğini, hatta kulübün ekonomik durumu da gözönüne alındığında (borç yükü, ödeme aczine düştüğü, mali sebeplerden dolayı transfer yasakları ve buna ilişkin basında çıkan haberler) müvekkil tarafından yapılacak olası bir ödemenin telafisi imkânsız zararlara yol açacağını, bu nedenlerle HMK'nun 389. maddesindeki "ciddi zarar tehlikesi" koşulunun somut olayda fazlasıyla mevcut olduğunu, ayrıca somut olayda yaklaşık ispat şartının da sağlandığını,

zira dava konusu sponsorluk sözleşmesi mevcut olduğu gibi davalının 2023-2024 sezonunda "..." ismiyle.

2024-2025 sezonunda ise "..." ismiyle mücadele ettiğinin TFF kayıtları ve kamuoyuna yansıyan duyurular ile sabit olduğunu, bu durumun davalının, müvekkili dışında bir sponsorluk anlaşması yürüttüğünü açıkça kanıtladığını, bu nedenle müvekkilinin, sözleşmeden kaynaklanan haklarının ihlal edildiği ve dolayısıyla sponsorluk bedelini ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı konusunda en azından yüksek bir ihtimal bulunduğunun söylenmesi gerektiğini, yaklaşık ispat ile uyuşmazlığın tüm yönlerinin ispatlanmasının aranmadığını, ihlal olgusunun tartışmaya mahal vermeyecek kadar net belgelerle desteklendiğini,

yaklaşık ispat koşulunun güçlü delillerle sağlandığını, eğer tedbir kararı verilmezse, menfi tespit davasının amacına ulaşamayacağını, zira olası bir icra takibi neticesinde müvekkilinden haksız tahsilat yapılabileceğini ve dava sonuçlandığında kararın fiili bir etkisinin kalmayacağını,...'un finansal durumu göz önüne alındığında, ödeme yapıldıktan sonra iadesini almanın hiç de kolay olmayacağını, çekler sebebiyle haciz, ödeme emri, banka bloke talepleri veya iflas istemli takiplere maruz kalması halinde müvekkilinin ticari faaliyetleri felce uğrayabileceği gibi ayrıca bankalar nezdindeki kredi sicili ve finansal itibarının zarar göreceğini,

müvekkilince verilen çeklerin davalı tarafından ...

Bankası nezdindeki bir kredi sözleşmesine teminat olarak verildiğinin öğrenildiğini, çeklerin vadesi geldikçe bankaca tahsilinin kaçınılmaz olduğunu ve müvekkilin bu ödemeyi durdurma olanağının bulunmadığını, taraflarınca, mahkemenin uygun göreceği bir teminat karşılığında tedbir almaya hazır olduklarını belirtmelerine rağmen bu hususun dahi göz önüne almadığını, müvekkilinin gerekirse çeklerin tamamının teminat olarak yatırmaya da hazır olduğunu, teminat ile verilecek tedbirin, her iki tarafın da çıkarlarını dengeleyeceğini,

bu nedenle mahkemenin ölçüsüz bir yargısal takdir kullandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf ederek talepleri doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava, sponsorluk sözleşmesinden doğan edime aykırı davranıldığı iddiasına dayalı ödenen çek bedellerinin faizi ile tahsili, vadesi gelmeyen çeklerin bedelsizliğinin tespiti ve uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir.Davacı vekili dava ile birlikte henüz vadesi gelmeyen her biri 10.000.000,00 TL bedelli çekler sebebiyle ödeme yasağı konulması ile birlikte aynı zamanda bu çeklere dayalı icra takibine girişilmesinin engellenmesine karar verilmesini talep etmiş ve Mahkemece tesis edilen ara karar ile yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığından bahisle talebin reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf

edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davanın icra takibinden önce açılması sebebiyle çeklere dayalı icra takibine girişilmesinin engellenmesine ilişkin talebin niteliği itibariyle İİK'nun 72/2 maddesi kapsamında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine yönelik olduğu anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, ödeme yasağı konulması ve icra takibinin durdurulması bakımından ihtiyati tedbir şartlarının mevcut olup olmadığı,

buna göre mahkemenin kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2004 sayılı İİK'nun 72. maddesinin üst başlığı "menfi tespit ve istirdat davaları" ile ilgili olup maddenin 1. fıkrasında; borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabileceği belirtilmiş ve maddenin 2. fıkrasında ise; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemenin talep üzerine alacağın %15'den aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceğine yer verilmiştir.

Somut olayda, davacının ödeme yasağı konulmasına ve icra takibinin durdurulmasına yönelik taleplerinin niteliği gereğince 6100 sayılı HMK'nun 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hükümleri kapsamında incelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.

İcra takibinin durdurulması, alacaklının alacağına kavuşmasına geçici olarak engel olması bakımından borçluya bir hukuki koruma sağladığından ortada bir geçici hukuki koruma olduğuna şüphe yoktur.Somut olayda olduğu üzere, takipten önce açılan menfi tespit davalarında teminat karşılığında takibin durdurulması, kanunda ihtiyati tedbir olarak nitelendirilmiş olup doktrinde de, takibin durdurulmasının ihtiyati tedbir niteliği kabul edilmektedir.İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun onuncu kısım birinci bölümünde, geçici hukuki korumalar üst başlığı ile 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

Kanunun 389/1 maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir.

Yine Kanunun 390/3 maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.

Anılan hükümlerde de açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından yada tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ve talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi şartıyla uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki korumadır."...Hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir.

Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir..." (Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes Muhammet. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 Esas, 2012/6651 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi).2004 sayılı İİK'nun 72/2 maddesinde düzenelenen takibin durdurulması şeklindeki geçici hukuki koruma iki koşula bağlıdır.

Bunlar; talep sahibinin menfi tespit davasında haklılığının ve geçici hukuki koruma sağlanmasını haklı kılacak bir tehlikenin varlığının yaklaşık ispat seviyesinde ispat edilmesidir.Geçici hukuki koruma talep edildiği anda borçlunun geçici olarak korunmasını haklı kılacak bir tehlike ve bunun bertarafa ihtiyacı bulunmamaktadır. İcranın menfi tespit davasında durdurulması, esas itibariyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte önem kazanmaktadır.

Zira bu takip yolunda itiraz, satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmadığından ödeme emrine itiraz, haciz tehdidini ortadan kaldırmamaktadır.

Somut olayda, davacı vekili, tedbir talep edilen çeklerin taraflar arasında akdedilen sponsorluk sözleşmesi kapsamında verildiğini, ancak davalının edimini yerine getirmediğini ileri sürerek çekler sebebiyle menfi tespit -alacak ve zarar talepleri ile birlikte- talebinde bulunmuş olup buna karşılık davalı vekili ise, taraf sıfatı bulunmadığı gibi keşide edilen çeklerin bağış kapsamında verildiğini savunmuştur.

Buna göre dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin, davanın bulunduğu aşama itibariyle HMK'nun 390/3. fıkrası gereğince yaklaşık ispat için yeterli olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Yani geçici hukuki koruma talep edildiği anda borçlunun (davacının), geçici olarak korunmasını haklı kılacak bir tehlike ve bunun bertarafa ihtiyacının bulunduğu dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre kabul edilebilir.

Bu durumda bahsi geçen çekler sebebiyle takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında hem ödeme yasağı konulması hem de İİK'nun 72/2 maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken aksine gerekçelerle talebin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Ayrıca söz konusu ihtiyati tedbire karar verilirken bir ödeme aracı olan çekin illetten mücerret olması sebebiyle iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarının ihlal edilmemesine dikkat edilmesi,

bu anlamda tesis edilecek ihtiyati tedbirin davanın tarafları ile sınırlı tutulması da gerekir.Açıklanan yasal düzenlemeler ve genel ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, yaklaşık ispat şartının sağlandığına kanaat getirilmesi sebebiyle ilk derece mahkemesince tesis edilen ara kararın usul ve yasaya uygun bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve %20 teminat karşılığında;

dava konusu çeklerin davalı tarafından bankaya ibrazı halinde ödenmesinin yasaklanmasına ve davanın tarafları ile sınırlı olmak üzere dava konusu çeklere dayalı başlatılacak icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/308 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 26/03/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE,b) Davacı tarafından %20 teminat karşılığında (4.000.000,00 TL) nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz olunduğunda, talebe konu davacı şirket tarafından davalı şirket lehine keşide edilen ...

Bankası A.Ş. ...

Şubesine ait; ...çek seri numaralı, 31/07/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL ve ... çek seri numaralı, 30/11/2025 keşide tarihli, 10.000.000,00 TL bedelli çeklerin davalı şirket tarafından bankaya ibrazı halinde ÖDENMESİNİN YASAKLANMASINA, ayrıca söz konusu çeklere dayalı başlatılacak icra takibinin davanın tarafları ile sınırlı olmak üzere İİK'nun 72/2 fıkrası uyarınca DURDURULMASINA,3-Teminat ibraz edildiğinde ilgili banka ve icra dosyasına müzekkere yazılmasına,

4-Kararın taraflara tebliği ve diğer gerekli işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin mahkemece verilecek esasa dair kararda değerlendirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.10/07/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/817, K. 2025/998, 10 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkeme Kararı
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/817
Karar No
2025/998
Tarih
10 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/817 K.2025/783
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/818 K.2025/746
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/818 K.2025/932
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2025/819 K.2025/698
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/820 K.2025/765
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/821 K.2025/766

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.