KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Esas no
- 2023/3500
- Karar no
- 2024/2636
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2023
- Numarası
- 2020/977 E - 2023/599 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.109 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Elektrik Piyasası Kanunu'nun 3. Maddesi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 12.09.2012 tarih ve 4019 sayılı Kararı uyarınca, Elektrik Piyasası'nda dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 19.06.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine karar verilmesi üzerine anılan tarih itibariyle İstanbul ... A.Ş. (“...”) ve ...
Satış A.Ş. ("...”) olarak hukuki ayrışma sağlandığını, abonelik ile ilgili her türlü işlemin perakende satış faaliyetini yürüten ...'ın faaliyet alanına girdiğini davalı ile ... nolu sözleşme akdedildiği ve davalı ... nolu tesisata ilişkin ... müşteri no ile abone olduğunu, davalı tarafından 2017 yılı 03,04,05 ve 06 ayları elektrik faturaları ödenmemiş ve eski borçlarının da eklenmesi suretiyle 14.482,20 TL asıl alacak, 1.411,58 gecikme faizi, 254,05 TL toplam alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ...
İcra dairesinin ...
E sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun 12.03.2018 tarihinde sunduğu haksız ve mesnetsiz itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiş olduğundan takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın abonelik sözleşmesini, abonelik sözleşmesinin yapıldığı tarihte... Sanayi Anonim Şirketi'nin yetkilisi olduğunu iddia eden ancak öyle olmadığı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/94 Esas sayılı dosyada 12/03/2020 Tarihinde aldığı 2020/233 karar sayılı kararıyla anlaşılacağını, ...
Sanayi Anonim Şirketi 'nin ilgili sözleşmeyle hiçbir ilgisi olmadığını davacının, davalı müvekkilini tarafı olmadığı bir sözleşmeyle bağlı kılarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, müvekkil şirket, hiçbir tarih ve dönemde, ödeme emrinde belirtilen borcun kaynağını oluşturduğu anlaşılan “ ... Mah. ... Sok.
Üsküdar/İstanbul...” adresinde bulunmadığını, müvekkili şirket, alacaklı olduğu belirtilen kuruluşla herhangi bir akit imzalamadığı gibi herhangi bir nam adı altında hizmet de almadığını, sözleşmenin muhatabı olan ...'ın ilgili sözleşmeyi yetkisi olmaksızın ...
Sanayi Anonim Şirketi'ni zarara sokmak için yapmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda taraflar arasında düzenlendiği belirtilen elektrik tüketim sözleşmesini davalı şirket adına imzalayan dava dışı ...'ın ticaret sicil kayıtları uyarınca davalı şirketin yetkilisi olmadığı,
ancak davacı şirkete sunduğu belgelere göre yetkili olduğu döneme ait evrakları eklediği anlaşılmakla yukarıda izah edilen kanun hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde ve davacı şirketin tacir olduğu basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğu ayrıca ticaret sicil kayıtlarının aleni olduğu hususları gözetildiğinde sözleşmeyi imzalamak isteyen tarafın ilgili şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığı kontrol etme yükümlülüğü bulunduğu hususu ve olayımızda davalı şirketin,
dava dışı eski şirket temsilcisinin imzalamış olduğu sözleşmeye doğrudan onay vermediği ayrıca davacı tarafça eski tüketimlere dair ödeme kayıtlarının da dosyaya ibraz edilemediği hususu gözetildiğinde davalının sözleşmeye dolaylı olarak da icazetinin bulunmadığı anlaşılmakla yukarıda izah edilen tüm nedenlerle davacının iş bu davayı ispat edemediği kanaatiyle açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre.
“Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
Bu nedenle de davalı taraf lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gerekçeleriyle 1-Davanın REDDİNE 2 -Şartlar oluşmadığından davalı lehine kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; müvekkilinin söz konusu sözleşmeyi dava dosyasına sunmuş oldukları ... isimli şahsın temsile ve imzaya yetkili olduğuna dair imza sirküsüne dayanarak imzaladığını, sözleşme yapıldığı dönemde İstanbul ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı imza sirküsüne göre ...
20.03.2014 itibari ile 3 yıl süre ile şirketi temsilen imzaya yetkili olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan hesaplamaların açık ve net bir biçimde ortaya konduğunu, mahkemece davacı tarafça eski tüketimlere dair ödeme kayıtlarının da dosyaya ibraz edilemediği hususu gözetilerek davanın reddine karar verilmişse de müvekkili kuruma çeşitli ödeme kanallarından binlerce ödeme geldiğini, ödemelerin kim tarafından yapıldığının kayıtlarının tutulması mümkün olmadığını, davalı tarafından daha önce ödeme yapılmış olduğunu, davalı tarafından daha önceki dönemlere ilişkin yapılan ödemelerin,
müvekkil şirketin dijital kayıtlarında da sabit olduğunu, ekran görüntülerinin dosyaya sunulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, elektrik kullanım faturalarının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, abonelik sözleşmesinin sunulan imza sirküsüne göre yapıldığını davalı şirketin daha önceki ödemeleri yaptığını ileri sürmektedir.
Davalı ise, sözleşmeyi imzalayan kişinin sözleşme tarihinde şirketi temsile yetkili olmadığını, şirketin dava konusu yerde bulunmadığını savunmuştur. Somut olayda; davacı ... ile davalı İstanbul Yayıncılık arasında ... Sk.
No:... direği İstanbul adresine kayıtlı ... numaralı tesisatta ... numaralı sözleşme imzalandığı, sunulan TSG'e göre 01.07.2015 tarihinden itibaren davalı şirketi temsile Yönetim Kurulu Başkanı atanan ...'in yetkili olduğu, sözleşmeyi imzalayan ise ...'ın sözleşmenin akdedildiği dönemde şirket adına yetkili olmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde abonelik sözleşmesinin geçerli olmadığı, davacı tarafça davalı şirketin dava konusu yerde faaliyet gösterdiği ve fiili kullanıcı olduğunun da kanıtlanamadığı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3500, K. 2024/2636, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama