KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Esas no
- 2025/3015
- Karar no
- 2025/3103
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
908 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket ile müvekkili şirket arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı gerçek kişinin ise şirketin yetkili temsilcisi olduğunu ve sözleşmede ticari kefaleti bulunduğunu, davalıların elektrik tüketimine rağmen faturaları ödemediğini, davalı şirketin müvekkil şirket nezdinde yer alan tüketim faturalarını ödememesi sebebiyle muhtelif takipler başlatıldığını, Ticaret Sicil Gazetesinde yapılan incelemelerde davalı şirketin şubelerinin sicilden terkin edilmek suretiyle kapandığının görüldüğünü, arabuluculuk görüşmeleri sırasında,
şirketin tasfiyeye girdiğini, müvekkili şirketin alacaklarını tahsil etmesinin olanaksız olduğunu beyan ettiğini, davalı şirket alacaklılardan mal kaçırma gayesi ile işletmelerini kapatmakta, paravan şirketler ile ticarete devam etmekte olduğunu, mal kaçırma şüphesi mevcut olup dava sonuçlanıncaya dek müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesi güç hale geleceğini beyanla davalıların yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, borçluların, % 20’den aşağı olmamak üzere, icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine,
davalıların banka hesapları, taşınır ve taşınmazları üzerinde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından; "Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde yukarıda verilen bilgiler ışığında davanın yaklaşık da olsa ispatı yargılama gerektirdiğinden ve İİK 257 ve devamı madde hükümlerinde öngörülen koşullar gerçekleşmediği..." gerekçeleriyle ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, ihtiyaten haczi talep edilen faturanın sözleşme gereği düzenlenen faturalar olduğu, davalılar tarafından sözleşmesel ilişkinin reddedilmediği, fatura son ödeme tarihinin 10/06/2025 tarihi olduğu, işbu tarih itibariyle alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediği, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu hususlarını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, abonelik sözleşmesi gereği ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz talebine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, fatura bedellerinin ödenmediğini, davalı Melih Sinan Kaptanoğlu'nun sözleşmede kefaletini bulunduğunu ileri sürmektedir.
İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir.
Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.
Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu, takibe konu faturaların sözleşme gereği düzenlenen tüketim faturaları olduğu, takibe itirazda sözleşmeye ilişkin itirazın ileri sürülmediğine göre alacağın muaccel olduğu ve rehinle de temin edilmediğinin anlaşılmasına göre mahkemece talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-b-2 md gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yeniden talep hakkında hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3015, K. 2025/3103, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama