KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/867
- Karar no
- 2024/2572
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/12/2023
- Numarası
- 2023/483 2023/942
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
977 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davada mahkemelerce ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ile davalı arasında ekte bir örneği sunulmakta olan dava konusu taleplerinin dayandığı "Danışmanlık Protokolü" başlıklı sözleşmenin akdedildiği, taraflar arasında münakit sözleşmenin konusu "Derin deniz deşarjlı hattının, karada bulunan 1.800 mtlik Q 1000 mm PE borunun ve tesis içi yağmur suyunun projesinde bulunan 600 mtlik mesafeye deşarj hattının yapılması" şeklinde belirtildiği,
bu konuya uygun olarak ise taraflar arasında münakit sözleşmesinin amacı "Konuyla ilgili hatların, yapım maliyetlerini mümkün olduğunca düşürülüp gelirlerinin arttırılması için Danışmanın tecrübelerinden-bilgilerinden faydalanmak" olarak belirlendiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili davacı ve davalı şirket karşılıklı edimlerini yerine getirmeyi taahhüt ettiğini bu doğrultuda müvekkili davacı sözleşmesel bütün sorumluluklarını tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, taraflar arasında imzalanan danışmanlık protokolü uyarınca, davalı taraf, müvekkile hizmet bedeli ödeyeceğini taahhüt ettiğini,
taraflar arasında münakit sözleşmenin Danışmanlık Bedeli başlıklı bölümü;"…Yukarıda Konu kısmında açıklanan işin imalatı tamamlandıktan sonra maliyet/kar hesaplanacak olup kardan %10 hizmet bedeli olarak ödenecektir…" şeklindedir.
İşbu hüküm gereğince müvekkilimiz davacıya herhangi bir ödeme yapılmamış olup, işbu sebeple huzurdaki davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olduğunu, müvekkili davacı, kendisine sözleşme ile yüklenen edimlerin tamamını hiçbir kuşkuya mahal bırakmayacak şekilde ifa etmiş olduğunu, ifanın gerçekleşmediğine ilişkin hiçbir ihtar/ihbar da işbu davanın açıldığı tarihe kadar müvekkiline yapılmadığını, bu durum da müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ortaya koyduğunu, gelinen aşamada,
davalı şirketin defter ve kayıtları ile taraflar arasında münakit sözleşmenin konusunu teşkil eden işten elde ettiği kârın müvekkillerince tespiti mümkün bulunmadığından huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, açıklanan nedenlerle, mahkemece re sen nazara alınacak tüm olgulara atfen, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili davacının taraflar arasında münakit sözleşme gereğince ödenmeyen danışmanlık ücreti alacağının şimdilik 1.000 Eurosunun fiili ödeme tarihindeki T.C.
Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davaya bakan Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacı ile davalı arasında davalı şirketin ticaret alanı kapsamında iş yapılması için sözleşme yapıldığı ancak davalı tacir tarafından sözleşmenin gereğinin yerine getirilmediği iddiasıyla söz konusu davanın açıldığı, bu açıdan davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermiştir.
Davaya bakan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince ise, taraflar arasındaki uyuşmazlığın münakit sözleşmesinden kaynakladığı, yapılan araştırmalar sonucunda davacının tacir olduğuna dair bir delilin bulunmadığı, uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğinden bahisle karşı görevsizlik kararı vermiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davacı, taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı hak edilen bedelin ödenmediği iddiasına dayalı alacak talebinde bulunmuştur. Davacı gerçek kişidir ve gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmamaktadır. Davacı hakkında gelen vergi kaydına ilişkin müzekkere cevabında ticari faaliyette bulunmadığına ilişkin bilgi verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında davacının bir ticari işletme faaliyeti kapsamında iş ve işlemlerde bulunduğuna dair başkaca bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren bir hususdan kaynaklı dava veyahut TTK da düzenlenen mutlak nitelikte ticari davanın mevcudiyeti söz konusu olmayıp, HMK 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre davaya bakmak görevi Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunmaktadır.
KANUN YOLU
Kesin olmak üzere
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2024/867, K. 2024/2572, 18 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama