KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/1980
- Karar no
- 2025/2550
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/07/2025
- Numarası
- 2025/879 2025/924
- Davanın konusu
- Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi
Karar Metni
969 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle.
Davacı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine ikame edilen ve halen yargılaması devam eden Alacak davasına ilişkin verilen vaki kararın, taraflarınca yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay tarafından bozulduğunu, Yargıtay Bozma Kararı ile mahkeme kararına esas alınan Bilirkişi Raporunda "dava konusu işin gerçek durumunun" dikkate alınmadığı ve dolayısıyla denetime elverişli olmadığı gerekçesiyle Bozma kararında belirtilen hususların tespiti için "Rapor" ve "Ek Rapor" alınmasını istenildiğini, Bozma kararı uyarınca "dava konusu işin gerçek durumunun",
diğer bir deyişle davacı taşeron şirket tarafından sözleşme konusu işin ne kadarının tamamlanıp tamamlanmadığı hususunun tespit edilebilmesinin dosya üzerine yapılacak bilirkişi incelemesi ile mümkün olamayacağı, Yargıtay Bozma Kararı ile açıkça teyid ve tespit edildiğini, bozma kararı sonrası yapılan yargılamada;
davacı taşeron şirket tarafından sözleşme konusu işin ne kadarının tamamlanıp tamamlanmadığı hususunun tespit edilebilmesinin ancak ve ancak mahallinde yapılacak keşif ile mümkün olabileceğini ve işbu incelemenin de bu konuda hiçbir tecrübe ve ehliyete sahip olmayan "Mali Müşavir, Makine Mühendisi ve Hukukçu"dan oluşan Eski Bilirkişi Heyeti tarafından yapılabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını ileri sürerek dosyanın Eski Heyete verilmemesine itiraz etmiş ve dava konusu işin niteliği ve riski dikkate alınarak dosyanın,
"rafineri inşaatı" konusunda uzman bir Bilirkişinin de dahil olduğu Yeni bir Bilirkişi Heyetine tevdii edilmesini sayın mahkemeden talep ettiklerini, dosya, hiçbir yeterliliğe ve tecrübeye sahip olmayan Eski Heyete tevdii edilerek,
Bilirkişi raporu alınması sağlandığını, 20/05/2025 tarihli Bilirkişi Raporu ile de Eski Heyetin dava konusu işin gerçek durumunu bilmediği ve dolayısıyla bozma kararının uygulanmadığını bir kez daha açıkça ortaya koymuş olduğunu, eski Bilirkişi Heyetinin Reddi taleplerinin mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, yeni Bir Bilirkişi Heyetine dosyanın tevdii edilmesine ilişkin tüm taleplerinin 19/06/2025 tarihli celsede haklı ve yasal bir gerekçe ileri sürülmeksizin oybirliği ile reddedilerek,
sözlü yargılamaya geçilmesine karar verildiğini, son sözlerinin hazırlanması için taraflara süre verildiğini, mahkeme heyetince hiçbir hukuki ve geçerli bir gerekçe belirtilmeksizin taleplerinin ısrarla reddedilmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, mahkemenin Eski Bilirkişi Heyetinde ısrarla direnmesinin savunmaları tevsik ve teyid eden yeni bir tespit, yeni bir denetime elverişli bilirkişi görüşü ortaya çıkmasını baştan engellemek için olduğunu, Zira;
iş güvenliği kurallarını hiçe sayan, sözleşme gereği üzerine düşen edimlerini yerine getirmeyen, tek kuruşluk dahi teminat mektubu veremeyen, 11 Şubat 2025 tarihli yazılı dilekçemizle belgelendirdiğimiz üzere 17.100,00 TL.lik Murafaa Vekalet Ücretini ödemekten aciz olduğu için hakkında icra takibi yapılarak, haciz işlemleri tesis edilen, tahsili kabil hiçbir malvarlığı bulunmayan davacı taşeron şirketin korunmaya çalışılarak, dünya çapında böylesine bir ihaleyi almış gibi gösterilmeye çalışıldığı mahkeme tarafından çıplak gözle dahi görülmesi gerekir iken, bu durumun ortaya çıkmaması için Eski Bilirkişi Heyetinde direnilmesi,
mahkemenin ne kadar taraflı olduğunun açık tezahürü olduğunu, Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sürecinin başından itibaren; adil ve hakkaniyetli bir yargılama yapılabilmesi ve bozma kararı doğrultusunda denetime elverişli bir hüküm tesisi bakımından davalı taraf olarak savunma yapabilmek için ortaya koyulan tüm beyan ve talepleri mahkeme heyetince reddedildiğini, savunma hakklarını ihlal ederek, hiçbir yasal ve haklı gerekçe ileri sürmeksizin reddetmesinin mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiğini ve dolayısıyla ...m.36'da sayılan Reddi Hakim gerekçelerini oluşturduğunu, bu itibarla; savunma haklarının ihlal edilmediği,
adil ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde bir yargılama yapılabilmesi ve bozma kararı uyarınca denetime elverişli bir hüküm tesisi için; ...m.38 uyarınca tarafsızlığını yitiren Mahkeme Heyetini oluşturan Mahkeme Başkanı ..., Üye Hakimler Sayın ... ve Sayın ...'ın reddini talep ettiklerini, Reddi Hakim talebinin kabulü ile Mahkeme Heyetinin huzurdaki davaya devam etmemesi ve yerine başka bir heyetin oluşturulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır.
Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.
Dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, reddeden davalı bozma kararı gereğinin yerine getirilmesi için yapılan işin tespiti amacıyla daha önceki heyette alanında uzman bilirkişi bulunmaması ve bozma kapsamında inceleme yapılması için inşaat mühendisi bilirkişi eklenmesinin talep edildiği, bozma kararı uyarınca inceleme yapabilecek teknik bilgi, tecrübe ve ehliyete sahip olmayan Eski Bilirkişi Heyetinin Reddi talebinin mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmadığı gibi, eski heyetçe tanzim edilen raporunun denetime elverişli olmadığı,
hükme esas alınmaması gerektiğine ilişkin itirazlar ve delillerin toplanması, "rafineri inşaatı uzmanı" bilirkişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilmesine ilişkin tüm taleplerin haklı ve yasal bir gerekçe ileri sürülmeksizin oybirliği ile reddedildiği,
savunma hakkının ihlal edildiği ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların bir kısmının işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilemeyeceği, bir kısmının iddiaların soyut nitelikte olduğu yönündeki merci değerlendirmesi yerindedir.Bu itibarla ilk derece mahkemesinin reddi hakim talebinin reddine ilişkin kararı hukuka uygundur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2025/1980, K. 2025/2550, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama