KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- Dosya no
- 2022/3384
- Karar no
- 2024/1238
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/05/2022
- Numarası
- 2021/264 Esas - 2022/362 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle
- İstinaf karar tarihi
- 03/04/2024
Karar Metni
872 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davalı borçlu tarafından yapılan çalışma; esnasında gereken dikkat ve özenin gösterilmemiş olması sebebiyle müvekkili şirketin enerji dağıtım altyapısına dahil olan kablo ve tesisata hasar verildiği tespit edildiğini, görüşme sonunda anlaşılamama sağlandığını, açıklanan sebeplerle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' ... Esas, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyalarına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini talep etmiştir. Davalı yan davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; "...Zararın davalı tarafından verildiğinin ispatlanamadığı bu haliyle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Sabit olan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava. Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 110. maddesi gereğince davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir.
Bunun için, birlikte dava edilen taleplerin tamamının aynı yargı çeşidi içinde yer alması ve taleplerin tümü bakımından ortak yetkili bir mahkemenin bulunması şarttır. Davacının, aynı davalıya karşı olan birbirbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-fer'ilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde, ileri sürmesine davaların yığılması denir. Buna göre eldeki davada, objektif dava yığılması mevcuttur.
29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 8.000,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davacının istinaf talebine konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında takibe konu ana para 1.385,54 TL, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...
Esas sayılı dosyasında takibe konu ana para 1.297,29 TL olup, miktar itibariyle kesin karar olduğundan, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Bu sebeplerle davacı vekilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... esas sayılı icra takip dosyalarına yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyası yönünden yapılan istinaf incelemesinde.
Dosya kapsamından dava dilekçesi ekinde yer alan fotoğrafların hasar tarihindeki hasar mahalline ait olup olmadığının anlaşılamadığı, davacı tarafından dinletilen tanıkların bu takibe konu hasar tutanak mümzisi yahut bu takibe konu hasarı gören görgü tanıkları olmadığı, davacı tarafından dinletilen tanıkların somut hasara ilişki beyanda bulunmayıp hasarı genelde iski ya da igdaş verir şeklinde tahmine dayalı beyanda bulundukları anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır.
Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TBK madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının davaya konu hasarı davalının yahut davalıya bağlı yüklenicinin verdiği usulüne uygun bir biçimde ispat edilmemiştir. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi geerkmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasına yönelik yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
03/04/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3384, K. 2024/1238, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama