KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Dosya no
- 2023/1632
- Karar no
- 2024/4179
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/05/2022
- Numarası
- 2021/151 Esas - 2022/376 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Sebebiyle
- İstinaf karar tarihi
- 20/11/2024
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 10/07/2018 tarihinde Güngören İşletme Müdürlüğü hizmet sahasında bulunan Güngören İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi ile ...
Kesişimi adresinde davalı tarafından yapılan çalışma sırasında müvekkili şirkete ait tesislere hasar verildiğini, müvekkili şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedelleri kapsayan hasar bedeli olan 21.677,70 TL hasar veren aleyhine tahakkuk ettirildiğini, davalı tarafından hasar bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı borçlu aleyhine... sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek,
itirazının iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Müvekkilinin gerçek kişi tacir olması ve davacı ..'ın anonim şirket olması dolayısıyla söz konusu dava da görevli olan mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bunun yanında hem borçlunun ikametgah adresinin Avcılar olması hem de davacının iddia ettiği zararın meydana geldiği yerin Esenler ilçesi içerisinde bulunmasından dolayı İstanbul İcra Dairesinin yetkisiz olduğunu, bu sebeple davada yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olacağını,
ayrıca anılan dava tacirler arasında olduğundan davacının dava açmadan önce dava şartı olan arabulucuya başvurma şartının davacı tarafından yerine getirmediğinden davanın öncelikle esasa girilmeden usulden reddi gerektiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış olduğu davasının reddini, davacı-alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olduğunun tespiti ile davacı aleyhine esas alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...
Mahkememizce alanında uzman bilirkişiden alınan rapor da incelenen fotoğraflarla davalının kusur oranın %70 olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından hangi kullanıcılara hangi miktarda ödeme yapıldığının delilendirilmediği, davacının sunmuş olduğu bu halde hasar bedeli formuna göre malzeme ve montaj bedelinin 477,03-TL olduğu, davalının kusuru oranında (%70) sorumlu olduğu, yine davacının hasar tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz talep edebileceği kanaatiyle;
..1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 394,02-TL asıl alacak 12,13-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 406,25-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,. ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Maddi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle davanın tümden kabulü gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava. Haksız fiil hukuksal sebebine dayalı alacak talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları. Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda alınan bilirkişi raporunda tarafların kusur durumuna göre davalının TBK.
49. Madde kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının somut verilere dayalı ve denetime elverişli olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı,
kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1632, K. 2024/4179, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama