KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2023/1981
- Karar no
- 2024/4589
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/03/2023
- Numarası
- 2021/616 Esas - 2023/160 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 18/12/2024
Karar Metni
1.828 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Davalı gazetenin 19/12/2019 tarihinde web sitesi üzerinden diğer davalı ...'un yazmış olduğu "..." başlıklı yazısı ile kötü niyetli bir şekilde müvekkilleri hakkında yalan ifadeler kullanılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, yazı içeriğinde kullanmış olduğu ifadeler ile tamamen bilgisizce, yalan ve karalama üzerine kurgulanmış beyanlarda bulunarak halkın gurur ve iftihar kaynağı olan müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, tamamen milli ve yerli sistemler üzerine kurulmuş olan..., ... sistemlerini müvekkili ...
A.Ş.'nin üretmediği ithamlarında bulunduğunu, yazı içeriğinde ''...'' ifadesinin basın özgürlüğü ile açıklanamayacak, basın özgürlüğü ile tanınan sınırları aşan ifadeler olduğunu, yine yazıda ''...' diye sorulan Ukrayna Devletinin müvekkili şirketten ... ve ... sistemlerini satın almakta olduğunu, bu ifade ile de davalıların herhangi bir araştırma ve bilgi edinme gereği duymadan yazıyı yazdıklarını ve asıl amaçlarını ortaya koymuş olduklarını düşündüklerini, müvekkili ...
A.Ş.'nin .../..., ...sistemlerinin tamamen yerli ve milli kaynaklarla geliştirmekte olduğunu, ... sisteminin yüzde yüz milli ve özgün tasarım ve yüzde doksan üç yerli üretim olduğunu, savunma sanayinin tamamında yerlilik ortalaması yüzde yetmişlerde iken ... gibi havacılıkta en ileri teknolojik bir alanda ... sisteminin yüzde doksan üç ile geliştirilmesi dünyada da savunma sanayi çevrelerinde çok büyük bir başarı olarak görüldüğünü, ... sistemi üzerinde 10 bin adetten fazla elektronik, mekanik, yazılım vb. Bileşenlerin yer almakta olduğunu, motorun bu bileşenlerden sadece bir tanesi olduğunu,
ayrıca bugün dünyada her yıl milyonlarca içten yanmalı pistonlu motor üretilmekte olduğunu, ... sistemi üzerinde kullanılan piston motorun yani dünyanın her yerinden tedarik edilebilen bir motor üzerinden komple bir sistemi lekelemeye çalışmanın abes bir durum olduğunu, ayrıca motorun ... sisteminin toplam katma değeri içerisinde kritik bir yer tutmadığı gibi yüzde 7 kaynaklı dış bileşenlerin içinde yer almakta olduğunu, bununla birlikte müvekkili ...
A.Ş.'nin 2003 tarihinden bu yana üretim gerçekleştirmekte olup, geliştirilen ürünlerin 2007 yılından bu yana da ...envanterinde bulunduğunu, yapılan haberin kötü niyetli olduğunu ve müvekkillerini karalama amacı güttüğünü, yayında kamu yararı bulunmadığını beyanla 40.000,00 TL müvekkili ... A.Ş.
İçin 40.000,00 TL müvekkili ... için toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir, Mahkememizin 24/11/2021 tarihli tensip tutanağının (1) numaralı ara kararı ile; ''Davacı ... yönünden davanın işbu davadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydına'' karar verildiği, tefrik edilen dosyanın Mahkememizin 2021/767 Esas sayılı sırasına kaydedildiği, Mahkememizin 24/11/2021 tarih, 2021/767 Esas ve 2021/768 Karar sayılı ilamı ile; ''Davanın, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla.
HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,...'' karar verildiği ve bu haliyle dosyanın kesinleştiği anlaşılmıştır.Davalı ... yasal süresinden sonra cevap dilekçesini sunmuştur.Davalı ... ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde.
Diğer davalı ...'un müvekkili gazetede yazmış olduğu köşe yazısında davacı şirket tarafından ... ve ...'ların motorlarının yerli olmadığını söylemesinin hak ihlali olmayıp gerçek bir durumun ifade edilmesi olduğunu, davacı yanın iddialarının aksine ortada gerçek dışı ifadelerle kişilik haklarının ihlal edildiği herhangi bir durumun bulunmadığını, bütünüyle ifade özgürlüğü içerisinde kaleme alınmış olan söz konusu köşe yazısının ancak ve ancak eleştiri olarak nitelendirilebileceğini ki bunun da basın özgürlüğünün en doğal yansıması olduğunu, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2007/11582 E., 2008/6398 K. Sayılı kararında;
kişilik haklarının sınırlarının kamu yararı gerektiriyorsa aşılabileceği belirtilirken çarpıcı bir başlık altında haberin okuyucuya sunulmasının gazetecilik mesleğinin bir parçası olduğunu, başlıkta yer alan birkaç sözcüğün tek başına ele alınmaması gerektiği, okuyucunun ilgisini çekebilmek amacıyla haberi ilginç sözlerle süslemek, ilginç biçime getirmek, toplumun değer yargılarına göre yorum yaparak kamuoyunu aydınlatmanın basının hakkı ve görevi olduğunun tespit edildiğini,
davacı şirket tarafından yapılan ... ve ... üretiminin kamusal alana dahil olduğunu ve doğru ile yanlışlarıyla eleştirilmesi ve bunların da basın sujeleriyle halka sunulmasının basının başlıca görev ve sorumluluğu olduğunu, AİHM kararları uyarınca görüşlerini yayınlayan gazetecinin ifade özgürlüğünün aynı zamanda okuyucuların da kişi özgürlüğü olduğunu, basın ve ifade özgürlüğünün iki yönlü bir özgürlük ve bir hak olduğunu beyanda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince;
"...her ne kadar davacı şirketin ismi yazının içeriğinde ve başlığında yer almamışsa da ...-...'ların üretiminin davacı şirket tarafından yapıldığının bilindiği, davacı şirket yönünden her ne kadar haberde ''...'' şeklinde ifade kullanılarak haber başlığı atıldığından bahisle kişilik haklarının ihlal edildiği değerlendirilerek manevi tazminat talep edilmişse de, köşe yazısının ve yazının içeriğinin davacı şirkete ilişkin olmadığı, hakkında tefrik kararı verilen davacı ... hakkında ve davacı ...'ın üretiminde rol aldığı insansız hava araçlarına ilişkin olduğu,
davacı şirketin, haber başlığı nedeniyle dava açmakta hukuki yararı bulunsa da kullanılan ifade ile davacının kişilik haklarına zarar verilmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
(Benzer mahiyette içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 22/09/2022 tarih, 2022/1861 Esas ve 2022/2048 Karar sayılı ilamı) Bununla birlikte yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, İfade özgürlüğünün, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu, bu durumun demokratik toplumun gereği olduğu,
güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, Kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğün bulunduğu, Mahkememizce doğrudan davacının kişilik hakkına bir saldırı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
(Benzer mahiyette içtihat İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 tarih, 2021/1253 Esas ve 2023/165 Karar sayılı ilamı) Tüm bu nedenlerle Mahkememizce davacı şirket tarafından açılan davanın reddine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava. Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı. Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum, halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın.
Olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir.
Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda. Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır.
Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun,
hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını ...” belirtmiştir.İfade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu unutulmamalıdır. Sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması da gözetilmelidir. Somut olayda.
Dava konusu yazıda davacı hakkında sarf edilen ifadelerle basın özgürlüğü ve düşünceyi açıklama, eleştiri hakkı sınırlarının aşıldığı, davacının Türkiye' nin milli güvenliğini ilgilendiren savunma sanayisinde faaliyet yürüten (..., ...,...vb.) ve bu alanda üretim yapmak üzere projeler hazırlayan biri olduğu,
yazıda davacıya yönelik husumet ve kuşku yaratıcı, güven zedeleyici bir üslup kullanılarak davacının kamuoyundaki itibarının sarsılmasına yönelik yayının basın özgürlüğü kapsamını aştığı ve doğrudan kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bulunduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına,
ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacılara verilmesi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
18/12/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1981, K. 2024/4589, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama