KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1238
- Karar no
- 2024/3856
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2023
- Numarası
- 2017/223 Esas - 2023/581 Karar
Karar Metni
3.325 kelime·17 dk okuma·4 bölüm
Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mah. 2018/450 E. - 2019/861 K. Sayılı dosyasında;
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davacı şirketin “... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/İstanbul” adresinde bulunan restoranı “...” markası altında işlettiğini(sahip olduğunu). Davalı ... Tic. Ve San. Ltd. Şti “... San. ve Tic. A.Ş. “den olan alacağının tahsili için almış olduğu ihtiyati haciz kararını Bursa ... İcra Müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyasıyla İcraya koyduğunu ve borçlu ile hiçbir ilgisi olmayan 10 küsür gerçeğe aykırı adresi göstererek aldığı haciz talimatını İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat dosyası ile İşleme koyduğunu. Bu icra dosyası ile, 05.12.2016 tarihinde, davacı şirketin ... markası ile işlettiği "... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/İst.” adresinde bulunan restorana, borçlu/...
Şirketi ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğu ve borçlu/...'ın muvazaalı şekilde alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile faaliyetini davacı şirket üzerinden sürdürdüğü iddiasıyla, hacze gelindiğini.
Talimat yazısında davalılar tarafından gösterilmiş olan adreslerin, davalılar tarafından kötü niyetli ve borçluya ait olmayan gerçeğe aykırı adresler olarak yazıldığını; nitekim davacının adresinin de bu şekilde yazıldığını ve bu suretle, davacı şirkete ait restoranda kötü niyetli olarak haksız haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını; dolayısıyla bu haciz ve muhafaza işleminin davalılar tarafından davacı şirkete karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde bulunduğunu; bunun sonucunda davacı şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını.
Haciz işleminin ertesi günü davacı şirket tarafından, Bursa ...İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasına istinaden yapılan haciz ve muhafaza işleminin haksız olduğunun ve malların iadesi gerektiğinin İcra Müdürlüğü'ne bildirildiğini ve malların iadesinin talep edildiğini; haczedilen malların davacı şirkete ait olduğunu gösteren evrakların sunulduğunu; bunun üzerine İcra Müdürlüğü tarafından, davalılara İİK.md.99 gereğince istihkak iddialarını mahkemeye taşımaları için 7 günlük süre verildiğini, davalılar istihkak iddialarını mahkemeye taşımadıkları için 7 günlük sürenin sonunda, muhafaza altına alınmış olan malların davacı tarafından geri alındığını.
Muhafaza altına alınan malların geri alınması için KDV dahil 2065 TL nakliye ücreti ödendiğini. Davacı şirketin haciz sebebiyle 5.000 TL bedelli avukatlık hizmeti aldığını. Yerinden sökülmüş olan malların tekrardan yerlerine monte edilmeleri için KDV dahil 354 TL tamir ücreti ödendiğini. Muhafaza altına alınan 1 adet televizyonun kaybolduğunu.
Haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle bir kısım müşterilerin davacıya ait restoranı terk ettiklerini, kapı önündeki polis ekibi arabaları ve restoranda yaşanan kargaşa sebebiyle de müşterilerin restorana girmekten imtina ettiklerini.
Bütün bunların yanı sıra, davacı şirketin 30.11.2016 — 06.02.2016 tarihleri arasında cirosu 104.527,04 TL iken, haciz ve muhafaza işlemlerinin tatbik edilmesinden sonra, 07.12.2016 - 13.02.2016 tarihleri arasında cironun 87.306,82 TL olarak tespit edildiğini; dolayısıyla davacının ciro kaybı zararına uğradığını.
Hukuka aykırı haciz ve muhafaza işlemleri sebebiyle davacının yukarıda açıklanan maddi zararlara uğradığı gibi, ayrıca prestij kaybı (ticari itibar zedelenmesi) sebebiyle manevi zarara da uğradığını belirterek şimdilik 7.500 TL maddi zarar ile 30.000 TL manevi zararın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davalı/avukatların söz konusu haciz ve muhafaza işlemlerini yasal görevleri doğrultusunda, diğer davalı şirkete vekaleten gerçekleştikleri için bu davada taraf sıfatlarının bulunmadığını.
Haciz işlemi sırasında, davacının haczedilen mallara İİK.md.99 gereğince Yediemin olmayı ısrarla kabul etmediğini; eğer haczedilen mallara yediemin olmaya kabul etseydi, İİK.md.99 gereğince malların muhafaza altına alınmayacak olduğunu; fakat Yediemin olması haciz sırasında davacıya teklif edilmesine rağmen bunu kabul etmediğini; dolayısıyla da haciz işleminin uzamasına sebebiyet verdiğini.
İİK.md.79 ve 85 gereğince Talimat İcra Dairesi'nin talimatı uygulamakta takdir yetkisi bulunmadığını; haciz mahallinde ileri sürülen İstihkak iddiaları hakkında karar verme yetkisinin Esas İcra Dairesine ait olduğunu; dolayısıyla haciz talimatı gereğince haciz işlemi yapılmasında kanuna aykırılık bulunmadığını.
İİK.md.85 gereğince sadece borçlunun elindeki malların değil, borçlunun üçüncü şahıs elinde bulunan mallarının da haczedilebileceğini; haciz mahallinde ileri sürülen İstihkak iddiaları hakkında alacaklı ve vekilinin asla bir karar merci durumunda olmadığını; kaldı ki, haciz sırasında yapılan İstihkak iddiasının alacaklı ve vekili tarafından kabul edilmemiş olmasının alacaklı ve vekilinin kötü niyetli olduğunu göstermediğini.
Alacağını tahsil etmek için icra takibi ve haciz yapmanın alacaklıya tanınmış yasal bir hak olduğunu; yasal hakkın kullanılmasının hukuka uygunluk sebebi olduğunu. Davacı ile borçlu şirket arasında, ortaklık yapıları ve faaliyet konuları yönünden organik bir bağ bulunduğunu. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/450 E. sayılı Dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili ... adına tescilli "..." markasının 1970 yılından beri kullanıldığını ve hatırı sayılır bir müşteri çevresi bulunduğunu, davalılardan ... Tic ve San. Ltd. Şti'nin dava dışı ... San ve Tic. A.Ş aleyhine açmış olduğu ihtiyati haciz kararı ile Bursa ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra dosyasından gönderilen talimat ile İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ...
Talimat sayılı dosyasından 05.12.2016 tarihinde müvekkillerinden ... adına tescilli ... markası ile işletilen restauranta hacze gelindiğini ve haciz edilen malların kaldırılarak muhafaza altına alındığını, borçlu firma ile hiç bir ilgisi olmayan restaurantta ve müşterilerin önünde alacaklı vekilince ısrarla gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu, ... markasının marka değerinin zedelendiğini ve ticari itibarının zarara uğratıldığını, bu işlemin akabinde aynı icra talimat dosyasından bu sefer başka bir adreste bulunan ...
Restaurantına da hacze geldiğini, müvekkilinin bu olaylar sebebiyle prestij kaybı yaşadığını, davalı şirket ve vekillerinin ... markası ile işletilen restaurantları kasıtlı olarak borçlu firma adresi olarak gösterdiklerini, müvekkiline ait işletmelerin dava dışı borçlu ... şirketi ile hiç bir ilgi ve alakası bulunmadığını,
davalıların yapmış oldukları haksız haciz işlemleri sebebiyle müvekkillerinden ... adına tescilli "..." markası ile işletilen iki ayrı restauranta üst üste iki gün haksız haciz işlemi ve müvekkili ... şirketinin de işlettiği restaurantta davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız haciz işlemi dolayısıyla müvekkillerinin manevi zarara uğradığını, bu sebeplerle davacı ... için 50.000,00 TL ve davacı ... San ve Tic.
A.Ş için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde. Müvekkili davalı ... Tic ve San. Ltd. Şti ile diğer davalılar Av. ... ve Av. ... arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğunu, davalıların bu vekalet ilişkisine dayalı olarak vekalet veren alacaklı adına Bursa ...İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı icra takibini başlattıklarını, kendilerine izafe edilebilecek herhangi bir kasıt ve kusur bulunmadığını, müvekkilleri ... ve ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca yetki ve görev itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde ileri sürüler hususların Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görev alanına girmediğini, davacıların talebinin İİK'nun 259.maddesinden kaynaklanan tazminat talebi olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalılar tarafından davacıların markasına yönelik tecavüz fiili gerçekleştirilmediğini, icra takip dosyasında sadece menkul haczi yapıldığını,
davacıya ait markalar üzerinde herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, alacağını tahsil etmek için icra takibi ve haciz yapmanın alacaklıya tanınmış yasal bir hak olduğunu, İİK'nun 85.maddesi gereğince sadece borçlu nezdindeki malların değil, borçlunun üçüncü şahıs nezdindeki mallarının da haczedilebileceğini, davacılar ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını, bu sebeplerle açılan davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı ... Ltd. Şti.'nin dava dışı ... A.Ş.'den olan alacağının tahsili için ihtiyati haciz kararı aldığı, ihtiyati haciz kararının Bursa ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında işleme konduğu, borçlu/...
Şirketi ile davacı şirket arasında organik bağ bulunduğu ve borçlu/...'ın muvazaalı şekilde alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile faaliyetini davacı şirket üzerinden sürdüğü iddiasıyla bu dosyadan aldığı haciz talimatı ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Talimat dosyası ile, asıl dosyada, davacıya ait ... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan ile birleşen dosyada davacıya ait ... Cad. ... Mah. ... Sok. No:...
Ataşehir/İstanbul adresinde bulunan ... markası ile işletilen restoranlarda haciz işlemi yapıldığı, haciz işleminden dolayı zarara uğrağını iddia eden işletme sahibi ve marka işletme marka sahibinin eldeki maddi ve manevi tazminat davasını açtığı anlaşılmıştır. davacı şirketler ile asıl borçlu ...
A.Ş. arasında organik bağın ve asıl borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığının davalı tarafından ispat edilemediği, dosyada alacaklı tarafından öncelikle asıl borçluya başvurulduğuna dair bir belgenin olmaması sebebiyle uygun sıralama ile yapılan bir haciz olmaması sebebiyle bir hatanın olduğu ve hatta alacaklının m. 99 İİK kapsamında istihkak davasını açmayarak, üçüncü kişinin istihkak iddialarını kabul ederek, yapılan haciz işlemin bu yönü ile de doğru olmadığını gösterdiği, davalı ...
Ltd. Şti.'nin ilk önce asıl borçluya başvurmaması, davacıların istihkaka iddialarını kabul ederek dava açmaması, davacılar ile asıl borçlu arasındaki organik bağı ispat edememesinden dolayı ihtiyati haciz uygulamasında ağır kusurlu hareket ettiği kanaatine varılmış, davacıların maddi zararlarının kusursuz sorumluluk kapsamında karşılanması, yine davacıların manevi zararlarının ise kusur sorumluluğu kapsamında karşılanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Haciz işlemlerinin müşterilerin gözü önünde gerçekleşmiş olması, haciz esnasında yaşan gergin ortamdan dolayı müşterilerin rahatsız olacağı, "..." markasının tanınırlığı da dikkate alındığından yapılan haksız haczin asıl dosyada davacı ... A.Ş.'nin Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan ... isimli işletmenin sahibi olan tüzel kişi olması, birleşen davada davacı ...
A.Ş.'nin Ataşehir/İstanbul adresinde bulunan ... isimli işletmenin sahibi olan tüzel kişi olması, "..." markasının birleşen davada davacı ... adına tescilli olması sebebiyle bu kişilerin manevi olarak zarara uğradıkları kanaatine varılmış, olayın oluş şekli tarafların kusur durumu dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmiştir.
Maddi tazminat yönünden ise, 05.12.2016 haciz tarihinde 2.094,61 TL kazanç kaybı ve 07.12.2016-13.12.2016 tarihleri arasında 1.144,83 TL kazanç kaybı oluştuğu, kazanç kaybı ile haksız haciz arasında illiyet bağının bulunduğu, nakliye bedeli, ocak tamir bedeli ve haciz esnasında kaybolan TV bedeli olmak üzere 9.499,00 TL zararın oluştuğu, davacının haciz sebebiyle 5.000,00 TL avukatlık ücreti ödemiş olduğu toplam maddi zararın 17.738,44 TL olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Diğer davalılar ... ve ... yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu kişilerin avukat oldukları, diğer davalı ... Ltd. Şti.'nin vekillik görevini yerine getirdikleri, vekil adına yapılan işlemlerden şahsi olarak sorumlu olmadıkları, davacı aleyhine kasıtlı fiillerinin olmadığı, bu davalıların davada pasif husumetlerinin bulunmadığı anlaşıldığından. Asıl dava yönünden.
2-Davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, 3-Davacının maddi tazminat talebinin davalı ... San. Ltd. Şti. yönünden KABULÜ ile, (7.500,00 TL’sine dava tarihi olan 23.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 10.238,44 TL’sine ıslah tarihi olan 27.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) 17.738,44 TL’nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- Davacının manevi tazminat talebinin davalı ...
San. Ltd. Şti. yönünden KISMEN KABULÜ ile, 20.000,00 TL’nin davalı ... San. Ltd. Şti’den alınarak davacıya verilmesine, Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/450 E. sayılı dosyası yönünden. 16-Davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğundan USULDEN REDDİNE, 17- Davacı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin manevi tazminat talebinin davalı ... San. Ltd.
Şti. yönünden KABULÜ ile, 20.000,00 TL’nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 18- Davacı ...’ın manevi tazminat talebinin davalı ... San. Ltd. Şti. yönünden KISMEN KABULÜ ile, 40.000,00 TL’nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,. " karar verilmiştir. Verilen karara karşı Asıl dosya davacısı ... Tic. A.Ş ve birleşen dosya davacıları ... San. ve Tic. A.Ş, ile ... vekili ve Davalı ... San. Ltd. Şti. vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Asıl dosya davacısı ... San ve Tic. A.Ş ve birleşen dosya davacıları ... San. ve Tic. A.ş, ile ... vekili istinaf dilekçesinde.
Haksız haciz ve muhafaza işlemini yapan ... ve ...'ün, müvekkilleri şirket ile tüm zararlardan müşterek ve müteselsil olarak davacılara karşı sorumlu olduklarını, bu nedenle bu iki davalı yönünden davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, 30 yılda oluşturulmuş değerin iki gün üst üste kendisine ait olmayan bir borçtan dolayı haciz ve muhafaza ile karşılaşması yıkıcı olduğundan ilk derece mahkemesinin hükmettiği manevi tazminatlar yetersiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın talepleri gibi tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... San. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde.
Haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli iş bu davada sorumluluk hukukunun genel esasları göz ardı edilmiş, kamu gücünden kaynaklı cebri icra işlemleri kusur olarak görülmüş ve müvekkil aleyhine ciddi tazminata hükmedildiğini, açılan dava tbk madde 49 kapsamında haksız fiil sebebiyle açılmış tazminat davası iken yerel mahkeme usul ve yasaya aykırı bir şekilde iik madde 259 hükümlerini uygulamış ve müvekkilin kusursuz sorumluluğuna gittiğini, takip hukukuna ait bir düzenleme olan iik madde 259'un sorumluluk hukukuna dayalı işbu uyuşmazlığa uygulanmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla,
müvekkilinin eylemlerinin İİK Madde 259 kapsamında değerlendirilmesi ihtimalinde dahi sorumluluğu bulunmadığını, yapılan araştırmada, davacı şirket ile borçlu şirketin kurucu ortak ve yetkililerinin ... olduğu ve faaliyet alanlarının benzer olduğu tespit edilince davacı tarafın istihkak iddiası kabul edilmeyerek haciz işlemi tatbik edildiğini, ilgili ticaret sicil kayıtlarının dosyada mevcut olduğunu ve bu durumu ispatladığını, İİK'da düzenlenen istihkak prosedürünün uygulanmış olduğunu ve kasti olarak herhangi bir işlem yapılmadığı için kusur unsurunun gerçekleşmediğini, sadece haciz işlemi yapıldığını muhafaza yapılmadığını,
tazminat miktarının hak ve nesafet ilkelerine aykırı olarak belirlendiğini, davacıların hem şirket hem yetkilisi yönünden ayrı ayrı manevi tazminat talebinin yerel mahkemece kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müterafık kusur dolayısıyla tazminatta indirim yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava. Haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede.
29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL' yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 17.830,00 TL' ye çıkartılmıştır.Bu durumda, tarafların istinaf talebine konu olan 17.738,44 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.Buna göre, maddi tazminat talebinin kabulüne ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı,
maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, taraf vekillerinin maddi tazminat yönünden istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede.
Davalılar ... ve ...' ün icra dosyasında alacaklı vekili oldukları, vekil sıfatıyla asil adına işlem yaptıkları, bu işlemler sebebiyle kendilerine tazminat talebinin yöneltilemeyeceği ve bunun dışında davacılara karşı başkaca bir gerçekleştirdikleri bir eylemin de bulunmadığı anlaşıldığından adı geçen davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede. Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir.Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür.
Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; borçlu şirketin yetkili ortağı ...' in aynı zamanda davacı ...
A.Ş.' nin kurucu ortakları arasında yer aldığının Ticaret Sicil Gazetesi ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı, davalı tarafça ...' in ortaklığı ileri sürülerek haciz işlemi yapılmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalıların ağır kusurlu veya kötüniyetli olduğu hususunda delil bulunmadığı anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmayıp davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince taraf vekillerinin maddi tazminat talebine yönelik istinaf dilekçelerinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine, davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin manevi tazminat yönünden istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden.
Asıl dava yönünden. 1-Davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Davacının maddi tazminat talebinin davalı ... San. Ltd.
Şti. yönünden kabulü ile, (7.500,00 TL’sine dava tarihi olan 23.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 10.238,44 TL’sine ıslah tarihi olan 27.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte) 17.738,44 TL’nin işbu davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat davasının reddine,
Birleşen dava yönünden; 1-Davanın davalılar ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2- Davacı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin manevi tazminat davasının reddine, 3- Davacı ...’ın manevi tazminat davasının reddi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1238, K. 2024/3856, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama