KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/3016
- Karar no
- 2025/3937
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/07/2025
- Numarası
- 2025/102 Esas - 2025/475 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 22/10/2025
Karar Metni
1.702 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi, ... Sokak, ... Sokak kesişimi Büyükçekmece/İstanbul adresinde 14.02.2024 tarihinde davalılardan ... tarafından yürütelen iş kapsamında, taşeron firma ...Elektrik Sanayi ve Ticaret A.
Ş.'ye bağlı ekipler ve çalışanları tarafından yapılan kazı çalışmaları esnasında müvekkiline ait tesislerin hasara uğratıldığını, hasar tespitine ilişkin olarak müvekkili şirketin yetkililerince tutulan tutanaklar ve belgelerin tümü dilekçe eklerinde sunduklarını, bu zarara ilişkin olarak taraflarına İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyası üzerinden borçlulara ödeme emri gönderilmiş ve ödeme emri borçlulara tebliğ olduğunu, borçlular tarafından ödeme emrine itiraz edilerek takibin durduğunu, davalılar her ne kadar haksız fiilden, zarardan, borçtan ve kusurundan haberdar olsa da borcunu ödemeye yanaşmamış hem de icra takibine itiraz ederek kötü niyetlerini sürdürdüklerini, davalı taraflarca yapılan kazı çalışması esnasında müvekkile ait yer altı şebekeleri, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin kusuru sonucu zarar gördüğünü,
davalı ... ile diğer davalı arasında imzalanan sözlesme hükümleri gereğince tbk'nın 66. maddesi anlamında adam çalıstıran ilişki olduğunu, davalıların ekiplerinin ve işçilerinin müsebbibi olduğu zarardan sorumlu olduğunu, davalı ...'nin taşere ettiği iş kapsamında sorumluluğu devam ettiğini, ... işçilerin ve ekiplerin kendi bünyesinde bulunan çalışanlar olmadığı gerekçesiyle sorumluluktan kaçamayacaklarını, Müvekkilinin altyapı ağında meydana gelen zararın yapılan kazı çalışması dışında bir sebepten kaynaklanması hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
davalıların ekiplerinin ve işçilerinin yürüttüğü kazı çalışması yapılırken kullanılan kepçenin dışarıdan bir müdahale ile müvekkilinin kablo ve sair yapıya zarar verdiğini, müvekkili şirketçe hasarın bir an önce giderilmesi, müşterilerinin mağdur olmaması adına hasarı ivedi bir şekilde onararak zararı minimuma indirmeye çalıştığını, ancak davalılar müvekkilinini iyi niyetini suistimal ederek ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin zararı gerek hasar tespit tutanakları gerekse faturalar ve diğer belgelerle sabit olduğunu, borcun miktarı konusunda bir tereddütün bulunmadığını, tüm bu açıklanan nedenler ile,
davanın kabulüne, Davalıların İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20´den aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde.
Yargı yolu yönünden davanın güncel Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre İdare Mahkemesi'nde açılmasının gerektiğini, esasa ilişkin itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazında bulunduklarını, hasar tarihi konusunda herhangi bir ihtilafın bulunmaması halinde işbu davanın zaman aşımı ve hak düşürücü sürede açılmamış olmasından dolayı usul hukukuna göre reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili idare ...'ye işbu davada husumetin yöneltilemeyeceğini, dava ve hukuki menfaat şartının olmadığını, davacı tarafça açılan dava hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
eğer mevcut ise söz konusu zarara idarelerinin neden olmadığını, zarar ile idarelerinin eylem ve işlemleri arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, davacının davası usul hukuku ilkelerine göre reddedilmesinin gerektiğini, davacı davasını hasar iddiasına dayandırmakta ise de tazmini istenen zarar miktarı ve tazmin bedelinin dayandırılmış olduğu deliller tek taraflı deliller olduğu ayrıca davacı fotoğraf ve sair deliller sunmuş ise de bu delillerin olayla bağlantısı henüz ispat edilemediğini, bu nedenle davacı davasını ispat edecek nitelikte bilgi ve belge sunmadığını,
davacı zarara uğradığı iddiasını dava dosyasına sunmuş olduğu deliller ile ispat edememiştir, davanın zarar uğradığı iddiasını ve buna ilişkin yaptığı masraf ve ödeme var ise bunları ispat etmesinin gerektiğini, müvekkilinin bu hasardan sorumluluğunu da ispat etmesi gerekli olduğu, müvekkilinin söz konusu hasardan sorumlu olmadığını, Dava konusu yerde, müvekkili idare elemanlarınca değil, diğer davalı tarafından çalışma yapıldığını, müvekkilince ihale edilen ve .... El. San.
Ve Tic. A.Ş. taahhüdü altındaki "Avrupa Bölgesi 5. Kısım Müteferrik Atıksu, Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı" işi kapsamında yapılan kazı çalışması sırasında hasar meydana geldiğini, müvekkili ile yüklenici firma arasında bağıtlanan ve taraflar ile üçüncü şahısları bağlayıcı olan "eser sözleşmesi ile İnşaat İşleri Teknik Şartnamesi, İdari Şartname, Yapım işleri Genel Şartnamesi ve Kanalizasyon Özel Teknik Şartnamesi " sinin ilgili hükümleri gereğince.
Müteahhit firma, yaptığı işlerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek her türlü kaza, hasar, zarar ve ziyandan sorumlu olacağı hükmünün yer aldığını, dolayısıyla işbu davana husumetin müvekkilini de yöneltilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler ile öncelikle Yargı yolu ve görev itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, dava şartı yokluğundan davanın reddine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddini talep etmiştir.
Davalı ... Elektrik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde. Davacı yanın iddia etmiş olduğu zararın ortaya çıkması kendi kusurundan kaynaklandığını, ... ...
Genel Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan Avrupa Bölgesi 5.kısım Müteferrik Atıksu,Yağmursuyu Kanalı ve Dere Islahı İnşaatı işi müvekkili şirket uhdesinde kaldığını, müvekkili şirket uhdesinde bulunan işi sözleşmesinde yer alanşartlara uygun olarak yürüttüğünü, müvekkili şirket çalışmalarına başlamadan önce davalı ... tarafından kendisine verilen çalışma ruhsatında yer alan alt yapısı bulunan kurumlar ile görüşerek çalışmalarına başladığını, müvekkili şirket uhdesinde olan işi idarenin görüşü ile yürütmekte olduğundan, idarenin vermiş olduğu bilgilere istinaden çalışmalarını gerçekleştirdiğini, davacı yanın altyapı tesislerinin,
projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenmediği ihtimalinin yüksek olduğundan davacı yanın davacı yanın projelerinin yapı tekniğine uygunluğunun incelenmesi gerektiğini, neticeten müvekkili şirket davalı ...'nin çalışma ruhsatına istinaden çalışmalarını yürüttüğünü, dava konusu olay müvekkili şirketin kusurundan oluşmadığı,
kusur-zarar-illiyet bağı şartlarının bir arada bulunmadığından bahisle hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, ayrıca dava konusu olayın incelenmesi sırasında davacının müterafik kusur durumunun da araştırılması gerektiği, yani hasar iddiasına konu davacıya ait altyapı tesislerinin projesine ve yapı tekniğine uygun bir biçimde döşenip döşenmediği araştırılarak,
gerekirse projelerinin de getirtilerek yerinde inceleme yapılmak suretiyle araştırılmasının gerektiğini, ancak bu husus açıklığa kavuştuktan sonra hakkaniyete uygun bir sonuca varılabilmesinin mümkün olacağını, davacı vekili dilekçesinde olayın ardından mahallinde hasar tesbit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, düzenlenen hasar tesbit tutanağı tek taraflı olarak hazırlanmış olup, kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, yine davacı vekilinin T.C.
Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranına göre işlem yapılmasını talep talep ettiklerini, bunun da kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira dava hasar alacağından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğunu, bu tür davalarda yasanın ön gördüğü faizin yasal faiz olduğunu, yine bu bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hükmedilmesini talep ettiği tazminata olay tarihinden itibaren faiz istemesi hukuka aykırı olduğu müvekkili idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcunun bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin temerrütü söz konusu olmadığından ancak dava tarihinden sonrası için faiz isteyebileceğini,
ayrıca bu bir kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın hasar bedeli olarak istediği meblağ da fahiş olup bu meblağa itiraz ettiklerini, davacı yan hasar gördüğünü iddia ettiği alt yapıyı yeniden yaptırırken sadece hasar gören yeri değil bütün alt yapıyı değiştirerek bütün alt yapının yapım bedelini müvekkilinden tahsil etmeye çalıştığını, Mahkemece hasar bedelinin bilirkişilerce yeniden belirlenmesini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olması sebebi ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK Madde 114/1-b ve 115/2 gereğince dava şartı yokluğundan REDDİNE,......Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere...." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;Görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince 27/08/2025 tarihli Ek Kararla; "...Mahkememizden verilen 01/07/2025 tarih, 2025/102 esas, 2025/475 Karar sayılı karar davacı vekilince istinaf edilmiş ise de, kararın miktar itibariyle kesin olduğundan, HMK'nın 346/1.maddesinde "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir kararar ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir" hükmü nazara alınarak,
davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. Mahkeme kararı miktar itibariyle kesin olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvusunun HMK'nın 346/1.maddesi gereğince REDDİNE,..." karar verilmiştir.Ek karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Ek karara karşı davacı vekilince istinaf dilekçesinde.
Yerel mahkemenin vermiş olduğu usulden red kararlarında dava konusunun değerine bakılmaksızın istinaf yoluna açık olarak karar verilmesi gerektiğini beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davalı kamu kurumu olup kamu hizmeti niteliğindeki çalışmalarını özel hukuk kuralları kapsamında yapmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 16'ya göre.
Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlarının dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir.2560 sayılı ... Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ...
Genel Müdürlüğü'nün genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetleneceği, yıllık çalışma ve yatırımlarının bilançolarda belirlenerek genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülünde düzenleneceği belirtilmiştir.Bu kapsamda ...
Genel Müdürlüğü'nün de 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir. avalının haksız eylem teşkil eden faaliyetinden kaynaklanan bu uyuşmazlığın da yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir (HGK’nın 21/09/1983 gün ve 1980/11-2721. 1983/823 ile 29/11/1995 gün ve 1995/11-647.
1995/1043 sayılı kararları).Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına,
dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/3016, K. 2025/3937, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama