KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi İncelenen Kararın Mahkemesi İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2019
- Dosya no
- 2019/188
- Karar no
- 2019/635
- Tarihi
- 21/09/2017
- Numarası
- 2017/4673 Esas - 2017/4673 Karar
- Davanın konusu
- İş Gücü Kaybı Tazminatı
Karar Metni
908 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili sigorta tahkim komisyonuna verdiği başvuru dilekçesinde. 24/09/2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen motosikletin yaya konumunda olan 2009 doğumlu .... ve annesine çarpması sonucu fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere 40.050,00 TL sakatlık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 01/06/2017 tarihli dilekçesi ile 70.673 TL üzerinden davasını ıslah etmiştir.Davalı vekili Tahkim Komisyonuna verdiği cevap dilekçesinde; başvuran vekilinin eksik belge ile başvurduğunu, eksik belgeler tamamlamadan kötü niyetli olarak tahkime başvuruda bulunduklarını, usule ilişkin savunma hakları saklı kalmak şartıyla başvuru sahibinin iddialarını ispat zorunda olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Uyuşmazlık Hakem Heyeti % 50 kusur oranını benimseyerek 20.486,30 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne,
fazlaya dair talebin reddine karar vermiştir.Davacı vekili İtiraz Hakem Heyetine başvurusunda % 50 kusur oranının kabul edilebilecek bir oran olmadığını, tehlike sorumluluğu gereğince Karayolları Trafik Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurlu olduğunu ispat etmedikçe davalının sorumluluktan kurtulamayacağını, davanın tam kabulü gerektiğini beyan ederek itirazda bulunmuştur.Davalı Güvence Hesabı itiraz dilekçesinde;
davacının başvuru şartlarını yerine getirmediğini, talebin usulden reddi gerektiğini, başvuru sahibinin kazadan kaynaklı mağduriyetinin ispatlanması gerektiğini, dosyada mevcut kusur raporları arasında çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kusur tespiti yapılamaması sebebiyle % 50 kusura göre karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarında motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen hallerin teminat dışı hallerden sayıldığını,
bu sebeple olayda kazaya sebebiyet veren aracın motorlu bisiklet olması sebebiyle sorumluluklarının olmadığını beyan etmiştir.İtiraz Hakem Heyeti; başvuranın başvuru sırasında eklemiş olduğu maluliyet raporunu hüküm vermeye yeterli kabul ederek, zarar veren araç ile annenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağını, bu sebeple davacı vekilinin itirazını kabul edilerek % 100 kusura göre karar verilmesine,
davalı sorumluluğu olmadığını iddia etmişse de, dosya aşamalarında motosiklet sözünün geçtiği ve iyiniyet ilkesi gereği araç tespitinin söz konusu olmadığı durumlarda, mağdur ifadesinin geçerli ve yeterli kabul edilerek başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulüne ve davacı vekilince yapılan itirazın reddine karar vermiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; öncelikle kazaya sebep olan aracın cinsinin tespit edilmesi gerektiğini, motorlu bisiklet olması halinde teminat dışı haller kapsamında olduğunu, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliklere uygun olmadığını, mahkemece kusur raporu alınmadan hüküm kurulmasının yasal olmadığını, karşı tarafın yaya olması sebebiyle müteselsil sorumluluk ilkesi uygulanmasının söz konusu olmadığını, dosyasında plakası tespit edilmeyen motosiklet sürücüsünün % 25 kusurlu olduğunu, Uyuşmazlık Hakem Heyetinde plakası tespit edilmeyen araç sürücüsünün % 50 kusurlu olduğu belirlenmiş olmasına rağmen,
İtiraz Hakem Heyetinin %100 üzerinden kusur takdir etmesinin usule aykırı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davacı vekili 31/01/2017 tarihli başvurusuyla, başvurudan 7 yıl önce meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan maluliyete ilişkin tazminat talebinde bulunmuştur.
Olayın meydana gelmesinden uzunca bir süre sonra başvuruda bulunulması karşısında iyi niyet ilkesinden söz ederek mağdur ifadesinin geçerli ve yeterli kabul edilmesi ve davacının, plakası ve niteliği belirlenemeyen motosikletin çarpması sonucu yaralandığına ve aracın da tescile tabi araç olmadığını ispat külfetinin Güvence Hesabına yüklenmesi neticesinde davacı vekilinin talebinin kabul edilmesi hayatın olağan akışına, usule, yasaya ve dosya içeriğine uygun görülmemiştir.
Trafik kazası sonucu yaralandığını beyan eden davacının, -aradan geçen zaman itibarıyla- davalının kendisini savunabileceği tüm deliller ortadan kalktıktan sonra tazminat talebinde bulunması ve ispat yükünün karşı tarafta olduğunun kabul edilmesi isabetli görülmemiştir.
Bu olgular karşısında, ispat yükünün yer değiştirdiği, davacı tarafın iddiasını ispat yükü altında olduğu ve davacının iddiasını ispatlayacak kaza tespit tutanağı, tanık, kamera kaydı gibi delil sunamadığı anlaşılmakla, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı sonucuna varılarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/188, K. 2019/635, 5 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama