KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1024
- Karar no
- 2024/1978
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17/11/2020
- Numarası
- 2018/1144 (E) - 2020/742 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.046 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ...'in yönetimindeki sigortası bulunmayan ... plakalı motosikletin, adı geçen sürücüsünün aşırı süratli ve dikkatsizliği nedeniyle davacıların miras bırakanı ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla, davacı ... için 100 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline; davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 20.000 TL manevi tazminatın davalı ...den tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
28/9/2020 günün sunduğu dilekçeyle talep ettiği maddi tazminat miktarını 194.676,35 TL'ye yükseltmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince, 194.676,35 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ... için 10.000 TL, davalı ... için 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsil edilerek davacılara verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle;
müvekkillerinin miras bırakanı ...'a aşırı sürat ve dikkatsizliğiyle çarparak ölümüne neden olan davalı sürücünün ehliyetinin bulunmadığı gibi aracında sigortasız olduğunu, davalı ...nın teminatı kapsamında kalan maddi tazminattan etkilenmeyen davalı sürücünün aleyhine çok düşük miktarda manevi tazminata hükmedilerek ödüllendirildiğini; hükmedilen manevi tazminatın çok az ve hakkaniyete uygun olmadığını; gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı saptandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
kusur oranları arasındaki pek aşırı çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu; davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığı araştırılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu; ölenin ücret bordroları getirtilerek hesaplama yapılması gerekirken, emsal personelin bordosuna göre hesap yapılmasının hatalı olduğunu, hesabın fazla mesai, ikramiye vb. kalemlerin dikkate alınmadan, ölenin çıplak ücreti üzerinden yapılması gerektiğini belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı makine mühendisi bilirkişi tarafından, kaza yeri krokileri ile Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı incelenerek düzenlenen raporda, yönetimindeki ... plakalı motosikletle Kayışdağı Yolu caddesinde seyir halinde iken, refüjde gördüğü davacıların desteği ...'ı klaksonla uyarması ve hızını azaltarak gereken önlemlere başvurup kazayı engelleme olanağına sahip olmasına karşın, motosikletin hızını görüş, yol, hava ve trafik durumunu gerektirdiği koşullara uydurmayıp yolun karşısına geçmek isteyen yaya ...'a çarparak ölümüne neden olan davalı sürücü ...'in %80;
yolun orta refüjünde bulunduğu sırada sağında kalan Yeditepe istikametini yeterince kontrol etmeden, bu yönde seyir eden araçların uzaklık ve hazını göz önüne almadan dikkatsizce yola inen ve davalı sürücü ...'in yönetimindeki motosikletin çarpmasına maruz kalarak yaşamını yitiren ...'ın ise %20 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş; böylece davalı sürücü ...'in yönetimindeki motosiklet ile ölen yaya ...'ın kaza sırasındaki konumları ve adı geçen davalı sürücünün davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde; dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan kusura ilişkin bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş;
davaya konu trafik kazasında ölen ...'ın herhangi bir yakınına yahut akrabasına rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulan Sosyal Güvenlik Kurulu tarafından, davaya konu olayan 5510 sayılı 13'üncü maddesi kapsamında iş kazası olarak değerlendirilemeyen trafik kazası olduğunun bildirilmesi, böylece rücuya tabi ödeme yapılmadığının anlaşılması karşısında davalı ... vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararın hesaplanmasında zarar gören davacının gelirinin belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Özü itibarıyla varsayımlara dayanan gerçek zararın hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplama yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesinin ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesi olanağının bulunmaması esasına dayalıdır.
Eldeki davada İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğünde (İETT) şoför olarak çalışan mirasbırakan ...'ın öldüğü tarihe kadar çalışması karşılığında elde ettiği ücret ve ikramiye dahil geliri ile hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporunun düzenlendiği tarihten önce adı geçen mirasbırakan ile aynı işi yapan kişilerin gelirine ilişkin belgeler anılan kurumdan getirtilmiş; aktüerya hesap uzmanı bilirkişi tarafından da, İETT'den şoför olarak çalışan mirasbırakan ...'ın emsali personelin 2014-2020 yılları arasındaki kazançları dikkate alınarak,
adı geçen mirasbırakanın annesi davacı ...'a isabet eden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı anlaşılmıştır.
Bu itibarlar yukarıda açıklandığı gibi, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, en doğru sonuca ulaşılması için gerçeğe en yakın verilerin kullanılmasının esas olduğu gözetildiğinde, mirasbırakan ...'ın öldüğü tarihe kadar elde ettiği ücret ile ikramiye dahil geliri ile aktüerya hesap uzmanının bilirkişi raporunu düzenlediği tarihe kadar İETT'de çalışan emsali personelin elde ettiği gelir dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacılar vekilinin ileri sürdüğü diğer istinaf nedenlerinin incelenmesine gelince:6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır.
Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken, olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde, davacılar ile davalı sürücü ...'in dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine,
bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar lehine hükmolunan manevi tazminatların yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.Diğer yandan dava dilekçesinde talep ettiği maddi ve manevi tazminatlara davaya konu kazanın meydana geldiği 9/4/2014 gününden itibaren faiz uygulanmasını talep eden, 28/9/2020 günü sunduğu ıslah dilekçesinde de 194.676,35 TL'ye yükseltiği maddi tazminata kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını isteyen davacı vekilinin,
6704 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle değiştirilen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97'nci maddesinde öngörülen dava açılmadan önce sigorta kuruluşuna başvuruda bulunulması gerektiğine ilişkin dava şartının yürürlüğe girdiği 26/4/2016 tarihinden önce 27/4/2015 günü açılan eldeki davayı açmadan önce, davalı ...nı temerrüde düşürdüğünü kanıtlamadığı da gözetilerek,
davalı ... aleyhine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara davaya konu kazanın meydana geldiği 9/4/2014 tarihinden itibaren, davalı ... aleyhine hükmolunan maddi tazminata ise davanın açıldığı 27/4/2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1024, K. 2024/1978, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama