KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1222
- Karar no
- 2024/1695
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 09/03/2021
- Numarası
- 2018/1153 (E) - 2021/161 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile %100 kusurlu biçimde kaldırımda duran müvekkiline çarparak ağır yaralanmasına neden olduğunu, davalıya ait ... plakalı aracın kaydı üzerinde tedbir konulmasını, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı...'tan, 200 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş.
01/10/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle 1.616,23 TL maddi tazminatın 24/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 20.000 TL manevi tazminatın 24/11/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı...'tan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı ...
AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuş; davalı... vekili görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.616,23 TL'nin davalı... yönünden 24/11/2010, davalı sigorta şirketi yönünden ise 27/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine; manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000 TL manevi tazminatın 24/11/2010 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı...'tan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, müvekkil bizzat muayene edilmeksizin, evrak üzerinden yapılan inceleme ile hazırlanan raporun somut gerçekliği hiçbir şekilde yansıtmayıp 04/10/2018 tarihli sağlık kurulu engelli raporu ile çelişkili olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Somut olaya dair, İlk Derece Mahkemesince alınan 25/09/2020 tarihli kusur raporunda davalı sürücünün %40 oranında,
davacı yayanın ise %60 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece hükme esas alınan bu raporun tarafların beyanları da dikkate alınarak olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Adli Tıp Kurumu (ATK) 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyete ilişkin 24/03/2020 tarihli raporda ise; davacının geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin de olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporu, uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmakla, yaralanan davacının tıbbi belgeleri incelenerek düzenlenmiş olduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda (KTK) manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1. maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması,
maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde. TBK'nin 56. maddesi uyarınca davacı vekili tarafından talep edilen tazminat tutarı hak ve nesafete göre makul ve kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1222, K. 2024/1695, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama