KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/1225
- Karar no
- 2024/688
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 30/09/2020
- Numarası
- 2018/1147 Esas - 2020/602 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
18/11/2017 tarihinde davalı ...'in idaresindeki ... plaka sayılı aracın yaya ...'a çarpması sonucunda vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kalma zararları sebebiyle şimdilik 50.000 TL ..., 75.000 TL ...', 75.000 TL ... için olmak üzere davalı ... ve ... yönünden olay tarihinden; ... sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini, davacı ... için 75.000 TL, ... için 125.000 TL, ... için 125.000 TL manevi tazminatın, davalı ... ve ...'den olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kazanın gerçekleştiği yerin yan yol olduğunu ve ilerisinde otobüs durağı bulunduğunu, otobüs durağının konumu itibariyle yolcuların otobüse inip bindiği bir yer olan kaza yerinde sürücülerin kontrollü bir şekilde seyir halinde olmaları ve yavaş bir şekilde araçlarını sürmeleri gerektiğini, ancak fren izinin bu denli uzun olmasının tek nedeninin sürücünün aydınlatma dahi bulunmayan yolda yüksek hızla seyir halinde olması olduğunu, kazadan önce selektörün yapılmış olmasının davalının müteveffayı gördüğünü ancak yüksek hızı ve aracın teknik yetersizliği nedeniyle yavaşlayamayıp kazaya sebep olduğunu gösterdiğini,
dosya kapsamında sunulan itirazların değerlendirmeye alınmadığını, yerel mahkeme tarafından olayın gerçekleşme şekli ve hakkaniyet kuralları dikkate alınmaksızın sadece dosya kapsamında alınan raporlar doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin maddi tazminattan müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davacılar vekilinin özetle kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında.
Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün kusursuz, müteveffanın ise %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve aynı olay nedeniyle Beykoz 5.Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada davalı sürücünün beraat ettiği ve kararın BAM incelemesiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece bu incelemeyle yetinilmeyerek 13/08/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmış, kazanın meydan gelmesinde davalı sürücünün kusursuz, müteveffanın ise tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporları ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında, davalı sürücünün kusursuz olması nedeniyle davanın reddi dayandığı delil ve gerekçeyle usul ve yasaya uygundur. Davacılar vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1225, K. 2024/688, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama