KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/265
- Karar no
- 2024/815
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 1/2/2019
- Numarası
- 2015/1068 (E) - 2019/127 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.951 kelime·10 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...
Sigorta Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı işleten ...'a ait, davalı sürücü ...'un yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile seyir halinde iken, adı geçen sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun karşısında bulunan müvekkili davacı ...'a çarpması nedeniyle adı geçen davacının bir gözünü kaybettiğini ve vücudundaki kemiklerin kırıldığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinden 9.000 TL sürekli sakatlık tazminatı ile 1.000 TL tedavi gideri tazminatının davalılardan avans faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme tahsiline;
davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... için 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 14/9/2017 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği sürekli sakatlık tazminatını 284.002 TL'ye, talep ettiği tedavi gideri tazminatını 1.473 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, 284.002 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine; tedavi giderine ilişkin maddi tazminat talebinini feragat nedeniyle reddine. 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, manevi tazminat davası açma hakkının zarar gören tarafa ait olması nedeniyle davacı ... ve ...'un manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin manevi tazminata ilişkin hükmünün hakka ve adalet ilkelerine aykırı olduğunu, davaya konu olayda tek gözünü yitiren ve ağır biçimde yaralanan ve halen bu olayın etkisinde olan davacı ... için hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğunu; evlatlarının yaşadığı derin acıya tanık olan davacılar ... ve ... için manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz.
Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır.
Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Eldeki davada, Adli Tıp Kurumu (ATK) 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda, 10/5/2015 günü geçirdiği trafik kazasına bağlı bir gözde tam görme kaybı ve travma sonrası stres bozukluğu oluşan davalı ...'un Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekte kazanma gücünü %37 oranında kaybetmiş sayılacağı belirtilmiş;
bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise, yerleşim yeri içinde sürücü belgesi olmaksızın hızını koşullara uyarlamadan, şerit izleme ve değiştirme kurallarını göz ardı ederek buyruk niteliğindeki trafik kurallarını tamamen ihlal edip deneyimsizliği nedeniyle aracı kontrol etmekte acemice davranan, tam bir aldırmazlık içinde kazanın oluşumuna neden olan ... plakalı kamyonet sürücüsü davalı ...'un %100 kusurlu olduğu, dikkatli ve basiretli yayadan beklenen özeni gösteren, yaya kaldırımı üzerine beklemekte iken gerçekleşen ihlal ve tehlikeye karşı önlem almasına fırsat ve olanak bulunmayan davacı ...'un ise kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; tarafların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, davacı ...'un ATK 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun rapor içeriğinden anlaşılan yaralanmasının ağırlığına bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı ... lehine ilkeleri yukarıda açıklanan biçimde olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla yeterli miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken, yeterli olmayan tutarda manevi tazminata hükmolunmasında isabet görülmemiştir.
Diğer yandan davaya konu kazada bir gözünün görme yeteneğini tümüyle yitiren ...'un bedensel yaralanmasının ağırlığına göre, ayrıntıları yukarıda açıklandığı gibi TBK'nin 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca annesi olan davacı ... ile babası olan ... lehine de ayrı ayrı manevi tazminata hükmolunması gerekirken, reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Dava dilekçesinde, davacı ... için 20.000 TL, davacılar ... ve ... için ise ayrı ayrı 5.000 TL manevi tazminatın, davalı sürücü ... ile davalı işleten ...'tan tahsiline karar verilesi talebinde bulunan davacılar vekili dilekçe içeriğinde davalı işleten ...'tan talep ettikleri manevi tazminatlara olay tarihinden itibaren ticari avans faizi; davalı sürücü ...'tan talep ettikleri manevi tazminata ise olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.
Bu itibarla HMK'nin 26'ncı maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak, davalılar ... ve ... aleyhine hükmolunan manevi tazminatlara davaya konu trafik kazasının meydana geldiği 10/5/2015 gününden itibaren, davalı ... yönünden yasal faiz; kazaya karışan ... plakalı aracın ticari işte kullanılan kamyonet cinsinden olduğu dikkate alınarak davalı işleten ... yönünden ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2'nci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizine hükmolunması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/265, K. 2024/815, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama