KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/356
- Karar no
- 2024/820
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14/10/2020
- Numarası
- 2014/1949 (E) - 2020/506 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.889 kelime·14 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'in eşi diğer davacılar ... ve ...'in babası olan ...'in, yolcu olarak bulunduğu sürücüsü davalı ...'in yönetimindeki davalı işleten ... Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ait ... plakalı kamyonet ile davalı ...
Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketine ait davalı sürücü ...'nin yönetimindeki ... plakalı aracın Çatalca İlçesi Çakıl Kavşağında meydana gelen kazada öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
19/3/2018 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 172.524,88 TL'ye, davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 22.315,09 TL'ye, davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 56.424,72 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar ... ve ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi vekili, davalı ... AŞ vekili, davalı ... Sanayi ve Ticaret AŞ vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince, davacı ... için 172.524,88 TL, davacı ... için 19.770,52 TL davacı ... için 56.424,72 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adları geçen davacılara verilmesine; davacı ... için 25.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi ve ...
Sanayi ve Ticaret AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...
AŞ vekili dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın oluşumunda hükme esas alınan kusur raporunda haksız kusur izafesinde bulunulduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 52'nci maddesi uyarınca hiç kimsenin kendi kusurundan yaralanamayacağını, kazaya kendi kusuruyla neden olan sürücünün ölmesinin teminat dışında olduğunu.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (KMAZMSSGŞ) A.6/b maddesiyle destekten yoksun kalan hak sahibinin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsın kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat dışında bırakıldığını; desteğin kusuru yönünden istinaf taleplerini yinelemekle birlikte, bilirkişi raporunda anne ve baba payı araştırılmadan hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, çünkü Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre anne ve babaya pay ayrılması gerektiğini;
mahkemece davacılara Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmak üzere süre verilmesi ve bu başvuru sonucunun bekletici sorun yapılması gerekirken, eksik araştırma yapılarak karar verilmesi.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85'inci maddesinin 1'inci fıkrası ile KMAZMSSGŞ'nin 1'inci maddesi uyarınca müvekkili şirketin sürücünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduğu dikkate alınarak her iki araç yönünden kusur oranlarına göre ayrı ayrı hesaplama yapılması gerektiğini;
davaya konu kaza sırasında diğer sigortalı araçta yolcu olarak bulunan destek yönünden Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alınarak koşulları mevcut ise hatır taşıması ve birlikte (müterafik) kusur nedeniyle her bir durum için en az %20 oranında tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, bu durumun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği ...'in 33 yaşında ölümü nedeniyle davacı ...'in 31 yaşında eşini yitirdiğini, davacı ...'nın 1 yaşında, davacı ...'un ise 8 yaşında babasız kaldığını, bu itibarla yeterli görülerek hükmolunan manevi tazminatların insan yaşamına bakışı gösterdiğini, hükmolunan manevi tazminatlar ile beklenen amaca ulaşma olanağı bulunmadığını; ilk derece mahkemesince 2.544,47 TL maddi tazminat talebinin kabul edilmemesine karşın davalılar yararına 6.199,61 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ...
Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya bakma yetkisinin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda müvekkili davalının %25 kusurlu olduğunun belirtilmesine karşın tazminattan müteselsil sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, ölen desteğin %75 oranında kusurlu olan davalı ...'e ait araçta bulunmasına karşın, manevi tazminatın tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, iş kazası niteliğindeki davaya iş mahkemesinde bakılması gerektiğini,
hükmolunan manevi tazminata avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu trafik kazası nedeniyle Çatalca Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2015/129 (E) sayılı davada Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 17/6/2015 gün ve 5905 sayılı raporda; yönetimindeki ... plakalı kamyonetle seyir halinde iken ana yol üzerinde seyreden otobüs sürücüsüne ilk geçiş hakkını verdikten sonra kavşağa girmesi gerekirken, kontrolsüz şekilde kavşağa girip ilk geçiş hakkını ana yol üzerinde seyreden otobüs sürücüsüne vermeyen, ana yol üzerinde seyreden otobüsün kamyonet ile olan mesafesini göz ardı ederek "DUR" levhasını dikkate almayan davalı sürücü ...'in asli kusurlu,
yönetimindeki ... plakalı otobüs ile seyir halinde iken kavşağa yaklaştığını dikkate alarak hızını müteyakkız seviyeye getirmesi gerekirken, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan davalı sürücü ...'nin ise tali kusurlu olduğu bildirilmiş; hükme esas alınan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda ise; davalı sürücü ...'nin yönetimindeki otobüse ilk geçiş hakkı vermeyen davalı sürücü ...'in %75 oranında asli, kavşağa yaklaşırken hızını azaltması, dikkatli ve tedbirli davranması,
tali yoldan gelen sürücü ...'i gördüğünde sert fren tedbiriyle kazayı önlemeye çalışması gerekirken, bu kurallara uymayan davalı sürücü ...'nin %25 oranında tali kusurlu, davacıların miras bırakanı ...'in ise kusursuz olduğu bildirilmiş; böylece davalı sürücülerin yönetimindeki araçlar ile davacıların desteği ölen ...'in kaza sırasındaki konumları ve sürücülerin davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
Haksız eylem niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasına yer yönünden bakma yetkisinin, HMK'nin 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca davalılardan ... Sigorta AŞ'nin yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunun, davalılar arasında ölen destek ...'in iş vereni olan ...
Sanayi ve Ticaret AŞ bulunmadığının anlaşılması karşısında, davanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu 1'inci Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasında isabetsizlik görülmemiş; davaya konu trafik kazasına kusurlu davranışlarıyla neden olan davalı sürücü ... ile adı geçen sürücünün işleteni davalı ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketi, davalı sürücü ... ile adı geçen sürücünün işleteni davalı ...
Sanayi ve Ticaret AŞ'nin, davacı üçüncü kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararlardan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85'inci maddesi ile 88'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, müteselsilen sorumlu tutulmalarının yerinde olduğu; davalı işleten ... Turizm ve Ticaret Limited Şirketine ait ... plakalı aracın ticari nitelikteki otobüs, davalı ...
Sanayi ve Ticaret AŞ'ye ait ... plakalı aracın ise kamyonet olması, davacılar vekilinin de dava dilekçesinde avans faizi talep ettiğinin anlaşılması karşısında, davacılar lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara avans faizi uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı;
davalı sürücü ...'in yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile cinsinden araçla aralarında ölen destek ...'in de olduğu işçileri, çalıştıkları taş ocağından gece mesaisinin bitiminden sonra evlerine götürdüğü ve adı geçen ölen desteğin birlikte kusurunun kanıtlanmadığı gözetildiğinde, koşulları oluşmayan hatır taşıması ve birlikte kusur nedeniyle hükmolunan maddi tazminattan indirim yapılmamasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda, desteğin eşi davacı ... ile desteğin çocukları davacılar ... ve ... yanında nüfus kaydı içeriğine göre desteğin babası ...'in davaya konu kazadan önce öldüğü de dikkate alınarak, sağ olduğu anlaşılan desteğin annesi ...'e de pay ayrılarak,
davacıların desteği ölen ...'in yaşı, olası destek süresi ve kazanç durumu ile destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, davacıların destekten yoksun kalmalarından kaynaklanan zararın Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş.
Sosyal Güvenlik Kurumu Çatalca Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından sigortalı hak sahiplerinin kazaya ilişkin başvurusu bulunmaması nedeniyle herhangi bir işlem başlatılmadığını bildirilmesi, böylece rücuya tabi ödeme yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığının anlaşılması karşısında, davalı ... AŞ vekilinin bu konulara yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Davacılar vekilinin dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin incelenmesine gelince: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır.
Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin raporu ile bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen rapordan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar lehine hükmolunan manevi tazminatın yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.Diğer yandan bedel artırım dilekçesinde lehine 22.315,09 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmolunması talep edilen davacı ... için 19.770,52 TL maddi tazminata hükmolunduğunun anlaşılması karşısında,
vekil ile temsil edilen davalılar yararına ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13'üncü maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca reddine karar verilen 2.544,57 TL tazminat talebiyle sınırlı vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/356, K. 2024/820, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama