KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/458
- Karar no
- 2024/382
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 29/9/2020
- Numarası
- 2018/34 Esas - 2020/490 Karar
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
2.049 kelime·10 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının eşi ... davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı traktörle 14/5/2009 günü seyir halinde iken, meydana gelen kazada devrilen traktörün altında kalarak öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 2.500 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
2/4/2019 günü sunduğu dilekçeyle talep sonucunu 105.554,18 TL'ye yükseltmiş, 31/3/2021 günü sunduğu dilekçeyle talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatın tutarını 111.685,56 TL'ye yükselterek talep sonucunu ıslah etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 111.685,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...
Şirketi vekili dilekçesinde özetle; yönetimindeki müvekkiline sigortalı araçla seyir halinde iken trafik kazası sonucu ölen sürücünün kendi kusuru esas alınarak talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının teminat dışında olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1/11/2017 tarihinde verdiği kararında, işletenin, sürücünün kendi kusuruyla ölümünden doğan tazminat taleplerinden sorumlu olmadığına, sürücünün kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılacağına hükmettiğini;
kişinin kendi kusuruyla ölümü durumunda, destekten yoksun kalanlara herhangi bir sorumluluğunun doğmayacağını, buna göre de sorumluluk sigortası türünden olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinde öngörülen teminat kapsamında sorumluluğun söz konusu olmadığını; davaya konu olayın karayolunda gerçekleşmediğini; iş kazası niteliğindeki olay nedeniyle bu zamana kadar Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmayan davacının müvekkili şirketten tahsilat yaptıktan sonra iş kazası başvurusu yapabileceğini, bu nedenle mükerrer tahsilatın önüne geçilebilmesi için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini;
birlikte (müterafik) kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiği gibi ağır kusurun kaza ile zarar arasındaki nedensellik bağını da kopardığını; hükmolunan tazminata ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, hesaplamaların ilgili mevzuat hükümlerine, genelge, genel şart ve diğer düzenleyici mevzuata aykırı yapıldığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı ... eşi olan destek ..., yönetimindeki davalı ...
Şirketine ZMSS poliçesiyle sigortalı ... plakalı traktörü ile 14/5/2009 günü seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazasında öldüğü konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda, tartışılması gereken hukuki sorun, destek ...
14/5/2009 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 91'inci maddesinin 1'inci fıkrasında, "İşletenlerin, bu Kanun'un 85'inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur" hükmüne, anılan Kanun'un 85'inci maddesinin son fıkrasında, "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi,
aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmüne yer verilmiş; aynı Kanun'un 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasında ise, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı belirtilmiş;
dava konusu rizikonun gerçekleştiği ve ZMSS poliçesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1'inci maddesinde sigortanın kapsamı, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" biçiminde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, ZMSS; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, tehlike sorumluluğu niteliğindeki işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu da KTK'nin 91'inci maddesinde düzenlenen sorumluluğu da tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirilmelidir. Öyleyse, hem işletenin hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibarıyla tehlike sorumluluğuna ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınarak, çözümlenmesi gerekmektedir.
KTK'de mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu yanında, ZMSS poliçesinin akdedildiği ve rizikonun meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 92'nci maddesinde.
"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c)İşletenin;
bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,d)Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,f)Manevi tazminata ilişkin talepler." hükmüne yer verilerek, örnekleme yoluna gidilmeyip tek tek ve sınırlı biçimde zorunlu trafik sigortacısının sorumlu olmadığı zararlar düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından, davalı ... Şirketi ile ... arasında 27/9/2008 başlangıç, 27/9/2009 bitiş tarihini kapsayan ZMSS poliçesinin akdedildiği ve rizikonun meydana geldiği 14/5/2009 tarihinde, 26/4/2016 gün ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesiyle değiştirilen KTK'nin 92/g maddesinin yürürlükte olmadığından,
1/6/2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikten önce yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (KMAZMSSGŞ) uygulanması gerekmektedir.Haksız bir eylem sonucu ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 53'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasına dayanarak bu sebeple uğradıkları kayıpların ödettirilmesini isteyebilir.
Öğretide destek, "bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir." biçiminde tanımlanmakta, desteğin yardımı da "...
Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir..." olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M.
Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Diğer bir anlatımla destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir. Evlilik birliği içinde birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunluluğu altında olmalarından dolayı aksi kanıtlanmadığı sürece eşlerin birbirlerine destek olacaklarının kabulü zorunludur.
Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler arasında, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği konusunda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/6/2011 gün ve 2011/17-142 (E)- 2011/411 (K) sayılı kararında açıklandığı gibi; murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.Davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar;
ileri sürüldüğü gibi desteğin sürücüsü olduğu araçla tek taraflı kaza yapmasından kaynaklansa bile salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Bu halde sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur.
Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.Şu hale göre poliçenin akdedildiği tarihte KTK'nin 92/g maddesinin yürürlükte olmadığı da gözetildiğinde; sürücü miras bırakanın, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuruyla olsun, salt ölmüş olmasıyla, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan oluşan zarar, gerek Kanun gerekse poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez.
Bu nedenle destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.Öte yandan davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.Somut olayda, davacının talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır.
Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir.Sonuç olarak yeni KMAZMSSGŞ'nin yürürlüğe girdiği 1/6/2015 gününden önce desteğin tam kusuruyla meydana gelen ve desteğin ölümüyle sonuçlanan kazada, desteğin kusurunun destek alacaklılarına yansıtılması olanağı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlık yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; ölenin desteğinden yoksun kalan davacının bu sebeple uğradığı zararın, rizikonun meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ZMSS teminatında belirtilen limit kapsamında davalı ...
Şirketinden tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş; desteğin kusurunun davacıya yansıtılma olanağı bulunmadığından, hükmolunan tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasının yerinde olduğu kabul edilmiş.
Cumhuriyet Savcısı tarafından düzenlenen olay yeri keşif ve ölü muayene tutanağı ile kolluk tarafından düzenlenen olay yeri tespit tutanağı birlikte değerlendirildiğinde; kazanın meydana geldiği tarlanın ana yol ile bağlantısının bulunmadığına ilişkin kanıt bulunmadığı da dikkate alındığında, davaya konu kazanın trafik kazası olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış; kolluk tarafından düzenlenen soruşturma belgeleri içeriğine göre çiftçilik yaptığı anlaşılan ve hizmet sözleşmesine bağlı olarak çalıştığına ilişkin kanıt bulunmayan destek ... yönetimindeki traktörle seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı kazada öldüğü,
böylece davaya konu olayın iş kazası niteliği taşıdığına dair kanıt bulunmadığı gibi Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacı ... rücuya tabi gelir bağlanmadığının bildirilmesi; aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunda destekten yoksun kalan davacının zararının, desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilip beklenen yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre davalı sigorta şirketinin lehine olan PMF 1931 Yaşam Tablosu esas alınarak,
işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından da her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplandığının anlaşılması karşısında, davalı vekilinin bu konulara yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Ancak, KTK'nin 99'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile ZMSS poliçesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2'nci maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Eldeki davayı HMK'nin 107'nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde açan davacı vekilinin müvekkili davacının zararının giderilmesi amacıyla yaptığı başvuru davalı sigorta şirketine 13/7/2017 günü ulaşmıştır.
Bu itibarla, davalı sigorta şirketinin, 13/7/2017 gününden itibaren 8 iş günü geçtikten sonra 26/7/2017 günü itibarıyla temerrüde düştüğünün anlaşılması karşısında, hükmolunan tazminata 26/7/2017 günü yerine, 21/7/2017 gününden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesinin isabetsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
5/3/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/458, K. 2024/382, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama