KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2023
- Dosya no
- 2021/522
- Karar no
- 2023/1542
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı sürücü...'un sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile yaya...'e çarpması sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkili ...in eşi ...'in trafik kazası sonucu 64 yaşında hayatını kaybetmesi nedeniyle onun desteğinden yoksun kaldığını,...plakalı aracın kaza tarihinde herhangi bir sigorta poliçesinin bulunmadığını, davalı Güvence Hesabına maddi zararın karşılanması amacıyla yazılı başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı Güvence Hesabı tarafından herhangi bir dönüş yapılmadığını belirterek,
4.500 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı Güvence Hesabına başvuru tarihi olan 30/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11/09/2020 tarihli dilekçesiyle talep ettikleri toplam tazminatın 6.144,32 TL olduğunu bildirmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 6.144,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
soruşturma aşamasında şikayetçi olunmadığı için tazminat hakkından vazgeçildiğini, kusur yönünden Kaza Tespit Tutanağı ve Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu arasında çelişki bulunduğunu, müvekkil kurumun sorumlu olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde sorumluluk miktarının poliçesi bulunmayan aracın sürücüsünün kusuru ile sınırlı olacağını, yerel mahkemece rapor ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Kaza nedeniyle düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kazanın oluşumunda yaya ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda (KTK)yer alan yaya kusurlarından ışıklı işaret veya yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde veya kavşaklarda güvenlikleri açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz önüne almalıdır (68/b-3) kuralını ihlal ettiği ve tamemen kusurlu olduğu
belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesince yargılama aşmasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02/12/2019 tarihli raporda ise; sürücü ...'un idaresindeki otomobil ile seyir halinde iken kaza noktasına yaklaştığı sırada yolun sağında gördüğü yayaya karşı ikazda bulunup bu alana daha müteyakkız yaklaşması gerekirken bu hususa riayet etmeksizin kaza noktasına yaklaştığından %10 (yüzde on) oranında kusurlu olduğu,
müteveffa yaya ...'in, olay mahalli mevkide karşıdan karşıya geçişini bu mevkinin ön ilerisinde bulunan yaya geçidini kullanarak gerçekleştirmesi gerekirken bu hususa riayet etmeksizin yaklaşan araca rağmen kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette hatalı bir şekilde uygun olamayan alandan geçiş yaptığından %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
ATK Trafik İhtisas Dairesince Kaza Tespit Tutanağı da gözönüne alınarak düzenlenen raporun dosya kapsamı ile olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılmakla kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmayan taksirle ölüme neden olma suçu açısından soruşturma aşamasında davacının şikayetten vazgeçmesinin tazminat hakkını ortadan kaldırmadığı,
ATK rapor ücreti yargılama giderlerinden olduğundan İlk Derece Mahkemesince rapor ücretinin ödenmesine hükmedilmesi doğru olduğundan, bu hususlara ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Davacı tarafından davalıya 30/01/2019 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup KTK'nin 99. maddesi hükmü gereğince Güvence Hesabına başvuru tarihinden sekiz iş günü sonrası 12/02/2019 tarihinde temerrüt gerçekleşmiş olacağından bu tarihin temerrüt tarihi olarak alınması gerekirken başvuru tarihinin temerrüt tarihi olarak alınması doğru olmamıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/522, K. 2023/1542, 14 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama