KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- Dosya no
- 2021/569
- Karar no
- 2024/45
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22/09/2020
- Numarası
- 2015/1032 Esas- 2020/394 Karar
- Davanın konusu
- Maddi tazminat
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...'ın sürücüsü olduğu davalı ...'a ait ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, müvekkilinin uğradığı 20.000 TL'si manevi zarar ile belirsiz alacak davası olarak şimdilik, 1.000 TL tedavi gideri ile 1.000 TL iş gücü kaybından doğan olmak üzere toplam 2.000 TL'nin (davalı ... Sigorta AŞ'den poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkillerinin olaydan iki gün sonra davacıya refakat ederek tedavi masraflarının karşılandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaralandığını, şimdilik, 1.000 TL tedavi gideri ile 1.000 TL iş gücü kaybından doğan olmak üzere toplam 2.000 TL'nin poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan kaza tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; asıl dava yönünden davalı ...
Sigorta AŞ'ne açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar ... ve ...'a karşı açılan maddi tazminat davasının reddine, 5.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...' dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan kusur raporunda davalı ... ve ...'a müştereken müteselsilen tam kusurlu olup, müvekkiline kusur atfedilmediğini, dava dosyasında 14/08/2017 tarihinde alınan Adli Tıp 3. İhtisas Kurul raporunda 3 aylık bir süre kadar iş göremezlik bulunduğunun tespit edildiğini, yerel mahkeme kararında tedavi giderleri 9.785 TL'nin davalı ... tarafından ödendiği iddia edilmiş ise de böyle bir ödeme bulunmadığını, talep olunan 20.000 TL manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı gerçeğine karşılık,
bu talebinin de kısmen reddedilerek 5.000 TL olarak kabul edilmesinin olay ve dava ile örtüşmediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur.
Bununla birlikte İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacının 5.897,38 TL tedavi gideri bulunduğu, davalı ... tarafından dosyaya sunulan kredi kartı ekstrelerinden davacının tedavi giderlerinin ödendiğinin ispat edildiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tedavi giderleri yönünden davanın reddinde isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Son olarak, davacı asıl ve birleşen dava dilekçelerinde ayrı ayrı ".. şimdilik, 1.000 TL tedavi gideri ile 1.000 TL iş gücü kaybından doğan olmak üzere toplam 2.000 TL 'nin [(davalı ... Sigorta AŞ(... Sigorta AŞ)'den poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere)] davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini," talep ve dava etmiştir.
Yargılama sürecinde, ATK 2. Üst kurul tarafından hazırlanan 09/04/2019 tarihli raporda 3 ay geçici iş görmezlik durumu tespit edilmiş ardından 10/01/2020 tarihli aktüerya hesap raporunda ise sadece tedavi giderlerine dair inceleme ve hesap yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nin 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya hesap raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde geçici iş görmezlik talebi bakımından davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nin 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden geçici iş görmezlik istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/569, K. 2024/45, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama