KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/815
- Karar no
- 2024/429
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/1/2021
- Numarası
- 2016/18 (E) - 2021/50 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
620 kelime·3 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...
AŞ'nin sigortacısı olduğu ... plakalı aracın arıza nedeniyle yol kenarına çekmesi sonrasında yolcu davacının aracın solundan inmesiyle dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün çarpması ile yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, iş göremezlik nedeniyle şimdilik 2.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 8.042,69 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin işletene düşen kusurdan fazlası ile mükellef tutulamayacağını, karşı araç sürücüsünün kusuru nedeniyle sorumluluğunun doğmayacağından, diğer araç sürücüsünün kusuru oranında indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun %20 olmasına rağmen hüküm kısmında diğer araç sürücüsünün kusuru indirilmeden %40 uyarınca hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de yine kusur oranında belirlenmesi gerektiğini, tazminatın ödenmemesi veya eksik ödenmesi nedeniyle, rapor hesap tarihi itibariyle yeni tazminat tutarı belirleneceğini,
rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından davacı tarafın faiz talebine yer olmadığını, ancak rapor hesap tarihinden itibaren faiz talep edebileceğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince 30/01/2020 tarihli kusur ve tazminat hesap içeren bilirkişi raporunda; davalı şirket tarafından ZMMS poliçeli ... plakalı aracın %20 kusurlu, davacı yaya ...'in %60 kusurlu, dava dışı ... plakalı aracın sürücüsünün %20 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Tazminat hesabına ve kusur oranına dair hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun olması göz önüne alındığında Mahkemece davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün %20 kusurlu kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla beraber, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 61. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen TBK'nin 62. maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir Müteselsil sorumluluk Kanundan doğan bir sorumluluk türüdür.
Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı yolcu olup kazanın meydana gelmesindeki zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Kazanın oluşumunda her iki araç sürücülerinin ayrı ayrı %20 oranında kusurlu, davacının ise %60 oranında kusurlu yolcu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, zararın tümünü davalı ... şirketinden talep etmiş yine ıslah dilekçesi ile zararının tamamını davalı ... şirketinden istemiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin sorumlu olduğu miktara ve müterafik kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Son olarak, HMK'nin 107. maddesine dayanılarak açılan davada, ıslah tarihi ve ya bilirkişi rapor tarihi itibariyle temerrüdün belirlenmesi olanağı yoktur. Davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/815, K. 2024/429, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama