KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/270
- Karar no
- 2024/168
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23/6/2021
- Numarası
- 2019/639 (E) - 2021/569 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.792 kelime·9 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 118.100,88 TL, davacı ... için 23.797,18 TL, davacı ... için 10.004,91 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ..., ... ve ... Sigorta AŞ'den (eski unvanı ...
Sigorta Kooperatifi) müştereken ve müteselsilen alınarak adları geçen davacılara ödenmesine; manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemler ile davalı ...
Sigorta AŞ'ye açılan manevi tazminat davasının ise reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, dava dilekçesinde davalı sigortaya yöneltilen husumet ve talebin "davalı ... şirketi açısından poliçe ile sınırlı olduğu miktarla olacak şekilde" talep edilmesine karşın, manevi tazminat davasında davalı ...
Sigorta AŞ yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda asli kusurun ölende olduğunun açık biçimde ortaya konulduğunu, hükmolunan tazminatların tazminat hukukuna ilişkin ilke ve amacın dışında olduğunu, kusur irdelenmesinin sağlıklı biçimde yapılmadığını, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulmadığı gibi davalı ... şirketinin ödeme yapıp yapmadığının belirlenmediğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmayacağını, bilirkişi raporundaki hesapların belirsiz ve soyut olduğunu,
soruşturmanın sağılıklı biçimde yerine getirilmesi için kamera kayıtlarının önem taşıdığını, kusurun belirlenmesinin de açıklanan biçimde gerçekleşeceğini, somut olayda ölen yayanın yeşil ışıkta aniden yola çıkması nedeniyle kazanın kaçınılmaz olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabulüne olanak bulunmayan hesap ve kusur raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda karşı gelinen yasal düzenlemeler doğru saptanmış iken buna göre kusur dağılımı oranlarında hata yapıldığını, müvekkili şirket tarafından aktüerya uzmanı bilirkişiden aldırılan hesap raporu ile dosyaya sunulan bilirkişi raporu arasında ciddi çelişki bulunduğunu, ölen miras bırakanın kural olarak yetişkin çocuklarına bakmakla yükümlü olmadığını,
Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak 1,8 teknik faiz oranına göre yapılaması gerekirken, PMF Yaşam Tablosu üzerinden hesap yapılamasının doğru olmadığını, belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Kusur ve aktüerya hesap uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; trafik ışıklarının bulunduğu yerden karşıya geçmek için yeşilin yanmasını bekleyerek, güvenli biçimde karşıya geçişini gerçekleştirmesi gerekirken trafik ışıklarına çok yakın mesafeden karşıya kontrolsüz biçimde geçmeye çalışan ölen yaya ...'ın birinci derecede %60 oranında;
yönetimindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken, günün her saatinde yoğun araç ve yaya trafiğiyle yüklü olan yerde dikkatli ve yavaş seyretmesi, yolun karşısına geçmek üzere orta refüjde durmakta olan veya yola inecek durumda bulunan yayaları gördüğünde derhal fren yapıp durabilmesi gerekirken ve bunun olanağı da bulunmakta iken, zamanında önlem almayıp duramayan ve aniden yol kaplamasına inen yayaya çarpan davalı sürücü ...'ın %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece davalı sürücü ...'ın yönetimindeki araç ile davacıların desteği ölen ...'ın kaza sırasındaki konumları ve adı geçen davalı sürücünün davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının; yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde; dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığı anlaşılmış;
kazanın meydana geldiği 15/2/2016 tarihinde, 14 yaşında olduğu ve ekonomik ve sosyal duruma ilişkin araştırma tutanağına göre lise öğrencisi olduğu anlaşılan ... ile 19 yaşında olduğu anlaşılan ve ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin araştırma tutanağına göre açık öğrenim lisesinde eğitim gördüğü anlaşılan davacı ...'ın'ın gelecekte üniversite eğitimine devam edecekleri kabul edilerek miras bırakanın desteğinin 25 yaşına kadar devam edeceği varsayılarak adları geçen davacılara desten payları ayrılıp hesaplama yapılmasının yerinde olduğu,
böylece aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda, davacıların desteği ölen ...'ın yaşı, destek süresi, kazanç durumu ile olası desteklik süresi ve destek gelirinin paylaştırılması suretiyle, davacıların destekten yoksun kalmalarından kaynaklanan zararlarının Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişilerin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla.
19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı
bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiş; destekten yoksun kalma tazminatının PMF 1931 yaşam tablosunda öngörülen yaşam süresinden uzun olan TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplanmasının istinaf başvurusunda bulunan davalı ...
Sigorta AŞ aleyhine sonuç doğuracağı anlaşıldığından, adı geçen davalı ... şirketi vekilinin bu nedene dayalı olarak istinaf kanun yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KTK'nin 97'nci maddesinin 1'inci fıkrasında ön görülen zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmasına ilişkin dava şartının, eldeki davanın açıldığı 7/3/2016 gününden sonra 26/4/2016 gün ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6704 sayılı Kanun'un 5'inci maddesiyle yürürlüğe girmesi ve davalı ... şirketi tarafından davacılara tazminat ödendiğinin ileri sürülmemesi karşısında bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiş;
dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde açık biçimde davalı ... şirketine karşı da manevi tazminat davası açıldığının anlaşılması karşısında, reddine karar verilen manevi tazminat davası nedeniyle davalı ... şirketi yararına vekâlet ücretine hükmedilesinin yerinde olduğu anlaşılmış; ölen destek ...'ın, davacı ...'ın eşi, davacılar ... ile ...'ın ise adı geçen desteğin çocukları olması nedeniyle, adları geçen davacılar lehine desteklik olgusu kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ölüm hâlinde, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır.
Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ile davalılar ... ve ...'ın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/270, K. 2024/168, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama