KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/611
- Karar no
- 2024/1787
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 03/11/2021
- Numarası
- 2018/421 (E) - 2021/816 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
949 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'a ait, dava dışı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkilinin eşi yaya ...’e çarpıp kaçması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ...'in vefat ettiğini, Kaza Tespit Tutanağına göre aracın markası, rengi ve plakasının belirlenemediğini, daha sonra ise ilgili makamlarca yapılan araştırma sonucunda tespit edildiğini,
davalı ...nın kaza tarihinde geçerli sorumluluk limitleri dahilinde oluşan maddi zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 100 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş. 06/07/2021 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat tutarını 205.298 TL artırarak 205.398 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile 205.398 TL destekten yoksun kalma (maddi) tazminatının temerrüt tarihi olan 19/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açmadan önce müvekkiline başvuru yapan davacıdan tazminat talebinin incelenmesi için gerekli olan tüm evrakların talep edilmiş olduğunu, ancak davacı tarafından işbu evrakların gönderilmemesi nedeniyle başvuru şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini, teknik faiz uygulanmaksızın yapılan hesaplamanın hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının yeniden evlenme tarihinin esas alınarak tazminat hesaplamasının bu tarihe kadar yapılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava; ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17,
35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.
Yargıtay 17. (Kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesabı TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Türk Borçlar Kanunu gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir.
Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Destekten yoksun kalma tazminatının mahiyeti ve amacı, ölenin eylemli yardımını alanların, desteğin ölümünden sonra da bu yardımdan mahrum kalmaması olduğuna göre; destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için, her şeyden önce, destek alma hakkı olan kişinin destek alma ihtiyacının devam etmesi gerekir.
Bu itibarla; ölenden eş sıfatıyla destek alan kişinin yeniden evlenmesi halinde, evlenen eşin, desteğinden yararlandığı kişinin yardımından yoksun kaldığından bahsedilemeyeceği ve desteği olan (eski)eşinden dolayı destek tazminatına hak kazanamayacağı açıktır. Somut olaya bakıldığında.
06/08/2017 tarihinde meydana gelen kaza sonrası, davacı eşin 05/09/2017 tarihinde yeniden evlenmiş olduğu, somut gerçeğin bulunduğu durumda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağı; destek alacaklısı olan davacının ancak eşinin ölüm tarihi ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği açıktır.
Mahkemece karara dayanak yapılan 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise; davacının varsayımsal yaşam süresi dikkate alınarak, bir başka deyişle yeniden evlendiği hususu dikkate alınmadan tazminat hesaplaması yapılmıştır. Dolayısıyla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf iddia ve itirazları yerindedir.
O halde Mahkemece, davacının yeniden evlendiği 05/09/2017 tarihi dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının yeniden hesaplanması yönünden bilirkişiden ek rapor alınması sonucunda, yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, kararın HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/611, K. 2024/1787, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama