KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2023
- Dosya no
- 2023/1375
- Karar no
- 2023/1519
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 13/03/2023
- Numarası
- 2022/16 Esas- 2023/173 Karar
- Davanın konusu
- Destekten yoksun kalma tazminatı
Karar Metni
1.505 kelime·8 dk okuma
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
22/04/2016 tarihinde sürücü ...'in idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı ... plakalı aracı ile ... plakalı motosiklet sürücü ...'nun idaresindeki motosiklet ile çarpışması trafik kazası meydana geldiğini, müvekkillerinin desteği sürücü ...'nun kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, davalı sigorta şirketine destekten yoksun kalma tazminatı için yapılan başvuru sonucunda müvekkili ...’ya 196.679,22 TL tazminat ödendiğini,
müvekkil ...’ya yapılan ödemenin eksik ve yetersiz ödeme olması ve diğer müvekkillere de müteveffa babalarının desteğinden yoksun kalmaları nedeni ile tazminat ödenmesi için 19/08/2016 tarihinde başvuru yapıldığını beyanla tahkikat sonucunda müvekkillerinin zararının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davacı vekili 26/03/2018 tarihli dilekçesiyle; bilirkişi raporu doğrultusunda dava dilekçesinde 1.000 TL olarak belirtmiş oldukları talebini 61.934,85 TL artırarak,
62.934,85 TL olarak belirlediklerini, iş bu tutarın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya konu tazminat bedelinin ödenmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, söz konusu ödemenin davacıların tümü için ayrı ayrı hesaplanan aktüer tazminat sonuçlarının toplamı olduğunu, dolayısıyla yapılan ödeme ile müvekkili sigorta şirketinin davaya konu edilen poliçeden doğan sorumluluğunun sona erdiğini, davacının müterafık kusur sebebiyle mahkemece belirlenecek tazminattan uygun bir indirim yapılmasını talep ettiklerini,
destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin müvekkilinin sorumluluğunun ve sigorta tazminatının ne şekilde hesaplanacağının ZMSS sigortası genel şartları A.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince.
"Davanın kabulü ile davacının eşi ... için 18.292,57 TL olmak üzere toplam 62.934,85 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" dair kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde belirtilen ödemelerin dikkate alınmadığı, davacı ... dışındaki diğer davacılar lehine ne miktarda tazminatın kabulüne karar verildiği de belirtilmeden, karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, dava açılmadan önce davalı Sigorta Şirketi tarafından her bir davacı için ne miktarlarda destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğinin araştırılmadığı belirtilerek, ödenen miktarların güncellenerek her bir davacı için tespit edilecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi yönünden aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınması gerektiği ifade edilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararın kaldırılması sonrasında İlk Derece Mahkemesince bu kez; davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 3.485,85 TL'nin dava tarihi olan 23/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili; hem 08/01/2018 tarihli bilirkişi raporu hem de 19/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplama yöntemi hususunda bir itirazın söz konusu olmadığını, davalı tarafın bu aşamadaki itirazları doğrultusunda yeni bilirkişi raporu hazırlanmasının hatalı olduğunu, davalı tarafça 2016/939 Esas sayılı dosyadaki yargılamada itiraz edilmemesinin, Bölge Adliye Mahkemesince de hesaplama yöntemi konusunda tereddüt oluşmamasının lehlerine usuli kazanılmış hak doğurduğunu, çelişkisiz ve ihtilafsız bulunan bilirkişi raporu mevcut iken davalının bu aşamadaki itirazlarının kabul edilmesinin usuli kazanılmış hakları göz ardı ettiğini,
19/09/2022 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda taraflarına bedel artırımı için süre verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin de hukuka uygun olmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Katılma yoluyla istinafa başvuran davalı vekili.
Bilirkişi raporunda davacıların bakiye zararının bulunmadığı tespit edildiğinden davacı tarafa ıslah için süre verilmemesinde usule aykırı bir durum bulunmadığını, alınan bilirkişi raporunda davacıların mevcut taleplerinin üzerinde bir hesaplamanın söz konusu olmadığını, davacılar desteği müteveffa ...’nun kazada müterafik kusurlu olması nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın müterafik kusurunun yalnız ...'ya değil tüm davacılara etki edeceğini, müvekkili şirketçe ... ve ... adına yapılan ödemelerin hesap edilen tazminat tutarını fazlasıyla karşıladığını,
müvekkil şirketçe davacılar adına fazlaca ödeme yapıldığını, ödeme tarihi itibariyle sorumluluğun yerine getirildiğini, ... adına yapılan tazminat hesabının ise sürekli olarak değişiklik arz edebileceğini,
bilirkişi tarafından yapılan hesap ile müvekkili şirketçe hasar aşamasında yapılan ödeme arasında bariz bir farklılığın bulunmaması karşısında hakkaniyet ilkeleri gereği ve ödemeler ile hesap edilen tutarlar arasındaki farkın KTK m. 111’de belirtildiği gibi fahiş bir fark olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davalı tarafın, istinaf dilekçesinde hesap raporuna yönelik ileri sürdüğü itirazlar Dairemizin 2019/2450E 2021/880 K sayılı kararında;
"...Mahkemece, işbu dava açılmadan önce davalı Sigorta Şirketi tarafından her bir davacı için ne miktarlarda destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğinin araştırılması, ödenen miktarların güncellenerek her bir davacı için tespit edilecek destekten yoksun kalma tazminatından düşülmesi yönünden aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınması, sonrasında davanın, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açıldığı da dikkate alınarak,
davacılar vekiline her bir davacı yönünden talep artırım dilekçesi ibraz etmeleri için süre verilmesi ve sonrasında tarafların delillerinin değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi ..." şeklinde değerlendirilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra, kararımızda sözü edilen eksiklikler mahkemece giderilmiş, davalının davadan önce yaptığı ödemeler belirlenerek güncellenerek 16/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı eş ...’nun karşılanmayan zararının 53.149,99 TL, davacı çocuk ...’nin 8.768,54 TL ve davacı çocuk ...’un 3.004,67 TL olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin bedel belirleme dilekçesinde, ödemeleri güncelleyerek tazminattan mahsup ederek progresif rant yöntemiyle (%1,8 teknik faiz uygulanmaksızın) düzenlenen bilirkişi raporunu esas aldığı ve her üç davacı için toplamda 62.934,85 TL talep ettiği anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK'nın 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Davacılar desteğinin ölümüne sebep olan olayda sonucun ağırlaşmasına sebebiyet verdiğine ilişkin müterafik kusuru belirlenmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. -Davacılar vekilinin istinaf itirazları bakımından.
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında, yukarıda sözü edilen 16/09/2022 tarihli bilirkişi raporundan sonra, davalı tarafın itirazı üzerine yeniden alınan 05/01/2023 tarihli raporda davalının dava öncesinde yaptığı ödemelerin hesaplanan tazminatı karşıladığı belirtilerek talep edilebilecek başkaca tazminat bulunmadığı tespit edilmiş, mahkemece bu rapora itibar edilerek karar verilmiştir.
Oysa, yukarıda da açıklandığı üzere, davacının bedel belirleme dilekçesine esas olan raporda hesaplama progresif rant metoduyla düzenlenmiş, 05/01/2023 tarihli raporda ise davacının %1,8 teknik faiz uygulanarak düzenlenen rapora itirazı bulunmadığından davalının usuli kazanılmış hakkı olduğu kabul edilip hesaplama %1,8 teknik faiz indirimi uygulanarak, bakiye tazminat bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu tespit dosya içeriğine uygun olmayıp isabetli değildir.
Çünkü, bu tespitin aksine, davacılar vekilinin artırım dilekçesine esas aldığı raporda (05/01/2018 tarihli) tazminat, yargısal uygulamalarda kabul edildiği üzere, progresif rant yöntemiyle ve TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak düzenlenmiştir.
Bu durumda Mahkemece, 05/01/2018 tarihli bilirkişi raporundaki verileri esas alarak, davalının ödemelerinin de güncel bedeli mahsup edilerek düzenlenen 16/09/2022 tarihli rapor doğrultusunda karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun olmayan rapor esas alınarak karar verilmesi doğru olmamış, davacılar vekilinin istinaf itirazının kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1375, K. 2023/1519, 15 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama