KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- Dosya no
- 2023/1385
- Karar no
- 2024/543
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/03/2023
- Numarası
- 2022/70 Esas - 2023/237 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili özetle. 05/06/2020 tarihinde ...'nun sürücüsü olduğu ... plakalı traktör ile set yolunda seyir halindeyken traktörün devrilmesi sonucu davacıların çocuğu ve traktörde sürücünün yan koltuğunda oturan işçi ...'nın vefat ettiğini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davacılar için için şimdilik 100'er TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek banka iskonto faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; açılan davanın kabulüne, davacı ... için 174.825,23 TL, davacı ... için 235.174,77 TL olmak üzere toplam 410.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
KTK'nin 97.maddesi uyarınca müvekkili şirkete kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, kazanın meydana geldiği yerin kanunda öngörülen kamuya açık karayolu kapsamında bulunmaması sebebiyle davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun da bu nedenle eksik incelemeye dayalı düzenlendiğini, davacı tarafça ıslah harcının da eksik ödendiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Davalı ZMS sigortacısına 23/09/2020 tarihininde başvurulmuş olmakla başvuru koşulu yerine getirilmiştir.
2918 sayılı KTK'nin 2. maddesinde bu Kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarında öngörülen yerlerde de KTK'nın uygulanacağına yer verilmiş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler "karayolu gibi" kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için yararlanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Diğer bir anlatımla KTK'nin uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir.
(HGK'nın 28/09/2011 tarihli 2011/17-499 Esas 2011/557 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Yasal düzenlemeler ile Yargıtay'ın süreklilik kazanan uygulamalarına göre karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayolu tanımına dahil kabul edilmektedir.
Somut olayda kazanın "... arazileri içinde, set yolu diye bilinen, aşırı yağışlarda tarım arazilerine su basmasını önlemek için yapılmış toprak set üstündeki 3,90 m genişliğindeki stabilize yolda" meydana geldiği, dolayısıyla karayolu sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla meydana gelen zarar teminat kapsamındadır. Davalı vekilinin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1385, K. 2024/543, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama