KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Dosya no
- 2024/2316
- Karar no
- 2025/7
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17/09/2024
- Numarası
- 2023/878 (E) - 2024/653 (K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
735 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın idaresindeki ... plakalı araçla seyir halinde iken tam kusuruyla sebebiyet verdiği yaralamalı trafik kazasında dava dışı ...'ın ağır biçimde yaralandığını ve yargılama sırasında vefat ettiğini, davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL manevi tazminatın kaza gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna davalı tarafça dayanılmış olup ücretinin davalı tarafından yatırılması gerektiğini, davalıların adli yardım talebinde bulunduğunu, davacı ... için 2.500 TL, davacı ... için 2.500 TL olmak üzere toplam 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan, davalı ...ndan ise teminat limitiyle sınırlı olmak üzere kuruma başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili ile davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazası sebebiyle öldüğü iddia edilen destek nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.HMK’nin "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90'ıncı maddesinde, "Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir.
Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." biçiminde düzenlemeye yer verilmiştir. Aynı Kanunun 94'üncü maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir.
Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez.
Yukarıdaki düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere kanun ya da hâkim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır.
Bu nedenle, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, Kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Ayrıca hâkim tarafından kesin süre verilirken, kesin süreye konu işlemin tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması, verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, yapılması gereken iş veya işlemlerin ayrıntılı bir şekilde açıklanması ve yapılması gereken işlemin verilen kesin sürede yapılmaması halinde, kesin sürenin sonuçlarının tarafa açıklanması, ihtar edilmesi veya buna ilişkin açıklamanın yer aldığı davetiyenin tebliğ edilmesi zorunludur.
Somut olayda, davacıların desteğinin ölüm ile kaza arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için 30/04/2024 tarihli duruşmada dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevkine karar verilmiş ve davacı vekiline 4.000 TL ATK bilirkişi ücretini yatırması için ihtarat yapıldığı ve işbu ihtarat davacı tarafa 16/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak davacının belirlenen ücreti yatırmadığından,
davanın ispat edilemediğinden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, bilirkişi ücreti için takdir edilen delil avansının miktarı dikkate alındığından kesin olarak verilen sürenin makul olduğunun; yapılan tebliğ ile davacı vekiline de kesin sürenin sonuçlarının açıklanmasının yanında, bilirkişiden rapor alınması dışında yerine getirilmesi gereken başka bir ara kararının da bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacının bilirkişi delilinden vazgeçmiş olduğu kabul edilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/2316, K. 2025/7, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama