KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/35
- Karar no
- 2024/1973
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 27/9/2023
- Numarası
- 2022/510 (E) - 2023/614 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
2.290 kelime·11 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; kaza tarihi itibarıyla geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın %100 tam kusurla karıştığı kaza sonucu ...'ın öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde adı geçen ölenin eşi davacı ... ile çocukları ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 100 TL olmak üzere toplam 500 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
31/8/2023 günü sunulan dilekçeyle, davacı ... için talep ettiği maddi tazminat tutarını 246.806,80 TL'ye, ... için talep ettiği maddi tazminat tutarını 1.081,58 TL'ye, ... için talep ettiği maddi tazminat tutarını 14.952,12 TL'ye, ... için talep ettiği maddi tazminat tutarını 9.829,48 TL'ye, ... için talep ettiği maddi tazminat tutarını 47.467,82 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde toplanmasının istediği kanıtları bildirerek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinin, kazanın karayolu sayılan yerde meydana gelmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin 26/2/2020 gün ve 2018/731 (E) - 2020/201 (K) sayılı kararı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 15/6/2021 gün ve 2020/1749 (E) - 2020/1143 (K) sayılı kararıyla, kadastral yol ile bağlantısı bulunan tarlada meydana geldiği anlaşılan davaya konu kazaya 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilerek,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesinin ardından sürdürülen yargılamada, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne, davacı ... için 246.806,80 TL, davacı ... için 1.081,58 TL, davacı ... için 14.952,12 TL, davacı ... için 9.829,48 TL, davacı ... için 47.467,82 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsil edilerek adları geçen davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle.
7/2/2018 günün meydana gelen davaya konu trafik kazasında 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, olayın meydana geliş biçimine göre müvekkili kurumun meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda kazanın meydana geldiği yerin karayolu niteliğini taşımadığının açıkça tespit edildiğini, olayın trafik kazası olarak nitelenemeyeceğini, ölenin %100 oranında kusurlu olduğunu, zira ölenin pervane kolunu indirirken makineye sıkıştığını, gübreleme makinesinin trafik sigortası yaptırılması zorunlu araçlardan olmadığını,
tazminatın hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 - 1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini; davacı ...'ın yeniden evlenme olasılığının belirlenmesinde kaza tarihindeki yaşının dikkate alınması gerektiğini, temerrüt tarihinin yanlış tespit edildiğini, ölenin çocukları için destekten yoksun kalma tazminatının 18 yaşına kadar hesaplanması gerektiğini, davacı ...'ın 18 yaşında evlenmiş olmasının da 22 yaşına kadar hesaplama yapılmasının hatalı olduğunun gösterdiğini, 6704 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 90'ıncı, 92'nci,
97'nci ve 99'uncu maddelerine göre davacının destekten yoksun kalma tazminatının talep etme hakkının olmadığını, davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının, peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, ödenmişse hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini; mahkemece birlikte (müterafik) kusur olgusunun tartışılmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişiler kurulunun yeterli uzmanlığa sahip olmadığını, eldeki davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinin, trafik güvenliği mevzuatının yanı sıra çalışma güvenliği mevzuatına aykırı davranılmasından kaynaklandığını; davacıların desteğinin kusurunun bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin birlikte kusur yönünden hatalı olduğunu; hesap raporuna itirazları doğrultusunda yeniden inceleme yaptırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını;
ileride yaptırılacak yeniden hesaplamadan asgari ücretteki değişikliklerin göz önüne alınması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davalı ... vekilinin davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: Davacı ... için 1.081,58 TL, davacı ...için 14.952,12 TL, davacı ... için de 9.829,48 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmeden ilk derece mahkemesinin, hükmünü verdiği 2023 yılı için HMK'nin 341'inci maddesinin, 2'nci fıkrasında öngörülen istinaf başvuru sınırının,
aynı Kanunun ek 1/1-2'nci maddesi uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle hesaplandığında 17.830 TL olduğu, böylece davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan her bir maddi tazminat hükmünün kesin nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, davalı ... vekilinin, incelenmesine yasal olanak bulunmayan ilk derece mahkemesinin davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükümlerine yönelik istinaf dilekçesinin HMK'nin 341'inci maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla aynı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine, davacılar ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükümlerinin; davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine davacılar lehine hükmolunan maddi tazminat hükümlerinin incelenmesine gelince:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 2'nci maddesinde bu kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtilmiş, aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarında öngörülen yerlerde de KTK'nin uygulanacağına yer verilmiş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler "karayolu gibi" kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Diğer bir anlatımla KTK'nin uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. [Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/9/2011 gün ve 2011/17-499 (E) - 2011/557 (K) sayılı ilamı] Yasal düzenlemeler ile Yargıtay'ın süreklilik kazanan uygulamalarına göre karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında fark bulunmamaktadır.
Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayolu tanımına dahil kabul edilmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir.
Somut uyuşmazlıkta İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen rapor içeriğine göre, davaya konu olayın meydana geldiği tarlanın yer aldığı 104 ada, 39 parsel sayılı taşınmazın batısını kadastral yola 17231 metre cephesinin bulunduğunun bildirilmesi, böylece olayın meydana geldiği yerin karayolu bağlantısının bulunduğunun anlaşılması karşısında, davaya konu olayın trafik kazası niteliğinde olduğu kabul edilerek, KTK hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
İTÜ öğretim üyeleri bilirkişiler kurulu tarafından, diğer bilirkişilerin raporları da değerlendirilerek düzenlenen raporda, arkasına gübre serpme makinesine bağlı ... plakalı traktörü hareket ettirmeden önce aracın etrafını kontrol etmesi, özellikle makineye gübre dolduran ...'ın araç civarında bulunmadığından emin olduktan sonra seyre başlaması gerekirken bu hususlara uymayıp gerekli denetimi yapmadan traktörü harekete geçirerek, tedbirsiz, dikkatsiz biçimde davranıp dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranan dava dışı sürücü ...'in %50;
makineye gübre doldurduktan sonra kendi can güvenliğini sağlamak için traktör ve gübre serpme makinesinden derhal uzaklaşması gerekirken, bu hususlara uymayıp hareket etmek üzere olan traktöre bağlı makinenin pervane kolunu indirmek isteyen ...'ın da %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; böylece dava dışı sürücünün yönetimindeki ... plakalı traktör ile davacıların desteği ...'ın kaza sırasındaki konumları ve traktör sürücüsünün davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş.
KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla.
19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla
hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, yaşam süresinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, davacı ...'ın destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararının, desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek ve rapor tarihinde yürürlükte olan asgari ücret dikkate alınarak, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmış;
nüfus kaydı içeriğine göre 4/4/1983 doğumlu olup hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte 40 yaşını doldurduğu ve 4 çocuğu bulunduğu anlaşılan davacı ...'ın evlenme olasılığının bulunmadığı kabul edilerek, hükmolunan tazminattan indirim yapılmamasının yerinde olduğu anlaşılmış; davacı ...'ın, nüfus kaydına göre eşi olduğu anlaşılan ...'ın ZMSS poliçesi bulunmayan traktör sürücüsünün kusuruyla neden olduğu kazada ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kaldığı kabul edilerek, adı geçen davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmolunmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış.
Sosyal Güvenlik Kurumu Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından davacı ... adına ve mirasçılarına bağlanmış aylık gelir bulunmadığı bildirildiğinden, davalı ... vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiş; kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu anlaşılan davacıların mirasbırakanı ...'ın kazanın oluşumuna nedensellik bağı içinde katkısı bulunmayan, ancak zararın artmasına neden olan birlikte kusur olarak değerlendirilebilecek nitelikte eylemi kanıtlanmadığından, davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminattan birlikte kusur nedeniyle indirim yapılmamasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak, davacılar vekilinin davaya konu olaydan kaynaklanan maddi zararın giderilmesi için davalı ...na 4/5/2018 günü ulaştığı anlaşılan dilekçeyle başvurması, böylece adı geçen davalının KTK'nin 99'uncu maddesinin, 1'inci fıkrası ile davaya konu trafik kazasının meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2'nci maddesi uyarınca, rizikonun ihbar edildiği günden başlayan 8 iş gününü kapsayan ödeme süresinin sona erdiği 17/5/2018 gününden itibaren işleyecek faizden sorumlu tutulması gerekirken,
ödeme süresi dikkate alınmadan 4/5/2018 gününden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulmasında isabet görülmemiştir.
Davalı ... vekilinin, incelenmesine yasal olanak bulunmayan ilk derece mahkemesinin davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükümlerine yönelik istinaf dilekçesinin, HMK'nin 341'inci maddesinin 2'nci fıkrası aracılığıyla aynı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmesi nedeniyle, davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükümleri korunarak aynen yinelenmiştir.
31/12/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/35, K. 2024/1973, 31 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama