KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi Birleşen Dosyada
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2024/350
- Karar no
- 2024/794
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 02/11/2023
- Numarası
- 2015/152 Esas - 2023/868 Karar (İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1 Esas sayılı dosyasında)
- Davanın konusu
- Destekten yoksun kalma tazminatı
Karar Metni
1.537 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ...'in idaresindeki ... plaka sayılı aracın, ... plaka sayılı araç ile yaptığı kaza neticesinde vefat ettiğini beyanla, davacılar için toplamda şimdilik 4.000 TL destekten yoksun kalma tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde, dava konusu kazanın 20/09/2008 tarihinde meydana gelmiş olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. Birleşen davada davacı vekili. 29.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda ...
Sigortanın davacı ... için 31.104,19 TL'den, davacı ... için 1.222,18 TL'den, davacı ... için ise 3.151,91 TL'den sorumlu olduğunun tespit edildiğini belirterek bu bedellerin davalı ... Sigorta'dan tahsilini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "davalı ... Sigorta yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı ...
Sigorta yönünden davanın kabulü ile davacı Melahat yönünden 22.773,32 TL, Davacı ... yönünden 213,74 TL, Davacı ... yönünden 607,29 TL, Davacı ... yönünden 1.405,65 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline" karar verilmiştir.Davacı vekili;
ilk derece mahkemesince hüküm tarihine en yakın tarihli ve dolayısı ile en güncel asgari ücreti esas alan 25/10/2022 tarihli raporun hükme esas alınması gerekirken, aktüerya uzmanı olmayan, hatalar barındıran, eski tarihli asgari ücreti esas alarak hesaplama yapılan 08/11/2021 tarihli bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacıların müteveffanın aracının sigortacısı olan ...
Sigorta'dan müteveffanın %15 kusuruna isabet eden ve poliçe limiti olan 125.000 TL ile sorumlu olacağını, tazminat tutarlarına yasal faiz değil avans faizine hükmedileceğini, davanın ilk açıldığı tarih olan 14/11/2008 tarihi itibari ile davalı sigorta şirketlerinin temerrüde düşürüldüğünü, faizin başlangıç tarihinin de takipsiz bırakılan ilk davanın açıldığı tarih olan 14/11/2008 tarihi olacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza dosyasında karşı araç sürücüsü ...'ın % 100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen sigortalı araç sürücüsü ...'e % 15 kusur oranı atfedilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu doğrultusunda %15 kusur oranı üzerinden hüküm kurulduğunu, öte yandan yargılama sırasında çelişkileri gidermeye yönelik alınan 17/03/2023 tarihli kusur heyet raporunda da sigortalı araç sürücüsü ... kusursuz tespit edilmiş olmasına rağmen, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeden daha eski tarihli 21/10/2019 tarihli kusur raporu doğrultusunda hüküm kurulduğunu,
dosya kapsamında sunulan deliller ile davacıların diğer davalı ...
Sigorta ile %100 kusur üzerinden sulh olarak bu kapsamda ödeme aldıklarını, bu sebeple davalı sigorta şirketine yöneltilebilecek bir maddi tazminat talebinden de bahsedilemeyeceğini, müteveffa ölüm tarihi itibariyle fiilen herhangi bir işte çalışmıyor olduğundan, tazminat hesaplamasında kazanç miktarının hem aktif hem de pasif dönemde AGİ hariç asgari ücret üzerinden esas alınarak yasal mevzuat uyarınca %1.8 teknik faiz alınarak hesaplanması gerektiğini, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olmasının hatalı olduğunu,
reddedilen kısımlar yönünden dört davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: İhtiyari dava arkadaşları olan davacılar ..., ... ve ... için verilen kararlar itibarıyla davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusu bakımından.
HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. Fıkrasında.
"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında. "HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nin 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.830 TL dir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı aleyhine, adı geçen davacılar için hükmedilen miktarlar, kararın verildiği 2023 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karar için HMK'nin 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkı yoktur. Yerel Mahkemece, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 352/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Davacı ... için verilen karar yönünden. Davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı bakımından değerlendirme yapıldığında. Ceza yargılamasında alınan 28/10/2008 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... sigortaya sigortalı ... plaka sayılı araç sürücü ...'ın kusurlu, davacılar desteği ve ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'in kusursuz olduğu kanaati bildirilmiştir.
Ardından yine ceza yargılamasında ATK Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporda; sürücü ...'ın asli, sürücü ...'in alt düzeyde tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan 09/12/2009 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...'ın %75, davcılar desteği sürücü ...'in %25 oranında kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır.
Yine Mahkemece alınan 21/10/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde davalı dışı sürücü %85 oranda, destek ...'in ise %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Bunun üzerine raporlar arasındaki tüm çelişkiler giderilmek üzere Mahkemece İTÜ öğretim görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetinden 03/05/2023 tarihli rapor alınmış, bu raporda, öncesindeki tüm görüş ve raporlar irdelenerek davalı ... sigortaya sigortalı ... plaka sayılı araç sürücü ...'ın kusurlu, davacılar desteği ve ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'in kusursuz olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Ancak mahkemece yeterli gerekçeye yer verilmeden 21/10/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporu hükme esas alınmış, davalı ... Sigorta aleyhine kusuru oranında tazminata hükmedilmiştir.
Oysa mahkemece dosya kapsamındaki kusura ilişkin tüm belge ve raporları değerlendirip aralarındaki çelişkiyi dosyadaki verilere dayanarak gideren, tarafların ve mahkemenin denetimine açık, oluşa uygun olduğu anlaşılan İTÜ öğretim görevlilerinden oluşturulan heyetten alınan 03/05/2023 tarihli raporunun hükme esas alınması ve buna göre de davalı ...
Sigortanın sigortalısı olan davacılar desteği ...'in kusursuz olması nazara alınarak, sigortalısının kusursuz olması nedeniyle (zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla davacılar karşısında) müteselsil sorumluluğu bulunmayan adı geçen sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, 21/10/2019 tarihli ATK rapora dayalı olarak hüküm verilmesi doğru olmamıştır. Bu açıklamalar ışığında, davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; davalı ...
Sigortanın sigortalısı (veya eylemlerinden sorumlu olan) araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle hakkındaki davanın reddine; davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf itirazının kabulüne dair verilen kararın niteliği ve sonucu itibarıyla, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının da reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/350, K. 2024/794, 21 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama