KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- Dosya no
- 2024/88
- Karar no
- 2024/206
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Ara karar tarihi
- 18/10/2023
- Numarası
- 2023/892 (E
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların kusuruyla meydana geldiği iddia olunan kazada murislerinin vefat etmesi sebebiyle maddi ve manevi olarak zor duruma düşmüş olan müvekkilleri lehine hükmedilmesi muhtemel tazminatların karşılanabilmesi ve dava süresince mal kaçırılmasını önlemek amacıyla davalı ... adına kayıtlı dava konusu kazaya karışan ... plakalı araç üzerine ve davalılar ... ile ... adına kayıtlı araç ve taşınmaz sorgulamasının yapılması ile ortaya çıkabilecek malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini,
belirsiz alacak niteliğindeki maddi zararların karşılanması için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 500.000 TL, davacı ... için 500.000 TL, davacı ... için 500.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili ile davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesinin 18/10/2023 tarihli ara kararıyla, davacılar vekilinin 22/09/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbirin teminatsız olarak konulmasına ilişkin talebinin reddine, davalılar ... ve ... vekilinin ihtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murislerinin vefat etmiş olması sebebi ile maddi olarak zor duruma düştüklerini, mahkeme tarafından hükmedilen 27.750 TL teminat bedelinin müvekkillerinin karşılaması mümkün olmayan bir meblağ olduğunu, ihtiyati haciz için hükmedilen teminat bedelinin hakkaniyete aykırı ve hak arama hürriyetlerini de açıkça ortadan kaldıracak ölçüde olduğunu,
davalı ... adına kayıtlı dava konusu kazaya karışan ... plaka numaralı araç üzerine ve yine davalılar ... ve ... adına kayıtlı araç ve taşınmaz sorgulamasının yapılması ile ortaya çıkabilecek malvarlıkları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda zarar gören tek otomobilin müvekkilinin aracı olduğunu, dava değerinin %15'i olan 27.750 TL teminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmayıp ortaya çıkabilecek zararı karşılamadığını belirterek, ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, aksi takdirde teminat miktarının artırılması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesince verilen 18/10/2023 tarihli ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257/1. fıkrasına göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hüküm gereğince alacaklı, bir para alacağı için ancak vadesinin gelmesi hâlinde ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.
İİK'nin 258/1. fıkrası gereğince “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…” Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi gerekmez. Bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.
Başka bir anlatımla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir.
İİK'nin "İhtiyati hacizde teminat" başlığını taşıyan 259. maddesine göre, "(Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.) İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.
Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder."İİK'nin 259. maddesinde getirilen bu düzenleme ile kural olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez. Kanun koyucu sadece ilama dayanan alacaklarda teminat aranmayacağı, ilam niteliğindeki belgelerden doğan alacaklarda ise teminatın gerekip gerekmediğinin hakiminin takdirine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi yukarıda anılan hüküm uyarınca mümkün değil ise de, teminat miktarının, somut olayın özelliklerine göre gerektiğine maktu olarak belirlenmesi ve davacının alacağına/hakkına ulaşmasını zorlaştıracak veya olanaksız kılacak tutarda olmaması gerekir.
Somut olayda, kaza tespit tutanağındaki tespitler, kazanın oluş şekli gözönüne alındığında dosyaya yansıyan yaklaşık haklılık durumu ve hak arama özgürlüğünün kısıtlanmaması bakımından tarafların hak ve menfaat dengesi de gözetilerek daha az bir tutarda teminat takdir edilmesi gerekirken teminatın yüksek bir oranda belirlenmesi doğru olmamıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/88, K. 2024/206, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama