KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2023
- Dosya no
- 2020/1528
- Karar no
- 2023/1014
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/12/2019
- Numarası
- 2017/1026 Esas - 2019/985 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 12/10/2023
Karar Metni
1.787 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden ... AŞ ile dava dışı ...
San.AŞ arasında imzalanmış olan genel kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, davalının da bu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi müşterisi tarafından kullanılan kredinin süresinde ödenmemesi nedeniyle temlik eden banka tarafından Beyoğlu ...Noterliği'nin 04/01/2005 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek toplamda 3.445.916,63 TL borcun ödenmesinin talep edildiğini, asıl borçlu ...
San.AŞ'nin Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/543 Esas sayılı dosyasından iflasına karar verildiğini, Kadıköy İflas Müdürlüğü'nün ... İflas dosyasına kaydı yapılıp iflas işlemlerinin devam ettiğini, takip konusu alacağın Beyoğlu ...Noterliği'nin 10/11/2010 tarih ve ... sayılı temliknamesi ile davacı şirkete devri ve temlik edildiğini, bilahare borcun süresinde ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılarak davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak davalının başlatılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, anılan nedenle davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davalıya tebliğ edildiği bildirilen Beyoğlu ...Noterliği'nin 04/01/2005 gün ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesinin davalıya tebliğ edilemediğini, yine gönderildiği bildirilen ihtarnamenin tarihinin 2005 olduğunu, ancak takibin 26/10/2015, davanın açılış tarihinin ise Ekim 2017 olduğunu, bu itibarla zaman aşımının söz konusu olduğunu, ayrıca asıl borçlu ...
San.AŞ'nin Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/543 Esas sayılı dosyası ile iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerinin halen devam ettiğini, davacı alacaklının iflas masasına müracaat etmesi gerektiğini, ancak davacının aradan geçen uzun zamana rağmen davalı aleyhine icra takibi başlattığını, anılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, ibraz edilen deliller, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; temlik eden ... AŞ ile dava dışı ...
San.AŞ arasında ve davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla yer aldığı 01/06/1996, 21/05/1999, 22/05/2000, 26/07/2000, 04/10/2002, 09/10/2002, 24/10/2002, 25/10/2002, 19/08/2003, 05/01/2004 (aynı tarihli 3 adet), 21/01/2004 (aynı tarihli 2 adet) ve 20/05/2004 tarihli Genel Kredi Sözleşmelerinin imzalandığı, imzalanan sözleşmelere istinaden dava dışı şirkete krediler kullandırıldığı, ancak kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi sebebi ile temlik eden ...
AŞ tarafından davalıya Beyoğlu ...Noterliği'nin 04/01/2005 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek toplamda 3.445.916,63 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, bilahare dava dışı asıl borçlu ... San.AŞ'nin Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/543 Esas sayılı dosyasından iflasına karar verildiği ve iflas işlemlerinin Kadıköy İflas Müdürlüğü'nün ...
İflas dosyasında devam ettiği, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine 26/10/2015 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılarak davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiği, başlatılan takibe davalının 24/12/2015 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu 598.maddesi ile "1-Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur. 2-Borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmiş olursa, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalır. 3-Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
4-Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir. 5-Kefalet süresi, en erken kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılmak kaydıyla, kefilin kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklamasıyla, azamî on yıllık yeni bir dönem için uzatılabilir." hükmü mevcuttur.
Anılan yasa hükmü, taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri ve Kefalet Sözleşmeleri dikkate alındığında; taraflar arasında en son 20/05/2004 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacı temlik alan tarafından davalı aleyhine icra takibinin ise 26/10/2015 tarihinde başlatıldığı, en son imzalanan sözleşme tarihinden sonra takibin başlatıldığı tarih arasında on yıldan fazla bir zaman bulunduğu,
bu itibarla BK 598/3.maddesi "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar." hükmü itibariyle davalının kefaletinin takipten önce sona erdiği, davalının kefaleti takipten önce sona erdiğinden ve davacı tarafça kefaletin sona ermesinden önce davalı hakkında başlatılmış bir takip bulunmadığı anlaşıldığından hak düşürücü süre içerisinde takip yapılmaması sebebiyle davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde görüleceği üzere asıl borçlu ... San. A.Ş. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile iflas yoluyla takip başlatıldığını, bu takipte bu davanın davalısının da borçlu olarak yer almakta ise de açılan itirazın iptali ve iflas davasında verilen nihai kararda gerçek kişiler yönünden davanın reddine karar verildiğini, iflas yolu ile takibin 27.03.2006 tarihinde başlatıldığını, davaya konu takibin ise 26.11.2015 tarihinde başlatıldığını, ilk takip tarihi ile ikinci takip tarihi arasında zamanaşımın oluşmadığını, bilirkişi raporunda da zamanaşımının kesilmiş olduğunun açıkça belirtildiğini, buna rağmen mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının kefilden tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu takibin başlatıldığı tarih itibariyle hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı noktasındadır. Alacağı temlik eden banka ile dava dışı ... San. A.Ş. arasında 01/06/1996 - 20/05/2004 tarihleri arasında muhtelif genel kredi sözleşmeleri imzalanmıştır. Davalı bu kredilere kefil olmuştur.
Temlik eden Banka tarafından kredi borçlularına Beyoğlu ... Noterliği 04/01/2005 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesap kat edilmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "GKS, ihtarname, temlik" sebebine dayalı olarak 1.077.030,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 26/10/2015 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece ise kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 142/1. Maddesine, ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlayacağı düzenlenmiştir.
Hak düşürücü süre itiraz niteliğinde olup taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da taraflarca ileri sürülmese dahi her zaman resen nazara alınması gerekir. Hak düşürücü sürenin varlığı halinde hak maddi anlamda sona erer. Zamanaşımı ise, bir def'dir ve hakim tarafından resen nazara alınması mümkün olmayıp, savunma yoluyla cevap süresi içerisinde ileri sürülebilir. Zamanaşımının varlığı ise alacağı eksik borç haline getirir.
Dolayısıyla hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu hallerde hak sona ermiş olduğundan artık zamanaşımına uğradığı kabul edilebilecek bir alacak bulunmaz. Dolayısıyla hem hak düşürücü süre hem de zamanaşımının aynı anda bulunması halinde öncelikle hak düşürücü sürenin incelenmesi gerekir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 598/3.
Maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.Anılan Kanuni düzenlemeye göre 10 yılın geçmesiyle kefalet ortadan kalkacağına göre, maddi anlamda hak sona erdiğinden bu 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğindedir.
Ancak, bu Kanuni düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile ihdas edilmiş olup, genel kredi sözleşmesi ve kefalet tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununda bu şekilde bir düzenleme mevcut değildir. Buna karşın Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 5/2.
Maddesi ile, Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahiplerinin Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanacağı düzenlenmiştir.
Buna göre, Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup ilk defa öngörülen hak düşürücü süreler en geç 01.07.2013 tarihi itibariyle sona ermiş bulunmaktadır.Somut olayda kefalet sözleşmeleri 01/06/1996 - 20/05/2004(bu tarihler dahil) tarihleri arasında imzalanmış olup, başlangıç tarihleri itibariyle TBK'nın 598. Maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre davaya konu takip tarihi itibariyle dolmuş bulunmaktadır.
Davacı taraf, alacağı temlik eden banka tarafından asıl borçlu ... San. A.Ş. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile iflas yoluyla takip başlatıldığını ve bu takipte bu davanın davalısının da borçlu olarak yer aldığını ileri sürmüştür. Hak düşürücü süreyle ilgili olarak genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte çeşitli kanuni düzenlemeler ile bir kısım haklar için öngörülmüştür.
Hak düşürücü süre ifadesinden anlaşılacağı üzere bu kurum; ilgili hakkın düşmesi, sona ermesi, ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Kanun koyucu, zamanaşımını kesen ve durduran sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153’üncü ve 154’üncü maddelerinde hüküm altına almasına karşın hak düşürücü süreye ilişkin bu şekilde bir düzenleme getirmemiştir.
Zamanaşımının durması ve kesilmesine ilişkin bu düzenlemelerin kıyas yoluyla hak düşürücü sürelere uygulanması da mümkün değildir. Bu doğrultuda zaman aşımından farklı olarak hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmamaktadır.
Ancak bu genel kurala ilişkin hak düşürücü sürelerin durmaması, kesilmemesi hususunda istisnai durumların da söz konusu olabilmektedir.Ancak eldeki dava yönünden kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü süreyi kesen veya durduran bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla hak düşürücü sürelerin durması ve kesilmesi söz konusu olmadığından, önce işlemden kaldırılan ardından imha edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyasında iflas yoluyla başlatılan icra takibinin hak düşürücü süreye davalı kefil yönünden bir etkisi yoktur. Kaldı ki, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında iflas yoluyla başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine açılan Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/376 esas sayılı dosyasında davalı kefil taraf değildir. Anılan dosyada, borçlu ... San.
A.Ş. yönünden de Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/543 esas sayılı dosyasında iflasına karar verildiğinden, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/543 esas sayılı dosyasında ise borçlu ... San. A.Ş.'nin iflasına karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine borçlu ... San. A.Ş. Yönünden temyiz başvurusunun reddine, gerçek kişiler yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bu halde dahi hak düşürücü süreye etkisi olacak bir durum söz konusu değildir.
Bu sebeplerle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1528, K. 2023/1014, 12 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama