KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/2100
- Karar no
- 2024/136
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/09/2020
- Numarası
- 2015/479 Esas - 2020/393 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 06/02/2024
Karar Metni
1.147 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafla 08.07.2008 tarihinde akdedilen Acentelik Sözleşmesine istinaden 13.09.2013 tarihinde tahakkuk eden 8.019,53.-TL asıl alacak için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi yapıldığı, davalının itiraz ederek haksız olarak takibi durduğunu belirterek, itirazı iptali ile takibin devamına %40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Tarafla arasında akdedilen 08.07.2008 tarihli Acentelik Sözleşmesinin davacı tarafça tek taraflı olarak 24.01.2013 tarihinde fesh edildiğini, bu feshin verilmesi gereken 3 aylık sürenin verilmemesinden dolayı usulsüz olduğunu, cevap dilekçesi ekinde sunulan 3 adet müşteri çekinin davacı yana gönderildiğini ve fakat bunların hesaptan düşülmediğini, aynı şekilde davacı tarafa gönderilen 5.000.-TL havalenin de hesaptan düşülmediğini,
Acentelik Sözleşmesinin fesih tarihi olan 24.01.2013 olduğu nazara alınınca dosyada mübrez 14.05.2013 tarihli hesap özetinde alacağın 3.482,5.-TL iken icra takip tarihinde bu meblağın 6.434,95.-TL'ye nasıl yükseldiğinin anlaşılamadığını, Acentelik Sözleşmesinin akdediği zaman teminat olarak alınan ipoteğin daha sonra fek edildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi müvekkilinin borcu olması halinde bu ipoteğin fek edilememiş olması gerekeceğini ve primi ödenmeyen poliçelerin davacı tarafça iptal edilmeyip bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava; acentelik sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Davacı şirket; acentelik sözleşmesi sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı ise davanın reddini savunmuştur. Toplanan deliller yapılan yargılama ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde.
Taraflar arasında 08/07/2008 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu ilişki çerçevesinde tarafların cari hesap oluşturduğu, sözleşmenin 19.maddesi uyarınca delil olarak sadece davacı şirketin defter ve kayıtlarının esas alınacağının kabul edildiği çekişmesizdir. Alacağın varlığını belirlemek açısından bilirkişi raporu alınması gerektiğinden, mahkememizce bilirkişi raporu alınmıştır.
Kök bilirkişi raporunda davacının davalıdan 6.395,53 TL alacaklı olduğu belirli ise de ödemeye dair deliller yargılamanın her aşamasında sunulabilir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 19.maddesi dahi bu hususa engel değildir.
Davalı da bu doğrultuda 5.000,00 TL tutarında EFT, 1.000,00 TL'lik çek ve 1.000,00 TL tutarında kredi kartı ödemesi yaptığı yönünde itirazda bulunduğundan ve davacı şirket 2009-2012 yılları arası defterlerini ibraz etmeyerek sözleşmenin 19.maddesi çerçevesinde davalının savunmasının aksini kanıtlayamadığından davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşılmış, borcu bulunmayan davalıya gönderilen ihtarnamelerden de davalının sorumlu olmayacağı gözetilerek davanın reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davacı ... Sigorta Anonim Şirketi ile, davalı ...
Hizmetleri Limited Şirketi 08.07.2008 tarihli Acentelik Sözleşmesi yaptığını, 13.09.2013 tarihi itibariyle davalı acentenin 8.019.53 TL borcu tahakkuk ettiğini, davalı acentenin itirazı üzerine İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/479 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, davalının ticari kayıt ve defterleri bilirkişi tarafından incelenmiş olup, davalı defterlerinde davacıya yapılan ödemelerin kayıtları ve ayrıca davalıya 14,06.2016 tarihli duruşmada ihtarlı tebliği ile kesin süre verilerek dosyaya sunulmasını iddia ettiği belgeleri sunması için davalı tarafça,
davacı yana verildiği iddia edilen ve mahkemece ilgili bankalara kayıtları sorulan ... Bankası A.Ş. ... Bankası A.Ş. ve ...
Bankası A.Ş.'ye ilişkin üç adet müşteri çekine davacı şirket defter ve kayıtlarında geriye doğru yapılan beş yıllık incelemeye rastlanamadığını, mahkemece kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, bu talep uygun bulunmaz ise hukuka ve yasaya aykırı mahkeme kararının bozulmasını, mahkemece masraf ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı ile sözleşme gereğince davacı defterinin tek başına delil teşkil edip etmediği noktasındadır.
Taraflar arasında 08/07/2008 tarihinden itibaren süresiz olarak acentelik sözleşmesi imzalandığı ve davacı tarafından 24/01/2013 tarihinde sözleşmenin feshedildiği ihtilafsızdır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borç sebebine dayalı olarak 8.019,53 TL asıl alacak ve 55,37 TL işlemiş faizinin tahsili istemiyle 17/06/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece tarafların ticari defterleri incelenmiş, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı acenteden 8.019,53-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defter ve dayanaklarına göre ise taraflar arasında 2008-2013 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, toplam 94.278,30-TL komisyon gelirinin kayıtlı olduğu ve yapılan ödemelerin görülmediği,
davacı şirketten 88.566,91-TL alacaklı kayıtlı olduğu tespit edilmiş, taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan bilirkişi ek raporu incelemesi aşamasında ise davacı tarafça davalının sunduğu ödeme/tahsilat belgelerine karşılık ticari defterler sunulmadığından ve davalı tarafça sunulan ödeme belgeleri göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin 19. maddesinde ''Taraflar, arasındaki ihtilaflarda şirket defter ve kayıtları esas olup taraflar arasındaki alacak ve borç ilişkilerinin tespitinde şirket defter ve kayıtlarından başka delil kabul olunmayacağını şimdiden kabul eder." hükmünün yer aldığı görülmüştür.
Bu durumda davacı defterleri usulüne uygun olarak tutulmuş ve delil olma niteliğinde ise uyuşmazlığın tespitinde davacı ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Davalının taraflar arasındaki ilişki dönemi içerisinde yapmış olduğu ödemelerin davacı kayıtlarında yer almadığından davaya konu alacağın ortaya çıktığına dair itirazı bakımından mahkemece ek rapor alınması yoluna gidilmiştir.
İnceleme aşamasında davacı tarafın inceleme dönemine konu yıllara ait ticari defter ve dayanaklarını dosyaya sunmadığı ve bu nedenle davalı acentenin 17/01/2012 tarihinde davacı sigorta şirketine gönderdiği 5.000,00-TL havale ödemesi, 31/07/2009 tarihli ... seri nolu ve 1.000,00-TL lik çek bedeli ödemesi ve yine davalı acente temsilcisi ...'ın kredi kartı ile 31/07/2009 tarihinde 1.000,00 TL'lik ödemesi yönünden davacı şirketin kayıtlarında karşılaştırma yapılamamıştır.
Ancak davacı defterlerinde görülmeyen ödemelere ilişkin ...ın 13/11/2017 tarihli müzekkere cevabından davalının davacı tarafa 5.000 TL lik havale ödemesi yaptığı, 31/07/2009 tarihli çekin davacı tarafça tahsil edildiği, yine kredi kartı ile de 1.000 TL ödeme yaptığını ispatlaması karşısında ve davacının kendi defterlerinde cari hesap borcunun 6.395,53-TL olduğu, yapılan ödemelerin düşülmesi neticesinde davacının davalı acenteden alacağı kalmayacağı anlaşılmıştır.
Davacı taraf davalı savunmasının aksini ispata yarar aynı nitelikte delil de sunamadığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2100, K. 2024/136, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama