KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/2106
- Karar no
- 2024/134
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/09/2020
- Numarası
- 2017/384 Esas - 2020/536 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 06/02/2024
Karar Metni
1.393 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Davalı ...'a sebze satışı yaptıklarını, bu satıştan ötürü alacaklarının olduğunu, alacaklarının ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalının itiraz etmesi üzerine de itirazın iptali davası açtıklarını belirttiğini, davanın kabulü ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalı ... davacının açtığı itirazın iptali davasının süresi içinde açılmadığını belirterek hak düşürücü süre itirazında bulunduğunu, davanın esasına ilişkin olarak da icra takibine dayanak olarak gösterilen faturaların toplam tutarının icra takibi tutarını bulmadığını, dava konusu borcun tamamının davacı şirkete ödendiğini, ödemenin davacı şirketin o dönem yönetim kurulu başkanı olan ...'a teslim edildiğini, buna ilişkin yazılı belge örneğini delil olarak sunduklarını, ürünlerin ve faturaların tesliminin davacı şirketin aracı olarak kullandığı ... ve ... aracılığı ile yapıldığını,
tanıklarının dinlenilmesi durumunda ödemenin yapıldığının tespit edileceğini, bu konuda verilmiş hal hakem heyeti kararları bulunduğunu, açılan davanın kötüniyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı şirket anonim şirket olup 6102 sayılı TTK hükümlerine göre sermaye şirketidir. Genel kurul, yönetim kurulu, denetim kurulu gibi organları bulunan bu nedenle de kurumsal kimliği olan bir tüzel kişiliktir.
Yaptığı bütün ödemelerle tahsil ettiği bütün paraları muhasebeleştirme yükümlülüğünde olduğu gibi eski ve yeni yönetim kurulu üye ve başkanlarının görev devir ve tesliminde birbirlerine kendi dönemlerine ilişkin faaliyetler hakkında bilgi vermek özen yükümlülüğünün bir geriğidir.
Davacı şirketin eski yönetim kurulu başkanı zamanında tahsil ettiği ve karşılığında yazılı bilge verdiği alım satım işini kendi ticari defterlerine kaydını yapmaması 6102 sayılı TTK m. 18/II'ye göre basiretli bir tacir olarak hareket etmediğini göstermektedir. Bu nedenle davacın şirketin ödenmiş bir borç için icra takibi yapması iyiniyetli görülmeyerek davalı taraf lehine kötüniyet tazminatına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkilin ticari defterleri İzmir'de bulunması nedeniyle İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazıldığını, İzmir Asliye Ticaret Mahkemesince hazırlanan 04.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda icra takip tarihine göre müvekkilin davalı taraftan 78.290,41 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, davalının defterleri incelendiğini, hazırlanan raporda davalı defterlerine göre davalı tarafın davacıya 78.290,41 TL borçlu olduğu tespit edildiğini, kayıtlar birbirini doğruladığını, her 2 bilirkişi raporuna göre müvekkil alacaklı olduğunu, dosyaya sunulan belge senet veya diğer kesin delil olarak nitelendirilemediğini,
belgelerin altında şirket imzası bulunmadığını, imza müvekkil şirketin esi başkanının şahsi imzası olduğunu, eski başkan ... müvekkil şirkete karşı güveni kötüye kullanma suçundan yargılandığını, davalı şirketten ürün satın almış ancak ödemeyi şirkete yapmadığını, bilirkişi raporuna göre davalı aldığı ürünler için şirkete ödeme yapmadığını, şirket ile ticaret yapan birçok şahıs veya firma ödemeleri müvekkil şirkete yaparken davalı, müvekkil şirketin çalışanı olmayan ..., ... kişiler vasıtası ile ödemelerini eski yönetici ...'e yaptığını, davalı basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kötüniyet tazminatını kabul etmediğini,
müvekkil şirket eski başkanı tarafından mağdur edildiğini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde devam eden ceza davasında sunulan bilirkişi raporuna göre eski başkan ... şirkete ödenmesi gereken bazı paraları uhdesine geçirdiğini, şirketi dolandıran, zarara uğratan eski yönetici ... olduğunu, şirketin başında bu şekilde bir sanık bulunurken, mağdur olan müvekkil şirketin basiretli tacir gibi davranmamakla nitelenip bir de bu sanığın imzaladığı belge nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hukuki olmayıp, hakkaniyete de uygun olmadığını, burada basiretli tacir gibi davranmayan,
şirketten aldığı malın parasını şirket yerine şahsa ödeyen davalı olduğunu, mahkemece kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmak suretiyle talebimiz doğrultusunda ‘davamızın kabulüne’ ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takibe konu alacağın ödenip ödenmediği, davacı şirket eski yönetim kurulu başkanı ...'a yapılan ödemelerin geçerli olup olmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında 04/02/2016 tarihinde, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, 78.290,41- TL asıl alacak ve 6.930,88-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 85.221,29-TLnin tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı taraf ödemelerin davacı şirket yönetim kurulu başkanına yapıldığını ve buna ilişkin belge alındığını savunmaktadır. Dava dışı ...'un davacı ...
San.Tic.A.Ş.'nin 15.02.2014-22.09.2015 tarihleri arasında yönetim kurulu başkanlığını yaptığı, davacı şirketin 19/10/2015 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayımlanan ilana göre, 21/09/2015 tarihli toplantıda dava dışı ...'un davacı şirket yönetim kurulu başkanlığından istifasına ilişkin dilekçenin görüşüldüğü ve istifa talebinin kabul gördüğü, 22/09/2015 tarihli toplantıda ise yeni yönetim kurulu başkanı ve şirketi temsil ve ilzama yetkili ... ve ... seçilmiştir.
TTK'nın365. maddesine göre, Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.Somut olayda, davalı vekilince, fatura bedellerinin ödendiğine ve davacı alacağının kalmadığına ilişkin davacı şirket eski yönetim kurulu başkanı ... tarafından imzalanan 19/11/2015 tarihli belge sunulmuştur.
Ancak davacı tarafça eski yönetici hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayette bulunulduğu ve yargılamanın İzmir 24. ASLCMnde devam ettiği bildirilmiştir. Yine davalının dava dışı komisyon aracıları ... ve ... isimli kişiler vasıtasıyla ... a ödeme yapıldığı iddiasının kabul edilemeyeceği, ödemelerin şirket hesabına girmediğini beyan ettiği görülmüştür.
Bilirkişi incelemesine göre de takip konusu faturaların ödendiğine ilişkin davacının defterinde bir kayıt bulunmamaktadır. İzmir 24. ASLCM nin 2016/682 (E) ve 2019/8 (K) sayılı dosyasında davacı şirket ve yetkililerinin katılan ve ...'un sanık olduğu, katılan vekilince sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayetçi olunması üzerine yapılan yargılamada delil yetersizliğinden beraat kararı verildiği, karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine,
İzmir BAM 13. Ceza Dairesi'nin 2019/733 E-2021/1892 K. Sayılı ilamında sanığın 15/02/2014 ile 22/09/2015 tarihleri arasında müşteki şirketin yönetim kurulu başkanlığını yaptığı, şirketin faaliyet alanının gıda maddesi üretimi ve satışı olduğu İzmir içinde ve il dışındaki müşterilere malların satıldığı ve paraların şirket hesabına havale edilmesi gerekirken sanığın bir kısmını kendi hesabına havale ettirerek ve elden tahsil ettiği paraları kasaya aktarmayarak toplam 180.285.35 TL'yi mal edindiği iddiasıyla teselsülen hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı,
sanığın öncelikle tahsilat yetkisi olmadığına para tahsilinin başka kişiler tarafından yapıldığına ilişkin savunmasına karşın şirketten mal alan kişi ve pazarlamacıların (örneğin ..., ..., ..., ... ve ... gibi) imzalı belgeleri ve beyanlarından bu kişilerin sanığa bizzat elden para verdikleri, bu belgelerin altına sanığın belgelerde bahsi geçen paraları aldığına ve kasaya koymadığına ilişkin imza verdiği,
soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunda sanığın İstanbul ve İzmir halindeki müşterilere yapılan satış karşılığı nakit ve posta çeki havalesi ile kendisine ödenen 180.185.35 TL ile ... isimli pazarcının gönderdiği 2.100 TL'nin sanığın uhtesinde kaldığı belirtilmiştir.
İlgili Ceza dairesince uzman bilirkişiye yeniden inceleme yaptırılmış alınan raporda hal müşterilinden gelen ve sanığın uhtesine görülen 178.185.35 ile ilgili olarak yapılan incelemeler neticesinde 34.520 TL'nin sanık tarafından şirkete aktarılmadığının sabit olduğu belirtilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olup karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulmuştur. Borcun, doğrudan alacaklıya veya bu konuda yetkilendirilmiş temsilcisine yapılmış olması esastır.
Ancak ... davacı şirketin alelade bir çalışanı olmayıp, şirketi temsile yetkili yönetim kurulu başkanıdır. Bunun yanı sıra ceza yargılamasından görüleceği üzere başkanlık yaptığı dönemde dava dışı kişilerden yaptığı tahsilatları da uhdesinde tutmak suretiyle güveni kötüye kullanma suçunun faili olarak yargılandığı sabittir. Davacı bir ticaret şirketi olup, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altındadır.
Bu halde davacı şirket, dava dışı ... tarafından tahsilat yaptığı ve bunun karşılığında belge düzenlediğini bildiğin ya da bilebilecek durumdadır. Aksi halde dahi TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkisiz temsilciye yapılan ödeme temsil olunan üzerine hak ve borç doğurur. Somut olayda dava dışı eski yönetim kurulu başkanına imzası ikrar edilen yazılı belge ile yapılan ödeme davacı şirkete yapılmış sayılıp davalıyı borçtan kurtarır.
Bu nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2106, K. 2024/134, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama