KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/2111 Esas
- Karar no
- 2024/244
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11/02/2020
- Numarası
- 2019/827 Esas, 2020/113 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan
Karar Metni
1.301 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifin 07/10/2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan karar ile kooperatif ortaklarına verilecek ferdi tapuların 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesi uyarınca imar barışı yoluyla alınmasına karar verildiğini, bu kapsamda davalının ödemesi gereken tutarın, 39.663,00 TL'ye ilave olarak yapı kayıt müracaatı sonrasında yapılan ölçümlere göre belirlenen 2.004,17 TL fark bedelden ibaret olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ...
İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25/07/2019 tarihli dilekçesi ile; davalı tarafından 15/05/2019 tarihinde yapılan ödemenin, banka hesaplarındaki yoğun hareketlilik sebebiyle geç fark edildiğini, bu tarih itibariyle TBK'nun 100. maddesi gereğince, yapılan ödemeden, ödeme tarihine kadar takip sonrası işlemiş olan faiz ve masraflar mahsup edildiğinde bakiye borç tutarının 7.767,56 TL olduğunu belirterek, davada talep ettikleri 34.593,98 TL bakımından kısmen feragat ettiklerini, 7.767,56 TL (faiz ve masraflar hariç) üzerinden takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; genel kurulun ne zaman toplanacağı ile genel kurulda alınan karar konusunda tarafına bilgilendirme yapılmadığını, imar barışı sebebiyle çıkan borcun ödenmesi konusunda yazılı veya sözlü olarak uyarılmadığını, icra takibine son gün itiraz etmesi sebebiyle borcu inceleyemediğini ve sonradan öğrendiğini, borç miktarını 15/05/2019 tarihinde bankadan EFT yaparak ödediğini, bu borcun, kasıtlı olarak ölçüm hatası yapılarak çıkarıldığını, bu durumu daha önce öğrenmiş olsaydı daha düşük miktarda ödeme yapacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; davacı vekilinin, yapılan ödemelerin TBK'nun 100. maddesi kapsamında ferilere mahsup edilerek arta kalan miktar yönünden itirazın iptaline karar verilmesi talebinin, bu hesabın infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından yapılacağı gerekçesi ile reddedildiği,
her ne kadar kısa kararda, yapılan ödemelerin tarihi belirtilerek bu feri taleplere ilişkin hesaplamaların kararın infazı aşamasında icra müdürlüğünce yapılacak kapak hesabıyla yerine getirilmesine ilişkin bir karar yer almasa da, kısa kararda yer almayan bir husus, gerekçeli kararın hüküm kısmında da yer alamayacağından bu hususa gerekçeli kararın hüküm kısmında yer verilmediği belirtilerek davanın 34.593,98 TL'lik kısmının feragat nedeniyle reddine, kısmi feragat sonrası yargılamaya devam edilen 7.767,56 TL yönünden davanın esastan reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel Mahkemenin, davalarını sehven reddettiğini, kısa kararda, feri taleplere ilişkin hesaplamanın kararın infazında icra müdürülüğünce yapılacak hesaplama ile yerine getirilmesine ilişkin bir hükme yer verilmediğinden ve kısa kararda yer almayan bir hususun gerekçeli kararda da yer alamayacağı gerekçesi ile hüküm kısmında da bu hususa yer verilmediğini, bu sebeple sehven hatalı ve eksik şekilde hüküm kurulduğunu, yapılan ödemelerin mahsubu sonrası ferileri yönünden takibin devamına, haksız şekilde yapılan itirazın reddine ve borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, kooperatif genel kurul kararı ile kararlaştırılan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 41.667,17 TL asıl alacak ve 694,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.361,54 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 13/01/2020 tarihli raporda; dava tarihi itibariyle davalının yaptığı toplam ödemelerin 47.767,08 TL olduğu, icra takibine dayalı borcun ise 42.261,54 TL olduğu, buna göre 07/10/2018 tarihli genel kurul kararına dayalı imar barışı ödemesinin dava tarihi itibarı ile tasfiye edildiği bildirilmiştir. "...Takibe konu kiraların ödendiği gerekçesi ile itirazın kaldırılması davasının reddine karar verilmiş olması, asıl alacak yönünden doğru ise de, alacağın ferileri yönünden verilen ret kararı yerinde değildir.
Buna göre 16.04.2015 tarihli ödeme, takipten sonra davadan önce yapılmakla icra takibinin ferileri yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Mahkemece, takip tarihinden sonra yapılan ödeme nazara alınarak icra takibinin ferileri yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru değildir..." (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2017/12397 Esas 2017/9996 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, dava, icra takibi ile talep edilen 41.667,17 TL asıl alacak ve 694,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.361,54 TL üzerinden açılmıştır. Ancak davacının da kabulünde olduğu üzere takibe konu asıl alacak tutarı takipten sonra davadan önce ödendiğinden, davacının, asıl alacak tutarını dava konusu etmesinde hukuki yararı yoktur.
Bildirdiği kısım bakımından davayı yürütmek istemeyerek kısmi feragate ilişkin dilekçe sunan davacının feragati, hukuki yararı olmadığından hukuken sonuç doğurmaz. Bu nedenle asıl alacak miktarı yönünden, davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, takipten sonra davadan önce asıl borç ödenmiş olsa da, itiraz ile birlikte takip tamamen durduğundan davacının, asıl alacağın ferileri yönünden duran takibin devamı için itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı olduğu kabul edilmelidir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda, davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonrası ferileri yönünden takibin devamına, haksız şekilde yapılan itirazın reddine ve borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş olup asıl alacak tutarının takipten sonra davadan önce ödenmesi sebebiyle, asıl alacağın ferileri yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerekir.
Ayrıca asıl alacak tutarının ödendiği gözetilerek davacının icra inkar tazminatı talebine yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak bu hususlar gözetilmeksizin Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında, takipten sonra davadan önce ödenen 41.667,17 TL asıl alacak tutarı bakımından davanın hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine; asıl alacağın ferileri yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına; asıl alacağın ödenmesi sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/2111, K. 2024/244, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama