KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/2224
- Karar no
- 2024/51
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET
- Tarihi
- 30/09/2020
- Numarası
- 2019/387 Esas - 2020/420 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- İstinaf karar tarihi
- 18/01/2024
Karar Metni
2.057 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... ile birlikte davalı ...'nin %50 ortağı konumunda olduğunu, davalı şirketin 16/01/2014 tarihinde kurulduğunu, şirket yetkilisi ve şirketin temsilcisi olarak ortaklardan ...'in belirlendiğini, şirketi temsilen tüm imza yetkisinin ortak ...'e verildiğini, geçen süre içinde şirketin amaçlarına uygun olarak değişik ilçelerde kat karşılığı inşaatlar yapıldığını ve inşaatların tapularının şirketin mal varlığına kazandırıldığını, bu yapılan işlere rağmen bugüne kadar herhangi bir kar dağıtımı yapılmadığı gibi bu konuda herhangi bir çalışma yapılmadığını,
şirket adına kayıtlı 2 adet dükkan ve 2 adet daire bulunduğunu, kar ile ilgili talep olduğunda şirket yetkilisi tarafından şirket adına kayıtlı olan mal varlığının satılması durumunda ancak şirket borçlarının kapanabileceğinin bildirildiğini, ancak müvekkilinin yaptığı araştırmalar neticesinde şirketin bu kadar borcunun olmadığını,dava dışı şirket ortağı ve şirket yetkilisinin kanun dışı ve tutarsız söylemleri neticesinde müvekkilinin ortağı bulunduğu şirkete manevi açıdan uzaklaştığından bu davayı açtıklarını beyanla,öncelikle davalı şirket yetkilisi ortağının yetkilerinin kısıtlanmasına,
yine şirket yetkilisi ortağın davalı şirket adına kayıtlı taşınmazları ve menkul malların devrini önlemek amacıyla bunlar üzerindeki tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına,taşınır ve taşınmazlar üzerine İhtiyati Tedbir konularak gerekli tedbirlerin alınmasına veya şirkete dava süre boyunca kayyum atanmasına, yine kanunun "Her ortak haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." hükmü uyarınca ortaklıktan çıkmasına, yine kanunun "ortak şirketten ayrıldığı takdirde esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına haizdir." hükmü uyarınca paylarının gerçek değerinin ödenmesine,
bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde Türk Ticaret Kanunun 643 ve 644.maddeleri ile ilgili olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bu tür davalarda şirketin diğer ortağına da davanın yönlendirilmesi gerekirken eksik taraf teşkil edildiğinden öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının mevcut durumu bilmesine rağmen sırf şirketin aktif varlıklarını belirterek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, müvekkili şirketin aktifleri yanında pasiflerinin de mevcut olduğunu, kar devir durumunu bilen davacının zaten müvekkili şirketten temettü ayrılması veya kar dağıtımı talebinin de olmadığını, davacı tarafça şirketin ortaklar kuruluna karşı kar dağıtımına ilişkin olarak sözlü ve yazılı beyanda da bulunulmadığını,
davacı şirketin borçlarından sıyrılıp mevcut aktif taşınmazları üzerinden tedbir yolu ile şirketi işleyemez hale getirip diğer şirket ortağından aslında maddi çıkar elde etme amacı olduğunu beyanla şirketin mal varlığı ve aktifleri üzerinde konulmuş olan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddi ile yargılama gideri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...TTK.'nun 638.maddesine göre; davacının davalı şirket ortaklığından çıkma talebinin kabul edilebilmesi için haklı bir sebebin var olması gerektiği, bu konuda yasada açık bir düzenleme olmamakla birlikte TBK. nun ve TBK. nun çeşitli hükümlerinde hangi hallerin haklı sebep olabileceğinin sayıldığı, buna göre genel kabul gören sebeplerin;
ortaklık ilişkisinin çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin şirket ortağından beklenemeyeceği hallerin haklı sebep kabul edilebileceği, haklı sebebin ortaklık ilişkisinin devamını olanaksız kılan bir durum olması sebebiyle ortakların görev ve yükümlülüklerinden de kaynaklanabileceği gibi ortakların birbirleriyle olan kişisel ilişkisinden de kaynaklanabileceği, haklı sebebin var olup olmadığı değerlendirilirken somut olayın özelliklerinin dikkate alınması ve ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekmektedir.
Haklı sebebin kusura dayalı olması gerekmiyor ise de ortaklık ilişkisinin devamının çekilmez hale gelmesine tek başına kendi kusuru ile sebep olan ortağın haklı sebeple çıkma davası açması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceğinden yada haklı sebeple çıkma davasının açan ortak tek başına kusurlu değil ise daha fazla kusurlu olmaması aksi halde ortaklık ilişkisinin devamına katlanması gerektiği kabul edilen bir uygulamadır.
Davacı tarafından ileri sürülen olgulara ilişkin deliller bilirkişi tarafından incelenmiştir.
Dosya kapsamında yer alan belgeler incelendiğinde; her ne kadar davacı kar payı dağıtılmadığından bahisle ortaklıktan çıkmayı talep etmiş olsa da ana sözleşmenin incelenmesinde ve yukarıda açıklanan sözleşme hükümlerine göre ayrılması gereken yedek akçeler nazara alındığında şirket tarafından yukarıda açıklanan işlemlerin kanuna ve ana sözleşmeye aykırılık taşımadığı, yedek akçeler ayrılmadıkça kar dağıtımına karar verilemeyeceği, davalı şirketin dava dışı diğer ortak tarafından kötü yönetildiğine ilişkin somut deliller sunulmadığı,
şirketin mal varlığı, faaliyet alanı ve borçları nazara alındığında bu aşamada kar payı dağıtılmamasının ana sözleşme ve kanuna aykırılık teşkil etmediği, sadece kar payı dağıtılmamasının doğrudan şirketten çıkmak için haklı neden oluşturmayacağı, şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiren bir durum tespit edilemediği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı ... San. Tic. Ltd.
Şti. isimli firmayı %50 ortaklık ile şirketin diğer ortağı ... ile birlikte 16/01/2014 tarihinde kurduğunu, şirketin faaliyetinin inşaat yapma, alma - satma işi olduğunu, şirketi müdür sıfatıyla temsil edilmesi ve imza yetkisi için ortaklardan ... olarak belirlendiğini, ancak ortaklardan ...'in bugüne kadar yapılan işlerden ve şirketin elde ettiği herhangi bir kar dağıtımı yapmadığını, bu konuda herhangi bir açıklama da yapmadığını, şirketin adına kayıtlı 2 adet dükkan ve 2 adet dair bulunduğunu, ancak ortaklardan ...'in dava açılmadan hemen önce davacıdan habersizce taşınmazın birini eşi adına yaparak şirketten mal kaçırdığını,
yani davacıyı zarara uğratmak istediğini, müvekkilinin şirket ortağı ve temsilcisi ... ile yaptığı görüşmede şirketin bugüne kadar yapmış olduğu işler neticesinde elde edilen kardan, şirketin devamı için gerekli yedek akçelerin, şirketin borçlarından çıktıktan sonra arta kalan kardan payı dağıtımı yapılmasını talep ettiğini, dava dışı şirket ortağı ...'in davacı tarafın bu talebine karşılık şirketin alacak ve vereceklerinin kafa kafaya olduğunu, şirket adına kayıtlı 2 dükkan ve 2 dairesinin satılması ile şirketin borçlarının tamamen kapanacağını belirttiğini,
müvekkilinin de şirket ortağı ve şirket yetkilisi ...'in bu beyanı sonrası şirketin bu kadar borcunun olmadığını belirttiğini, şirket ortaklarının muhasebeci ile ortak toplantı yapmaları neticesinde ticari defterlerde şirketin borcunun davacı tarafın iddia ettiği gibi olmadığının anlaşıldığını ve kar payı veremeyeceği konusunda davacıya direndiğini, davacı müvekkilinin şirketin resmi borçları konusunda kendisine belge sunulmasını, davalı şirket yetkilisi ve şirket ortağından izahat isteyince şirket yetkilisinin yine eski iddiasında direttiğini, davacı tarafa da herhangi bir belge vermediğini,
müvekkilinin dava dışı şirket ortağı ve şirket yetkilisinin kanun dışı ve tutarsız söylemleri neticesinde ortağı bulunduğu şirkete karşı manevi açıdan uzaklaştığını, şirket yetkilisi ve şirket ortağı ile bu şirketin devamının mümkün olmayacağını düşünerek bu davayı açtığını, davacı müvekkilinin ortaklıktan kaynaklanan hak ve borçların tümünün durdurulması veya şirkete kayyum atanması yönünde talebinin mevcut olduğunu, çünkü müvekkilinin şirkete gidemediğini, şirketin alacak ve vereceklerinden haberdar edilmediğini,
dava dışı ortağın uzun yargılama süreci boyunca müvekkiline açabileceği her türlü zararın önüne bir nebze olsun geçebilmek gerektiğini, müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmasını haklı gösteren nedenlerden biri de Eşit Davranma İlkesi'nin ihlal edildiğini, yerel mahkemenin tespiti ve tedbir kararı doğru iken davalının talebi üzerine bu kez ara karar ile tedbirin kaldırılması kararının hukuka aykırı olduğunu,
nitekim davalı şirketin imzaya ve temsile yetkili ortağı Nurettin Yiğit olduğunu ve onun tarafından davacıdan habersiz nasıl ki eşine devir yapılmış ise aynı şekilde yine habersizce ve kötü niyetli olarak taşınmazların üçüncü kişilere devir yapılmasının mümkün olacağını, bu durumun hem şirketi hem de davacı müvekkilini zarara uğratacağını, tedbirin kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu nedenle tedbir kararına devam edilmesi gerektiğini,
davacının davalı şirketin diğer ortağı tarafından yapılan kötü niyetli ve zarar verici eylemleri uyarınca şirket ortaklığından ayrılmaya yönelik talebinin haklı olduğunu ve bu noktada davanın kabulünün gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin gerekçeli kararının bozulmasını, yerel mahkemenin tedbirin kaldırılmasına yönelik kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilerek tedbirlerin devamına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddolması karşısında davacı tarafın ihtiyati tedbirin devamı talebinde bulunmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, bu talebin yerinde bir talep olmadığını, davacının haberdar olmadığını iddia ettiği taşınmaz satışının davalı şirketin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğunu, istinaf derecesinde iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesinin hukuken mümkün olmadığını,
davacı tarafından yasal süre içerisinde itiraz edilmeyen bilirkişi raporunun davacı yönünden kesinleştiğini belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yerel mahkemenin gerekçeli kararının ve ek kararının onanmasını talep ve beyan etmiştir.
GEREKÇE
Dava; limited şirketten çıkmasına karar verilmesi bunun mümkün olmaması halinde şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesine konu uyuşmazlık; davacının çıkma talebinin ve şirketin feshi talebinde haklı olup olmadığı hususudur.
Davacının birincil talebinin şirketten çıkmasına karar verilmesi olduğu, bunun mümkün olmaması halinde terditli talebinin şirketin feshine karar verilmesi olduğu görülmektedir. Limited şirketlerde çıkma 6102 sayılı TTK 638 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesini isteyebilir.
Mahkemece öncelikle davacının şirketten çıkması talebi yönünden bir değerlendirme yapılarak çıkma sebepleri bulunması halinde bu konuda bir karar verilmesi, bu sebepler yok ise ikincil (terditli) talep olan fesih şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılması, eğer fesih şartları var ise bu seferde TTK 636/3 düzenlemesi gereği fesih kararı yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmetmesi gerekmektedir.
Davacının haklı nedenle çıkma ve şirketin feshi talebi şirketin elde ettiği karın dağıtılmaması ve şirket müdürü diğer ortağın hesapları düzgün tutmaması nedeniyle güveninin sarsılmasına dayandırmaktadır.
Davalı şirketin defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış kayıtlarının süresinde yapıldığı, usulüne uygun tutulduğu, 2014 yılında 9.209,64 TL, 2015 yılında 11.604,09 TL, 2016 yılında 11.884,68 TL zarar ettiği, 2017 yılında 66.281,13 TL, ve 2018 yılında 18.304.34 TL kâr elde ettiği, 2019 yılı 3. dönemde 8.480,36 TL kâr ettiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.
Elde edilen son dönem karının geçmiş dönem zararlarından mahsubu ve ayrılması gereken zorunlu yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan kısmının dağıtılmamış karlar hesabında bekletildiği belirlenmiştir. TTK 638/2. Maddesinde "Her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir "düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından ileri sürülen olguların incelenmesinde; kar payı dağıtılmamış olmasının ortaklıktan çıkmayı gerektirir haklı bir sebep olmadığı, bu husustaki talebin genel kurulda görüşülüp karara bağlanabileceği ve aksi bir genel kurul kararı çıkması halinde kararın iptali davası açılarak sorunun hukuken çözüm imkanı bulunduğu, ayrıca davalı şirketin ana sözleşme hükümlerine göre ayrılması gereken yedek akçeler ile elde edilen kar miktarı nazara alındığında kar payı dağıtılmamış olmasının haklı sebep oluşturmadığı anlaşılmaktadır.
Şirket ortakları arasında ortaklığın çekilmez hal aldığına dair herhangi bir delil de dosyaya sunulmuş ve ispatlanmış değildir. Bu durumda davacının ortaklıktan çıkma talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. TTK'nın 636 /3. maddesinde ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. '' düzenlemesini içermektedir.
Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshini teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu TTK.'da sayılmamış olup, doktrinde ve Yargıtay 11.HD'nin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması", "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkansız olması", "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi","azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması", "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve "pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması", şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Bu açıdan yapılan değerlendirmede de şirketin kar payı dağıtmaması tek başına şirketin feshi için haklı sebep oluşturmadığı gibi davalı ortaklar arasında ortaklığın çekilmez hal aldığı ve bu durumun oluşmasında şirketin diğer ortağın daha çok kusurlu olduğu yönleri ispatlanmış değildir.
Davacılar vekili tarafından mahkemenin kabulüne yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bu iddialar değerlendirilerek hüküm kurulmuş olmakla davanın reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2224, K. 2024/51, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama