İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2250 K.2023/1318

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2020/2250Karar2023/1318Tarih30 Kasım 2023Okuma13 dk · 2.647 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
30 Kasım 2023
Dosya no
2020/2250
Karar no
2023/1318
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
07/11/2019
Numarası
2014/1312 Esas - 2019/1025 Karar
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
30/11/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.647 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ...Ltd.Şti.adına ... A.Ş lehine olmak üzere 26.07.2012 başlama, 26.07.2013 bitiş tarihli olmak üzere ... poliçe numarası ile davalı ...A.Ş'nden alınan makineler ile başkaca makineleri teminat atına alan bir sigorta poliçesi tanzim edildiğini, 09.03.2013 tarihinde müvekkilince sigorta teminatı altına alınan ve dava dışı sigortalı ...

A.Ş tarafından davalı şirketten satın alınan ... marka kazıcı ve yükleyicinin arızalandığını, müvekkili şirketçe sigorta teminatı alınan iş makinesinin dava dışı kiralayan ve sigorta ettiren ... İnş. Ltd.

Şti. tarafından tamir ettirildiğini ve hasar bedelinin sigorta poliçesi teminat kapsamında müvekkili şirketçe zarar görene ödendiğini, sigorta teminatı altına alınan iş makinesinde meydana gelen hasardan tamamen davalı şirketin sorumlu olduğu için müvekkili şirket adına davalı aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafın söz konusu takibe itiraz ettiğini, itiraz neticesinde takibin durdurulduğunu, zira müvekkili şirketçe teminat altına alınan makine döküm sahasında toprak serimi yaparken makinenin şanzımanında sesler geldiğini,

makineyi kullanan operatörün makineyi hemen durdurduğunu, eksper tarafından yapılan inceleme sonucunda sigortalı iş makinesine ait yapılan teknik incelemede bahse konu hasarın üretim esnasında uygulanan kaynak işlemindeki eksiklik ve ana gövdede kullanılan malzemeden kaynaklı olabileceği ifadesine yer verildiğini, yani meydana gelen hasarın davalı şirketin ayıplı mal satmasından kaynaklı olduğunu, satıcının ayıplı mal satması nedeniyle kanun koyucu alıcıya B.K.

227 madde kapsamında ayıplı mal karşısında seçimlik haklar tanıdığını, hasara uğrayan makinenin söz konusu madde kapsamında sigortalının talebi gereğince tamir edildiğini, ayıplı malı satışa arz ederek hasara sebebiyet veren davalı şirketin meydana gelen hasardan dolayı kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe hasar bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, açıklanan nedenlerle; davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, itirazında kötü niyetli olan davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,

yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

TTK'nun 23.maddesi gereğince ticari satım sözleşmelerinde emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecbur olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde dava konusu iş makinesinin 09.03.2013 tarihinde arızalandığını bildirdiğini, ancak makinedeki arızanın bundan daha önceki bir tarihte Şubat ayı başında ...

İnş. Ltd.

Şti tarafından öğrenildiğini, ayıp ihbarının yasal süreler içinde yapılmadığını, öncelikle bu husus dikkate alınarak davanın zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı vekilinin davasına dayanak yaptığı ekspertiz raporunun eksik ve hatalı olduğunu, makinede imalat hatasının söz konusu olmadığını, öncelikle kaynak işlemindeki eksiklik tespiti ile ana gövdede kullanılan malzemeden kaynaklı arıza tespitinin teknik olarak birbirinden tümüyle farklı tespitler olduğunu, her iki durumda da bilimsel olarak laboratuvar ortamında detaylı incelemeler neticesinde ortaya çıkarılmasının gerektiğini,

makinenin müvekkili şirket tesisine getirilmesinin akabinde şanzıman ile ilgili incelemelerin yapıldığını ve orjinal adı ... olan şanzıman ana gövdesinde herhangi bir çatlak olmadığını, değiştirilmesini veya tamirini gerektiren bir durumun da olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle bu parça ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını, bu parçanın değiştirilmediğini, kaldı ki ana gövde üzerinde bir çatlak olması ve bunun tamir edilmemesi/değiştirilmemesi halinde makinenin yürümesinin kesinlikle mümkün olamayacağını,

halbuki dava konusu makinenin gerekli işlemlerin yapılması akabinde(ana gövdesinde değişiklik yapılmadan) çalıştırıldığını ve test edildiğini, makinenin o tarihten bu güne kadar da (yaklaşık 1500 saat) sorunsuz bir şekilde çalıştığını, aşırı yüke ve zorlanmaya bağlı bir arızanın olmadığını ayıp iddiası ve davacı taleplerini kabul manasına gelmemek üzere davacı vekilinin icra takibine konu ettiği alacak miktarı ile ekspertiz raporunda belirlenen rakamın farklı olduğunu, yine ekspertiz raporunda yapılan zararın hesabında dahil edilmemesi gereken masrafların dahil edildiğini, davacı şirket sigortalısının, ...

Şti.'ne 6.948,00-TL hasar tazminatı ödemesi yaptığını, davacı vekilinin de icra takibinde bu miktar alacağın faizi ile birlikte toplam 7.381,44.-TL. olarak tahsilini talep ettiğini, ancak davacı şirketin delilleri arasında yer alan ekspertiz raporunda ödenebilecek tazminat miktarı ( %20 parça indirimi ve sigorta gereği muafiyet tenzili yapılarak) 5.886,10 TL olarak belirlendiğini, aradaki farkın nereden kaynaklandığı davacı vekilinin dilekçesinden ve delillerinden anlaşılamadığını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, davacının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine,

mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı şirketin sigortalısı dava dışı şirketin davalı taraftan iş makinesi aldığı, iş makinesinde meydana gelen arıza nedeniyle davacı şirketin dava dışı sigortalısına ödemede bulunduğu, davacının ödeme sonrası davalı tarafından satılan iş makinesinin ayıplı imal edilmesine dayalı olarak davalı şirkete ödediği bedelin tahsili için takip başlattığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve itirazın iptali talebiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Somut durumda uyuşmazlığı temelini, davalı tarafça satılan iş makinesinin ayıplı imal edilip edilmediği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Mahkememizce, denetime elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporlarına göre dosya üzerinden teknik inceleme yapılarak, iş makinesinde meydana gelen arızanın ayıplı imal nedeniyle mi yoksa kullanıma bağlı olarak mı oluştuğunun tespit edilemeyeceği anlaşılmış, yerinde inceleme yapılmış, yerinde inceleme neticesinde de arıza nedeninin tespiti için parçalar üzerinde inceleme yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

Davacı vekiline parçaların bulunduğu yerleri bildirmesi veya inceleme için hazır etmesi yönünde ihtarat yapılmış ise de kesin süre içerisinde davacı tarafça parçalar hazır edilmemiş, yerleri de bildirilmemiştir.

Bu durumda, dosyada yer alan mevcut delil, beyan ve bilirkişi raporlarının esas alınması gerekmiş, mevcut raporlara göre davacının, davalının ayıplı iş makinesi sattığını ispat edemediği, dolayısıyla davacının davalıdan ödediği bedeli rücusunu talep edemeyeceği kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı tarafça cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de İİK 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almakta olup, İİK 67/2 maddesine göre davacının icra takibi başlatmasında açıkça kötü niyetle davrandığı,

davalı tarafça ispat edilememiş olması ve dosya kapsamında da davacının kötü niyetle hareket ettiği anlaşılmadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından, bu yöndeki talebinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda daha önce arıza yapmış olan malzemeler üzerinde var ise aşınmaların kontrol edilmesi, malzeme analizi mekanik testlerin yapılması gerekeceği ancak bu şekilde kesin sonuca varılabileceği belirtildiğinden hasarlı olan parçanın hazır edilmesinin istendiğini, söz konusu tamir edilmiş olan parçanın hazır edilememesi nedeniyle ilk derece mahkemesince açılan davayı esastan hukuka aykırı olarak reddedildiğini,

mahkemeye sunulan ekspertiz raporunda söz konusu makinenin şanzımanının serviste dökülüp dağıtıldığı ve şanzıman gövdesinde ve gövde içerisinde herhangi bir darbe, çatlak, aşınma gibi bir izin tespit edilmediğini, sigortalı iş makinesinin tüm periyodik bakımları ve servislerinin davalı tarafça yapıldığını, ekspertizce yapılan tespitte bahse konu iş makinesinde oluşan hasarın üretim esnasında uygulanan kaynak işlemindeki eksiklik ve ana gövdede kullanılan malzemeden kaynaklı olduğunun ve bu nedenle davalı tarafa rücu edilebileceğinin belirtildiğini, kaldı ki ekspertizlerin Hazine Bakanlığına bağlı bağımsız bir denetim mekanizması olduklarını,

ekspertizin tespitlerinin tarafsız olarak yapılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince sadece istenilen tamir edilmiş olan parçaların hazır edilmemesi nedeniyle davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ekspertiz raporunda meydana gelen olaya ilişkin tüm bulguların ispat edildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş makinesinde davacının iddia ettiği şekilde üretimden kaynaklı herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığını, işbu hususun dosyaya mübrez bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, yerel mahkeme kararıyla da sabit olduğu üzere hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın dava konusu aracın üretiminden kaynaklı olarak ayıplı olduğuna dair ispat yükünü yerine getiremediğini, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini,

yerel mahkeme kararının onanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.

GEREKÇE

Dava; ''makine kırılma sigorta Poliçesi''ne dayanarak ödenen hasar bedelinin, davalı satıcı firmadan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.İstinafa konu uyuşmalık temelde.

Hasarın malın ayıplı olmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasındadır. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ... kiralama A.Ş arasında sigorta ettiren ... Ltd. Şti.'ne ait makinenin 26/07/2012-2013 tarihlerini kapsar " makine kırılma sigorta poliçesinin 26/07/2012 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Sigorta konusu makinenin 09/03/2013 tarihinde arızalandığı, davalıya ait elamanlarca servis hizmetinin verildiği, makinenin 10/03/2013 tarihinde davalı servisine alındığı, onarım yapılarak davacı sigortalısına 03/04/2014 tarihinde teslim edildiği, sigortalının poliçe kapsamında davacı tarafa başvurusu üzerine 03/05/2013 tarihinde 6.945,48 TL ödeme yaptığı, davacı tarafça davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı dosyası ile 6.948,00 TL asıl alacak ve 433,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.381,44 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine takip durduğu ve süresi içinde eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. TTK 1472.

Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.

Eldeki uyuşmazlıkta davacının TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmaktadır. Davacının iddiası sigortalı makinedeki gizli ayıp nedeniyle sigortalısının uğradığı ve tazmin ettiği zararın halefiyet kuralı gereği tahsili istemidir. 6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi.

"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.

Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi).

Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).

Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı TBK 231.

Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir. Somut olayda davaya konu araç üzerinde bulunduğu iddia edilen ayıbın muayene ile belirlenebilecek nitelikte olmadığı, makinenin kullanımıyla ortaya çıkacak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.

Yine iddia edilen arızının ayıp olarak kabulü edilmesi halinde arızanın ortayı çıktığı gün satıcıya haber verildiği, satıcının önce makinenin bulunduğu yerde, ertesi günü ise kendine ait serviste araca müdahale ettiği anlaşılmak TBK 223 maddesindeki süresinin geçtiğinden bahsedilemez. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.

Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlıkta sigortalı makine üzerinde üretimden kaynaklanan bir ayıbın bulunduğunu ispat yükü davacı taraftadır.

Makinede meydana gelen arıza ile ilgili makineyi kullanan operatör ...' " toprak serimi yaparken makinenin şanzımanından ses geldi. Makineyi hemen durdurdum" şeklindeki yazılı beyanda bulunmuş olup, hasar sonrası makine ve arızalı parçalar üzerinde 13/03/2013 tarihinde yapılan ekspertiz incelemesi sonucu; düzenlenen ekspertiz raporunda ".. Yapılan kontrollerde, şanzıman gövdesinde ve gövde içerisinde herhangi bir darbe, çatlak, aşınma vs.

Gibi bir iz ve bulguya rastlanılmamıştır. Arızanın kronik bir şanzıman sorununa bağlama noktasında net tespitler yapılamamıştır. Mevcut şanzıman parçalarının üretimi aşamasında tüm parçaların aşırı yük altında çalışmaya hatta çalışma esnasında oluşan basıncın üstündeki bir basınçla test edilerek üretilmektedir.

Bu tipteki bir hasarın makinenin çalışma şartlarına bağlamak zor bir ihtimaldir." şeklinde tespitler yapılarak arızanın makinenin üretiminden kaynaklı bir ayıp sonucu oluştuğuna dair net bir veri içermediği görülmüştür.

Ekspertiz raporunda da değinilen davalı şirketin Antalya yetkili servisince düzenlenen 19/03/2013 tarihli yazıda " makinenin şanzıman 1. Vites balata ve disk gruplarını tutan ana gövde mevcut olduğu kaynaklı yerden çatlamış, ve yağ kaçağı meydana gelerek burada bulunan balata ve diskleri sıyırmış kavrama olmadığı içinde makine yürümemektedir." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.

15/03/2016 tarihli akademisyen bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyet raporu, arızalı parçalar üzerine çatlak kesitleri incelemeden, makro ve mikro malzeme analizleri yapılmadan arızanın nedeni hakkında kanaat oluşturmanın ve ayıplı olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılabilmesinin teknik olarak mümkün olmadığını bildirmiş,

talimat mahkemesi aracılığı ile keşfen makina üzerinde yapılan inceleme sonucunda alınan 18/09/2018 tarihli 3 kişilik makine mühendisi heyetince düzenlenen bilirkişi raporunda da arızanın hangi nedenle oluştuğu ayıbın olup olmadığı ayıp var ise kullanım yada imalata yönelik olup olmadığı hususunda yapılan piyasa araştırmalarında; malzemelerin görülmesi gerekli olduğu,

daha önce arıza yapmış olan malzemeler üzerinde var ise aşınmaların kontrol edilmesi ve malzeme analizi ve mekanik testlerinin yapılması gerekeceği ancak bu şeklide kesin sonucu varılabileceği dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre arızanın hangi nedenle oluştuğu, ayıbın olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı ve bu hususta bir kanaat oluşturamadığını belirtmiştir.Dosyadaki bu teknik veri ve bilgiler ile araç üzerinde üretim kaynaklı ayıbın bulunup bulunmadığı tespit edilememiş,

ilk derece mahkemesince davacı tarafa bilirkişi raporlarında bahsedilen parçalar üzerinde inceleme yapılabilmesi için parçaları sunmaları yada bulunduğu yeri bildirmeleri konusunda 2 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince parçalar mahkemenin incelemesine hazır edilmediği gibi bulunduğu yerde mahkemeye bildirilmemiş, mahkemece de tahkikata son verilerek ispat olmayan davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafça sunulan belge deliller ve taraf delillerin toplanmasından sora alınan bilirkişi raporları ile makine üzerinde ayıbın varlığı ispat yükü kendisine düşen davaca tarafça ispat edilemediğinden ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmayıp davacının tüm istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2250, K. 2023/1318, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2250
Karar No
2023/1318
Tarih
30 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2255 K.2023/1701
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2256 K.2023/1686
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2267 K.2023/1322
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2269 K.2023/1261
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2272 K.2023/1149
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2273 K.2023/1273

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.