KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2022
- Dosya no
- 2020/857
- Karar no
- 2022/713
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/04/2019
- Numarası
- 2017/187 Esas - 2019/205 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 02/06/2022
Karar Metni
1.062 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin yurt içinde ve yurt dışında kara, hava ve deniz nakil vasıtaları ile yük ve eşya taşımacılığı konularında hizmet verdiğini, davalı şirketin bir kısım emtiasının taşınmasının organize edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, konişmento tahtında Mersin/Türkiye'en Chicago/ABD'ye taşımanın gerçekleştirildiğini, taşınan emtiaların Amerikan Gümrüğü tarafından incelemeye alındığını, bu nedenle oluşan demuraj, ardiye ve ekstra iç taşıma ücretlerinin ...
Şirketi tarafından ödendiğini, daha sonradan bu bedellerin müvekkiline yansıtıldığını, dolayısıyla müvekkilinin ödediği hizmetlere karşılık 22/09/2016 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya yansıttığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin yetkiye ve borca itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibinin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına giren bir uyuşmazlığın bulunmadığını, müvekkili şirketin ikametgahı olan Ankara Batı Mahkemelerin yetkili olduğunu, icra dairesinin ve mahkemelerin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığını, konişmentoda müvekkilinin imzasının bulunmadığını, konteynerlerin limanda 15 gün bekletilerek usulsüz işlemler yapıldığını, beklemenin davacının hatalı muayene işleminden dolayı kaynaklandığını, bu masrafların müvekkili tarafından davacıya ödeneceğine dair taraflar arasında bir taahüt veya sözleşmenin bulunmadığını, normal şartlarda davacı şirketin her şey dahil ücretlerini aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda, taraflar arasında taşıma ilişkisinin kurulduğu, davalının taşıtan sıfatına haiz olduğu, gönderilenin davalının USA 'daki deposu olduğu, davacının ise akdi taşıyan olduğu, davacının dava konusu talebi ile ilgili masrafları fiili taşıyana ödediği, davacının davalıya yansıttığı dava konusu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazlarının TBK m.89 maddesi gereğince yerinde olmadığı,
uyuşmazlığın TTK’nın “Deniz Ticareti” başlıklı beşinci kitabı kapsamında yer almakla TTK 5/2 maddesi gereği mahkemenin görevli olduğu, eldeki dosyada yükün alıcıya teslim edilip edilmediği ile ilgili bir uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşamzlık Amerika Birleşik Devletlerinde oluşan demuraj, ardiye ve ekstra iç taşıma ücretlerinden davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplandığı, konşimentoda Delivery Duty Paid (DDP) kaydı bulunduğu,
buna göre, satıcının malların varış yerinde alıcıya teslim edilmesine kadar doğan tüm masraflar ile sorumluluğu ve hasarı üstlenmesinin yanı sıra tüm ithalat gümrük formalitelerini yerine getirmekle, bunun için gerekli vergi, resim, harç vb. masrafları ödemekle ve bundan kaynaklanan hasara da katlanmakla mükellef olduğu,
ABD Tarım Dairesi konteyner içini denetlemek üzere konteyner içindeki yükün muhteviyatı (Kendi özellikleri) nedeni ile konteyneri tutmuş ve bu tutmadan dolayı davaya konu demuraj, ardiye ve ekstra iç nakliye ücreti oluştuğu, buna göre masrafların ortaya çıkmasında ne davacı akdi taşıyanın ne de dava dışı fiili taşıyanın bir kusuru bulunmadığı,
davacının davalıya yansıtılan fatura bedelinin 9.020.20 TL olduğu ancak ...'dan yansıtılan giderlerin davacı ticari defterlerinde 8.805.46 TL olarak kayıt altına alındığı ve bu bedelin de deva dışı ... firmasına ödendiği defter kayıtları ile sabit olmakla bu tutarın hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının 8.805,46 TL üzerinden iptali ile takibin bu bedele takip tarihinden itibaren yasal faiz uygunlanması suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdî ilişki bulunmadığından müvekkili yerleşim yeri mahkemesi olan Batı Ankara Mahkemesi yetkili olduğunu, uyuşmazlık deniz ihtisas mahkemesi görev alanına girmediğini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı açısından konişmento gösterilmişse de, konişmentoda davalının imzasının ve kabulünün olmadığını, dava konusu faturanın gerçeği yansıtmadığını, davacı taraf Amerika'da yapılan emtia muayenesiyle ilgili masraf makbuzunu davalıya yansıtmaya çalışmakta olup, böyle bir masrafın davalı tarafından ödeneceğine dair bir taahhüt veya akit bulunmadığını,
DDP klozu gümrük vergilerine ilişkin bir kloz olup ihtilaf ise gümrük vergisi değil demuraj ücretine ilişkin olduğunu, DDP kaydı bulunsa dahi davalı-taşıtan müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, ayrıca demuraj ücreti taşıtanın kusurundan da doğmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı alacakların tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın, İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK.'nın 355. maddesi uyarınca, kararı istinaf eden davacı vekilinin istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olmak üzere yapılan inceleme yapılmıştır.Dava konusu taşıma ilişkisinde, davacının akdi taşıyan, davalının gönderici/taşıtan, fiili taşıyanın ise dava dışı ... firması olduğu konişmento, navlun faturası ve inkar edilmeyen e-posta içerikleri ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı sabit olup,
bu durumda HMK m. 10 ve BK m. 89/1 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davalının yetkiye yönelik itirazının yerinde olmadığı gibi uyuşmazlığın deniz taşımasından kaynaklanmakla mahkemenin görevine yönelik itirazının reddi gerekmiştir.
İstinafa gelen uyuşmazlık, taşıma sırasında ABD gümrük sahasında oluşan demuraj, ardiye ve ekstra iç taşıma masraflarından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Somut olayda, dava konusu fatura içeriği alacağın taşıma sırasında ABD Tarım Dairesi tarafından konteyner içi yükü denetlemek üzere tutmasından dolayı oluşan demuraj, ardiye ve ilave iç nakliye ücreti masraflarından kaynaklandığı, dosyaya sunulan konşimentoda Delivery Duty Paid (DDP) kaydı bulunduğu, buna göre, satıcının malları, kararlaştırılan varış yerinde boşaltılmamış vaziyette ve ithalat için gümrüklenmiş olarak alıcıya teslim etmekle yükümlü olduğu,
dolayısıyla satıcı, malların varış yerinde alıcıya teslim edilmesine kadar doğan tüm masrafları, sorumluluğu ve hasarı üstlenmesinin yanısıra tüm ithalat gümrük formalitelerini yerine getirmekle, bunun için gerekli vergi, KDV, resim, harç vb. masrafları ödemekle ve bundan kaynaklanan hasara da katlanmakla mükellef olduğu, nitekim konişmentoda atıf yapılan sözleşmenin 2.15 hükmü de gözetildiğinde, davacı akdi taşıyanın fiili taşıyana ödediği dava konusu masraflardan davalı taşıtanı sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığından davalının ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/857, K. 2022/713, 2 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama