KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1139
- Karar no
- 2024/1776
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/03/2021
- Numarası
- 2020/272 Esas - 2021/259 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 05/12/2024
Karar Metni
2.274 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ... nin davalı şirketin %49 hissesine sahip kurucu ortağı olduğunu, davalı şirketin %51 hissesinin diğer ortak ve münferiden yetkili ...'ye ait olduğunu, ortaklar arasında husumet baş gösterdiğini ve karşılıklı olarak onlarca ceza ve hukuk davası bulunduğunu, Davalı şirketin, ... adı altında inşaatına başlanılan ve kurulması planlanan Arnavutköy Üniversitesi'nin işleyiş ve faaliyetinin yürütülmesi amacı ile kurulduğunu, ancak ilerleyen aşamalarda taraflar arasında husumet çıktığını,hiç bir şekilde şirket ortaklarının bir arada faaliyet göstermesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını,
Davalı şirketin %51 hissesine sahip münferiden yetkili ortağın, müvekkilinin yokluğunda usulsüz çağrı ilanları ile genel kurul topladığını , müvekkilinin yokluğunda genel kurul icra edildiğini, genel kurul toplantısından önce; “ ...” mütevelli heyet kararı ile davalı şirketin vakıf üyeliğinden çıkarılması yönünde karar aldırdığını, ardından davalı şirketin 2019 yılı genel kurul toplantısında alınan karar ile;
" ... “ mütevelli heyet ve yönetim kurulunun vakıf üyeliğinden çıkarma kararına muvafakat edildiğini, tüm bu kararların çoğunluk pay sahibi ortak tarafından tek başına alındığını, Gerek ... yönetiminde alınan karar gerekse davalı şirketin genel kurulunda alınan karar sonucu, davalı şirketin kuruluş amacının dışında bırakıldığını, ... na YÖK tarafından 3 yıl içerisinde üniversite kurma onayı verilmediğini, yapılan inşaatın İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 2019/2289 E. Sayılı kararı ile hukuka ve mevzuata aykırı olması sebebi ile durdurulduğunu, ...nın da ... nin usulsüz faaliyetleri neticesinde kamu yararı amacının dışına çıktığını,
buna ilişkin davalar ikame edildiğini, davalı şirketin kuruluş amacı doğrultusunda faaliyet göstermesinin hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, Davalı şirketin gayrifaal olduğunu, herhangi bir üretim ve hizmet vermediğini, ... nin yetkilisi ve tek ortağı olduğu ...A.Ş'ye asılsız faturalar tanzim ederek davalı şirketi usulsüz işlemlerinde kullandığını, vergi dairesi ve ...'ya şirketi asılsız faturalar ile borçlandırdığını, bu durumun müvekkilinin de şahsi sorumluluğuna sebebiyet verdiğini, ortaklar arası güven ve iş birliğini zedeleyen davranışlar , şirketin içi tamamen boş hale dönmesi,
şirketin alacaklıları ve ortaklarının zarara uğramasının TTK'nın ilgili maddeleri gereğince haklı nedenlerle ortaklığın sona ermesi gerekçesi olup, şirketin devamı mümkün olmadığından haklı nedenlerle şirketin feshi ve tasfiyesine karar verilmesini, mahkemece bu uygun görülmez ise müvekkili ... nin şirket hissesinin değerinin belirlenerek çıkma payının ödenmesine ve ortaklıktan çıkmasına , bu süreçte şirkete yönetim kayyımı, mümkün değilse denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Şirketin feshini isteme hakkının limited şirket ortakları için bulunmakta ise de, bu hakkın kötüye kullanılmasının engellenmesi ve kurumsal yapının korunmasının esas olduğunu, limited şirketin devamlılığının sağlanması gerektiğini, bu nedenle kanun koyucunun haklı fesih talebiyle açılan davalarda mahkemenin, fesih yerine, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini belirttiğini, feshin son çare olarak uygulanması gerektiğini, ticaret hukuku sistemimizdeki genel eğilimin, şirketlerin mümkün mertebe varlıklarının devam ettirilmesi yönünde olduğunu,
davacı tarafın hukuka aykırı ve iyi niyetli olmayan talebinin reddi gerektiğini,kabul edilen birçok çözüm yolu olmasına rağmen davacının bu çözüm yollarının uygulanmasını değil payının bedelinin ödenerek ortaklıktan ayrılma yönünde talepte bulunduğunu, müvekkili şirketin işleyişine devam ettiğini, üniversite kurma amacıyla borçlandığını, şirketin yeni faaliyet alanlarına açılarak ticari risk aldığını, borçlandığını, bu süreçlerde davacının da onayı bulunduğunu, şirketin feshini talep eder görünerek şirket pay bedelini alarak ortaklıktan ayrılmayı talep eden davacının hakkını kötüye kullandığını,
davayı açmakta davacının hukuki yararı da bulunmadığını belirterek davanın reddine ,davacının yönetim kayyımı, mümkün değilse denetim kayyımı atanması taleplerinin şirketin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetilememesi gibi bir durumun söz konusu olmaması Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesinde şirketin feshi sebeplerinin oluşmadığını, davacı ortağın çıkma payının ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tarafların paylarının %49 ve %51 gibi oranlarda olduğu da dikkate alındığında, ortaklıktan çıkma talebinin diğer ortak bakımından ciddi bir ekonomik yük olacağı açıktır.Şirketin feshi değerlendirmelerinde dikkate alınan en önemli menfaat unsuru olan işleyen çarkların bozulmaması,
şirket faaliyetlerinin sona erdirilmemesi hususunun somut olayda gayri faal durumda bulunan davalı şirket bakımından zaten söz konusu olmaması sebebiyle şirketin feshinin sebep olacağı ekonomik bir yıkım da bulunmamaktadır.Davalı şirketin kuruluş amacı olan Arnavutköy Üniversitesi ne YÖK tarafından onay verilmemesi, bunun sonucu olarak şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştirememesi, kardeş olan ortaklar arasındaki iletişimin tamamen kopması, ortaklık ilişkisinin fiilen sona ermesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi, yönetici ortağın (mali kayıtlara göre) şirketi bireysel çıkarlarına yönelik olarak,
şahsi şirketine( ... ) karşı önce borçlu sonra alacaklı hale getirmesi, genel kurul toplantılarının tek ve çoğunluk pay sahibi ortak tarafından bireysel çıkarlarına uygun ve itiraza konu şekilde yapılması, vakıalarının gerçekleştiği (dilekçe anlatımlarından ve ibraz edilen mahkeme kararlarından ) anlaşılmaktadır. Yasada aranan haklı sebeplerin böylece oluştuğu sabit bulunmuştur.
Bu durumda yukarıda tespit edilen maddi vakıalar, Yasa hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca; davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmaması ve ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle şirketin devamında ortakların menfaati kalmadığından TTK m.636/III uyarınca feshin yasal koşullarının oluştuğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce, TTK 636 maddesi gereğince haklı sebebin gerçekleşmesi nedeniyle davalı şirketin feshine, tasfiyenin yapılabilmesi için SMM ... ın tasfiye memuru olarak atanmasına , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin tarafların ortaya koymuş olduğu sermayeler doğrultusunda ve kanunda belirtildiği şekilde kurulmuş sermaye şirketi olduğunu, bir sermaye şirketi olan limited şirketin devamlılığı ve faaliyetlerini sürdürmesi esas olup, bir ekonomik değeri olan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer alternatif yolların hâkim tarafından değerlendirilmesi TTK’nın öngördüğü bir zorunluluk olduğunu, sermaye şirketlerinin feshi, istisnai bir çözüm yolu olup, şirket tüzel kişiliğini sona erdirmesi nedeniyle son çare olarak uygulanması gerektiğini,
haklı sebeple fesih hakkı limited şirket ortakları için bulunmakta ise de, bu hakkın kötüye kullanılmasının engellenmesi ve kurumsal yapının esas olduğu limited şirketin devamlılığının sağlanması gerektiğini, bu nedenle kanun koyucu haklı fesih talebiyle açılan davalarda mahkemenin, fesih yerine, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceğini belirttiğini, TTK’daki ifadesiyle duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümler arasında şirkete ait işletmenin bölünmesi, kısmi tasfiyeye gidilmesi, tek kişilik şirkete dönüşme, bazı kararların davacının onayı ile geçerlilik kazanması,
bazı genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında azlığa veto hakkı tanınması; kâr dağıtılmasına, oy hakkının kullanılmasına, pay sahibi gruplarının ya da azınlık temsilcisinin yönetim kurulunda temsili suretiyle yönetime katılması hususlarında şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesi,
sermayenin azaltılması sayılabileceğini, feshin son çare olarak uygulanması ve ticaret hukuku sistemindeki genel eğilimin, şirketlerin mümkün mertebe varlıklarının devam ettirilmesi yönünde olması da gözetildiğinde davacının hukuka aykırı ve iyi niyetli olmadığını ve haklı sebep olarak davalı şirketin faaliyet göstermediğini iddia etmiş ancak davacının bu iddiasını ispata elverişli tek bir somut delil sunamadığını, nitekim davalı şirketin gayrifaal olmasının söz konusu olmadığını, ekte sunulan 2021 tarihli faturalardan da davalı şirketin faaliyetine aktif olarak devam ettiğinin anlaşıldığını, davalı şirketin feshini talep eden davacı taraf,
içtihatlarda ve doktrinde kabul edilen birçok çözüm yolu olmasına rağmen bu çözüm yollarının uygulanması değil payının bedelinin ödenerek ortaklıktan ayrılma yönünde talepte bulunduğunu, halihazırda davalı şirket işleyişine devam ederken, üniversite kurma amacıyla borçlanmışken şirketin feshini talep eder görünerek şirket payının bedelini alarak ortaklıktan ayrılmayı talep eden davacı tarafın hakkı kötüye kullandığının sabit olduğunu, şirketin yeni faaliyet alanlarına açıldığı ve bu nedenle ticari risk alarak borçlandığı bir süreçte, üstelik bu süreçlerde davacının onayı da bulunmaktayken,
davacının payının değerinin ödenerek ortaklıktan ayrılması talebini hedefleyen bir dava açmış olması hakkın kötüye kullanımı olup, davacının işbu davayı açmada hukuki yararı da bulunmadığını, davacının, dava dışı ... ile kişisel ilişkilerinin kötü olması nedeniyle şirketin feshinin gerektiğini iddia etmekte olup Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, davacının iddiasının aksine, limited şirketler sermaye şirketi olup sermaye şirketlerinde haklı fesih nedeni olarak kişisel anlaşmazlıkların ileri sürülmesinin mümkün olmadığını beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, limited şirketin haklı nedene dayalı olarak fesih ve tasfiyesi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı, fesih yerine alternatif çözümlerin uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır. Davacı, davalı şirkette %49 oranında pay sahibidir.
Dava dışı ... ise davalı şirketin %51 hisseye sahip diğer ortağı ve münferit yetkili müdürüdür.Davacı taraf, davalı şirketin kuruluş amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, davacı ile şirketin diğer ortağı arasında husumet bulunduğu, şirketin gayri faal olduğu, ortaklar arası güven ilişkisinin zedelendiği iddiasıyla davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek çıkmaya izin verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Limited şirketin işletme amacının gerçekleştirilebilmesi için ortaklar arasında güven ilişkisinin varlığı, şirketin devamı için zorunludur.
Şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli olan güven ilişkisinin zedelenmesi durumunda ortakların aynı şirket çatısı altında bir arada bulunmaları beklenemez.
Ayrıca bir ortağın payını devrederek ayrılma imkânının bulunmadığı yahut zor olduğu durumlarda güven unsurunun zedelendiği ortaklık ilişkisinin nihayete erdirilmesi amacıyla limited şirketlerde de haklı sebeple fesih kurumu düzenlenmiştir.Bu amaçla düzenlenen TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca; haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir.
Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.Anılan hükme göre her ortak, haklı sebeplerin varlığı hâlinde limited şirketin feshini isteyebilecektir. Kanunda limited şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır.
İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Haklı sebepten ne anlaşılması gerektiği ise somut durumun ve ileri sürülen hususların niteliğine göre mahkemece takdir edilecek olup esasında dürüstlük kuralı temelinde ortaklık ilişkisinin devam ettirilemeyecek düzeyde zedelenmiş olması durumu, limited şirketin feshinin haklı nedenini oluşturur.
Başka bir deyişle ortaklıktaki güven ilişkisinin ortadan kalkması veya ortaklılığın devamının dürüstlük kuralı gereği ortaklar bakımından çekilmez hâle gelmesine neden olan olaylar, limited şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilebilirler. Zira hiçbir ortaktan, dürüstlük kuralı gereği kendisi için çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez.
Haklı sebep kavramı, her somut olayın niteliğine göre farklı tanımları bünyesinde barındırır.Bu bağlamda limited şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması,
şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, malvarlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması;
uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi,
davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir.Haklı sebep bazen tek bir maddi olgudan ibaret olabilir iken bazen de süreç içerisindeki çeşitli nedenlerin birikiminden ibaret olabilir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, 14. Bası, s.578).
Ayrıca limited şirket, bir sermaye şirketi olmakla birlikte Kanunun gerekçesinde belirtildiği gibi kişisel niteliği göz önünde tutulmalıdır. Bunun yanı sıra limited şirketin fesih ve tasfiyesini gerektiren olaylarda davacı ortağın kendi kusurunun bulunmaması ve bu olayların haklı sebep oluşturmak için meydana getirilmemiş olması gerekir.Haklı sebeplerin bulunması halinde hakimin feshe karar vermeden önce başka çözüm yollarını değerlendirmesi gerekir.
Ancak davacı ortak ile diğer menfaat sahipleri açısından menfaatler dengesini sağlayan bir çözüme ulaşılamadığı takdirde son çare olarak feshe karar verecektir(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, s.580).İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı ... işletmesi tarafından davalı şirkete Ağustos 2018 döneminde 7 adet 3.584.840,00 TL bedelli fatura düzenlenmiş ve davalı defterlerine işlediği, daha sonra 2019 yılının sonlarında davalı şirket tarafından unvan değişikliği sonucu ...
A.Ş. olan fatura düzenlenen firmaya toplam 3.584.840,00 TL tutarlı iki adet iade faturası düzenlediği tespit edilmiştir... işletmesi 15/10/2019 tarihli tescil ile ... A.Ş.'ne dönüşmüş, 13/11/2019 tarihli genel kurul kararı ile de şirketin unvanı .... A.Ş. Olarak değiştirilmiştir.
Dava dışı diğer ortak ... söz konusu anonim şirketin kurucusudur.Bilirkişi heyeti tarafından ...'nin düzenlediği faturalara konu malzemenin inşaat malzemesi olduğu ve bu malzemelerin inşatta kullanıldıktan sonra iadesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.Dava dışı ...'nin yetkilisi olduğu iki şirket arasında yapılan bu faturalaşma nazara alındığında davalı şirkette, dava dışı müdür ...'nin bireysel çıkarına işlemler yapıldığının kabulü gerekir.Taraflar arasındaki soruşturma, kovuşturma dosyaları ve bunlar sonucu verilen kararlar ile tarafların beyanlarında aralarında husumet olduğunun kabul edilmesi,
bilirkişi heyeti tarafından şirketin gayri faal olduğunun tespit edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesi için haklı nedenler somut olayda gerçekleşmiş bulunmaktadır.Burada feshin son çare olması nedeniyle alternatif çözüm yollarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Şirketin feshi yerine başka bir çözüm yoluna karar verilebilmesi için şirketin devamında diğer ortaklar bakımından veya ekonomik yönden menfaat bulunması gerekir.
Şirketin gayri faal olduğu ve bilirkişi heyeti tarafından davacı ve diğer ortağın hisseleri değerlendirildiğinde davacının ortaklıktan çıkması halinde diğer ortağa ciddi bir ekonomik yük bineceğinin ifade edilmesi karşısında şirketin devamında bir menfaat bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1139, K. 2024/1776, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama