KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1141
- Karar no
- 2024/1854
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/03/2021
- Numarası
- 2020/588 Esas - 2021/231 Karar
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- İstinaf karar tarihi
- 19/12/2024
Karar Metni
1.412 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin davalı şirket yetkililerince güvenilir kişi sıfatıyla davalı şirketin sadece bir tapu işlemini şirket adına yapması için temsilci olarak atandığını, ancak davalı şirketin sadece tapuda işlem yapması için verilen bu temsil yetkisini, müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında, kasten veya zühul eseri olarak ya da sehven dışarıdan bir müdür ataması şeklinde ortaklar kurulu kararı alarak verdiğini, müvekkilinin gerçekten şirket müdürü olarak atanma iradesine sahip olsaydı,
şirketin genel kuruluna ait tüm yetkileri ve şirketin olağan işlerine ait tüm işlemleri yapması veya bunları yaptırtmak üzere ticari temsilci veya vekiller atamasının gerekeceğini, bu kapsamda şirket kaşesi altına atacağı imza ile resmi kurum ve kuruluşlar nezdinde üçüncü kişi konumundaki müşterilerle olan yazışmalarda ve ticari belgelerde davalı şirketi temsil etmesi,
ayrıca şirketin iç işleri kapsamında ortaklar ve çalışanlar ile yapılan yazışma ve işlemlerde şirketi yönetmesi gerekeceğini, müvekkilinin tapu işlemi dışında şirkete ait bu güne kadar hiçbir iş ve işlem yapmadığını, müdür olduğuna dair bir bilgisi, iradesi hatta kanaati olmadığı için şirkete de gitmediğini ve şirket ortaklarına herhangi bir soru sormadığını, müvekkilinin iradesi dışında davalı şirket genel kurulunca alınan karardan müvekkil haberdar olmadığı,
önceden böyle bir karara muvafakat vermediğini, sonradan böyle bir görevi kabul ettiğine dair açık veya zımni bir irade beyanında bulunmadığını şirketin tüm iş ve işlemleri incelendiğinde davalı şirket adına müdür/temsilci sıfatı ile hiçbir hukuki işlem tesis etmediğinin görüleceğini, müvekkilinin gerek hukuken gerekse fiilen müdürlük sıfatının doğmamış, davalı şirket genel kurulunca atamaya ilişkin olarak alınan karar icap aşamasında kaldığını,
müdürlük görevi yasal bir zorunluluk olmadığı için gerek ortaklar gerekse dışardan atanan üçüncü kişiler böyle bir icaptan haberdar olsa dahi kabul zorunluluğu olmadığını öğrenmesi üzerine 20.09.2014 tarihli dilekçesi ile istifasını sunduğunu, Müvekkilinin 15/09/2014 tarihinde şeklen doğmuş gibi tescil edilmesine rağmen esasen hukuki süreç (icap-kabul) tamamlanmadığı için hiç doğmamış olan müdürlük sıfatının ve yine şeklen davalı şirket genel kurulu kararıyla 29/12/2014 tarihinde son verildiği anlaşılan müdürlük sıfatının, bu tarihler arasında esasen hiç doğmamış olduğu gerekçesiyle,
şirket müdürü olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nın müvekkili şirketçe 15/09/2014 tarih 2014/1 nolu ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak atandığını, ancak davacının dışarıdan atanan müdürlük görevini kabul etmemesi üzerine 29/12/2014 tarih 2014/2 nolu ortaklar kurulu kararı ile dışarıdan müdür olarak atanan davacının müdürlük görevini sonlandırılmasına karar verilmiş ve ticaret sicil müdürlüğünde tescil ettirildiğini, davacının müdürlük görevini kabul etmemesi üzerine görevine son verilerek ticaret sicilde bu kararın tescil edilmesine rağmen işbu davayı açmasının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sicil Müdürlüğünce davaya cevap verilmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirkete müdür olarak görevlendirilen davacının istifa etmesi ile beraber müdürlük görevi son bulmuştur.Tek taraflı bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olan istifa iç ilişkide muhatap şirkete ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuracak olup, dış ilişkide şirket tarafından müdürün istifa ettiğine ilişkin karar alınıp bu kararın ticaret sicil müdürlüğünde ilan edilmesi ile birlikte hüküm ve sonuçlarını doğurur.
Davacı tarafından geriye etkili olarak müdür olmadığının tespiti talep edilmiştir.
Davacının müdür tayin edildiği, ortaklar kurulu kararının sahteliği ileri sürülmediğinden geçerli şekilde alınan Müdür Ataması kararı da iptal edilmediğinden müdürlük görevi davacının istifası ile son bulduğundan geriye etkili şekilde müdürlük görevinin son bulduğunun tespiti talep edilemeyeceğinden davacının müdür olarak atandığı 15/09/2014 tarihinden müdürlük görevine son verildiği 29/12/2014 tarihine kadar ki kısım için müdür olmadığının tespiti talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iradesi dışında davalı şirket genel kurulunca alınan karardan davacının haberdar olmadığını, önceden böyle bir karara muvafakat vermediği, sonradan böyle bir görevi kabul ettiğine dair açık veya zımni bir irade beyanında bulunmadığı gibi, şirketin tüm iş ve işlemleri incelendiğinde davalı şirket adına müdür/temsilci sıfatı ile hiçbir hukuki işlem tesis etmediği de davacının iradesi dışında davacı şirketçe müdür olarak atanmasına rağmen, görevi kabul etmemesi üzerine müdürlük görevinin sonlandırıldığı tarih olan 29.12.2014 tarihine kadar,
davalı şirket adına yönetim ve temsil kapsamına girecek türden veya bu keyfiyette hiçbir hukuki işlem tesis etmediğini, bu durumun davalı şirketin bağlı bulunduğu Fatih Vergi Dairesi Müdürlüğü, Fatih SGK Müdürlüğü ve Fatih Tapu Müdürlüğü'nce yazılan müzekkereye verilen cevabi yazılar ile ortaya da çıktığını, bu nedenlerle davacının 15.09.2014 tarihinde iradesi dışında atandığı müdürlük görevini kabul etmediği veya zımnen kabul anlamına gelecek şekilde bu görevi hukuken veya fiilen hiçbir şekilde yerine getirmediği gibi yazılı dilekçesi de göz önüne alınarak,
davacının 15.09.2014 tarihi itibari ile müdürlük sıfatının hiç doğmadığının/oluşmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, limited şirket müdürü olmadığının tespiti davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının, davalı şirket tarafından şirket müdürü olarak atanmasına ilişkin kararı doğrultusunda müdürlük görevini kabul edip etmediği noktasındadır.Davalı şirketin 15/09/2014 tarih ve 1 nolu ortaklar kurulu kararı ile davacı ...'nın 5 yıl süre ile davalı şirkete müdür olarak atanmasına,
şirketi resmi dairlerde, bankalarda, kamu kurum kuruluşlarda, tapuda ahzukabz da her tür işlemi yapmaya 5 yıl süre ile şirket ünvanı veya kaşesi altında münferit imzası ile temsil ve ilzama yetkili kılınmasına karar verilmiş ve bu karar 15/10/2014 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanmıştır.Daha sonra,
davacı 20/09/2014 tarihli dilekçesi ile müdürlük görevinden istifa ettiğini bildirmiş ve davalı şirketin 29/12/2014 tarih ve 2 nolu ortaklar kurulu kararı ile ...'nın müdürlük görevinin iptaline karar verilmiş, bu karar ise 08/01/2015 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanmıştır.Davacı tarafça, davalı şirket adına sadece tek bir tapu işlemi yapmak için temsilci olarak atandığını,
ancak iradesi dışında şirket tarafından kendisinin dışarıdan müdür olarak atanmasına ilişkin olarak ortaklar kurulu kararı alındığını öğrendiğini iddia ederek 15/09/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şirket müdürü olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 616/1-b maddesine göre, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olup, TTK'nın 623/1. maddesinde müdürün dışarıdan atanmasına bir engel bulunmamaktadır.
Ancak müdürün dışarıdan atanması halinde, bu kararın uygulanabilmesi için bu kişinin müdürlük görevini kabul etmesi gerekir.
Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 90/1-c maddesinde de, ortak olmayan müdürler kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanlarının tescil için gerekli olduğu düzenlenmiştir.Davacı dava dilekçesinde, kendisinin, davalı şirket yetkililerince güvenilir kişi sıfatıyla davalı şirketin sadece bir tapu işlemini şirket adına yapması için temsilci olarak atandığını, ancak davalı şirketin, sadece tapuda işlem yapması için verilen bu temsil yetkisini, davacının bilgisi ve iradesi dışında, ya kasten veya zühul eseri olarak ya da sehven dışarıdan bir müdür ataması şeklinde ortaklar kurulu kararı alarak verdiğini beyan etmiştir.
Davacı 20/09/2014 tarihli istifa dilekçesinde ise şirkete 15/09/2014 tarihinde müdür olarak atandığını, işlerinin yoğunluğu nedeniyle bu görevi yapabilme imkanının olmadığını, müdürlük görevinin 15/09/2014 tarihi itibariyle iptal edilerek ticaret sicilinde tescil ve ilen edilmesini talep etmiştir.Davacının anılan beyanların göre, tapuda davalı şirketi temsilen işlem yapılabilmesi için imza sirkülerinin gerekli olması hususu da nazara alındığında, davacının şirkete müdür olarak atandığını bildiği ve tapudaki işlemi şirket adına yapmak suretiyle müdürlük görevini kabul ettiği anlaşılmaktadır.
İstifa dilekçesinde de açıkça müdür olarak atandığını belirttikten sonra görevi yerine getiremeyeceğine ilişkin mazeret bildirmiştir.Anılan dilekçede müdür atanmasından haberdar olmadığına ilişkin bir beyan bulunmamaktadır.
Davacı müdürlük görevini yerine getiremeyeceğine ilişkin mazeret bildirerek müdürlük görevinin iptalini talep etmiş ise de, davacı müdür olarak atandığı ortaklar kurulu kararına dayanarak şirket adına tapuda şirket adına işlem tesis ettiğinden müdürlük görevini kabul ettiğinden, davacının 20/09/2014 tarihli dilekçesi istifa dilekçesi niteliğindedir.
İstifa, tek taraflı irade beyanı ile kullanılabilen karşı tarafa ulaşması gerekli bozucu yenilik doğuran bir hak olup, ileriye etkili olarak sonuç doğurur. Bu nedenle istifanın, istifa tarihinden daha önceki bir tarihte sonuç doğuracak şekilde kabulü mümkün değildir.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1141, K. 2024/1854, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama