İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1263 K.2024/1633

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/1263Karar2024/1633Tarih7 Kasım 2024Okuma14 dk · 2.718 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
7 Kasım 2024
Dosya no
2021/1263
Karar no
2024/1633
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
29/04/2021
Numarası
2019/532 Esas - 2021/539 Karar
Dava
Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
İstinaf karar tarihi
07/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.718 kelime·14 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı banka arasında 09.04.2018 tarihinde Taksitli Altın Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında davalı bankadan 10 000 gr altın alındığını, her bir taksiti 416.67 gr altın, son taksiti ise 416.59 gr altın olmak üzere toplam 24 taksitli ödeme planı yapıldığını, kredi hesabının vade bitiş tarihi 09 03.2020 olduğunu,

lakin davalı bankanın akdedilen taksitli altın kredi sözleşmesinin haksız ve kredi sözleşmesine aykırı bir şekilde sona erdirilmesi ve davacı şirketin banka nezdinde bulunan diğer hesaplardaki aktifin resen altın kuruna çevrilerek taksitli altın kredi sözleşmesinin vadesi gelmeyen taksitlerine hasredilmesi nedeniyle zarara uğranıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı taraf, 29.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.000 TL'ye çıkarmıştır.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarca imza edilen Genel Kredi sözleşmesinin 'Muacceliyet. Temerrüt Halleri Cari Hesapların Kesilmesi, Sözleşmenin Feshi.

Alacağın Kanuni Yollarla Takip ve Tahsili Başlıklı 4 Maddesi ve taraflar arasında imzalanmış olan kredi sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca müvekkil banka gerekli gördüğü hallerde kredi sözleşmesini kat etme yetkisine sahip olduğunu, somut olayda kredi hesaplarının kat edilmesi sözleşmelerde yazılı 4 4 maddesinde yer alan esaslara uygun olarak yerine getirildiğini, bankacılık işlemlerinde kur aynı gün içerisinde kısmı de olsa farklılıklar gösterdiğini, davacı şirket bu farkın iade edilmesini istemiş ise de bu işlemler sistemsel olarak yapılmakta ve o anki kur hangi seviyede ise o seviye esas alınmaktadır.

Bu işlemlerin sistemsel ve banka müdahalesi olmaksızın yapılmış olması karşısında aradaki farkın davacı şirkete geri ödenmesi mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraflarca 02.04.2015 tarihinde imzalanan 2.000.000 -TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesinin 4. maddesinde muacceliyet ve temerrüt hallerinin düzenlendiği, 17.03.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, sözleşmenin 4-k.maddesi uyarınca bankanın taraflar arasındaki kredi ilişkisini kat ihtarı çekerek kesmesinin, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerine uygun olduğu,

Davacıya ait diğer hesaplardaki TL mevduatının haksız şekilde altın kredisi hesabına aktarıldığı ve zararın oluştuğu iddiasının ise, 17.03.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 02.04.2015 tarihli rehin senedi içeriğinden de görüleceği gibi, davalı bankanın davacı şirketin ... nolu hesabındaki 380.001.20 TL rehinli mevduatın banka tarafından adı geçen rehin sözleşmesine dayanarak 16.01.2019 tarihinde borca mahsup edilmesi işlemi, taraflar arasında yapılan sözleşme ve rehin senedine uygun olduğu, Davacı rehinli tutarın mahsup işleminde uygulanan altın birim fiyatının (kurun) çok yüksek olduğu,

dolayısı ile kendi aleyhine zarar oluştuğunu iddiasının ise, keza 17.03.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, kredinin kullanımında uygulanması gereken 1000 ayar altın fiyatı ve hangi fiyatın uygulanacağı hususu incelendiğinde, taraflarca 02.04.2015 tarihinde imzalanan 2.000.000 -TL lik genel kredi sözleşmesinin, kredi türleri maddesi kapsamında 5.6.5, 5.6.6, 5.6.11. maddelerinde açıkça kredinin kapatılmasında bankanın altın satış fiyatının uygulanacağı belirtildiği, 16.01.2019 tarihinde kredi kapaması yapılmak için 380.001,20 TL ile 1.666.68 GR altın alınarak krediye mahsup edildiği,

380.001.20 / 1 666.68 = 227.999 TL olarak hesaplandığı, o günün serbest piyasada oluşan fiyatlarının, 223.412 - 225.328 arasında oynadığı, davalı bankanın uyguladığı işlem kuru ile İstanbul Altın Borsasının uyguladığı kur arasındaki fark yüzdesel ifade ile 227.999 - 224 946,71 = 3 052.29 / 224 946.71 = 0,014 olduğu, 1 666,68 GR * 224 946 71 = 374 914.18 TL eğer işlem İstanbul Altın Borsası referans kuru ile yapılsaydı, aradaki farkın 380 001.20 - 374 914.18 = 5.087.02 TL olacağının bildirildiği,

Bu haliyle davacının altın kurunun endekse uygun TL'ye çevrilmemesi nedeniyle, davacı şirketin bu zararını davalı bankadan talep edebileceği anlaşılmakla, 5.087,02 TL'nin davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine , ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Davalı bankanın kredi sözleşmesini kat etmesinrin haksız olduğunu, davacının dava konusu kredi borcuna ilişkin tüm kredi taksitlerini zamanında ödemiş, borcu aşan miktarda teminatı davalı bankaya verdiğini, taraflar arasında akdedilen 02.04.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 4.k maddesinde.

"Kredilerden doğan taahhütlerini yerine getirmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı açıkça anlaşılan herhangi bir olayın vuku bulması veya iktisadi şartlarda ciddi ölçüde değişiklik olması" şeklinde düzenleme bulunmakta olup 4.k maddesinde sayılan hallerden hangisinin vuku bulduğu,

hiç bir taksidi geciktirmediği ve yeterli teminatı olduğu halde davacının kredi borcunu ödeyemeyeceği kanaatinin nasıl oluştuğuna ilişkin gerekçeli kararda herhangi bir açıklama yapılmadığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan ve sürekli olarak bankacılık sektöründe iştigal eden bir şirket olan davalı bankanın, davacı şirkete kullandırttığı krediler kapsamında kredi miktarlarına aşacak şekilde şahsi ve ayni teminatlar aldığını, kredi sözleşmesine ..., ... ve ... müşterek kefil sıfatıyla kefil olmuş, davacı şirketin mevduat hesapları faizleriyle birlikte kredi borcuna karşılık rehnedilmiş,

ayrıca ... da davacı şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak da davalı banka lehine kredi miktarını aşacak değerde taşınmazlarını ipotek ettirmiş olup bu yönüyle kredi sözleşmesinden doğan borcun yerine getirilmesine mani olacak veyahut tehlikeye sokacak bir durumun oluşmadığı açık olmakla biran için kredi sözleşmesi kapsamında alınan teminatların borcu karşılamaya yetmediği durumda banka tarafından kredinin geri çağırılması haklı gibi kabul edilse dahi,

davacıya teminatın borcu karşılamaya yetmediği ve ek teminat göstermesi şeklinde bir bildirimde dahi bulunulmadan kredi sözleşmesinin kat edilmiş olması her halükarda hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli bir tasarruf olduğunu, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinden doğan her borç vadesinde bankaya ödendiğini, davacının kredi sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmiş, kredi sözleşmesinden doğan kredi taksitlerini vadesinde ödemiş ve kredinin sona erdirilmesini ve kat edilmesini haklı kılacak hiçbir davranış içerisinde olmamış olup davalı bankanın,

davacının ... nolu hesabındaki 380.001,20 TL mevduatını rehin sözleşmesine dayanarak 16.01.2019 tarihinde borca mahsup etmesi işleminin de haksız olduğunu, bankanın davacının banka nezdindeki 380.001,20 TL vadesiz TL rehinli mevduatını 16.01.2019 tarihli borca mahsup edilmesi işlemi ile banka tarafında kredi sözleşmesi haksız bir şekilde kat edilmesi işlemi birbiri ile bağlantılı işlemler olduğunu, kredi sözleşmeleri kat edilmeseydi 380.001,20 TL vadesiz TL rehinli mevduatın 16.01.2019 tarihli borca mahsup edilmeyeceğini,

dolayısıyla kredi sözleşmesinin banka tarafından kat edilmesinin haksız olması bununla bağlantılı olarak 380.001,20 TL vadesiz TL rehinli mevduatın 16.01.2019 tarihli borca mahsup edilmesi işlemini de haksız kıldığını, davacının uğradığı zararın mahkeme kararında hükmedilen rakamdan çok daha fazla olduğunu, oysaki davacının bu zararı dışında, kredi sözleşmesinin davalı banka tarafından sözleşmeye aykırı şekilde süresinden önce kat edilmesinden kaynaklı zararı da bulunduğunu,

sözleşmenin haksız kat edilmesiyle beraber yapılan 18.02.2019 tarihli yeni ödeme planı ile altın kredi sözleşmesinden doğan borcun vadesi uzamış olup bu kapsamda altın kurunda meydan gelen artışlardan davacı şirket davalı bankanın haksız uygulamasıyla olumsuz bir şekilde etkilendiğini, hulasa; kredi sözleşmesi kat edilmemiş hali ile kat edilmiş hali arasındaki fark da davacıya uğradığı zararlardan olduğunu, ayrıca davalı banka dava konusu kredi sözleşmesini kat ederek krediyi geri çağırmış, mevcut krediden doğan borcun bir kısmını davacıya ait aynı bankadaki vadesiz TL mevduatını kredi hesabına aktararak,

bir kısmını ise aynı kredi sözleşmesinde borçlu ve kefil olan ...'na yeni bir şahsi kredi kullandırarak tahsil ettiğini, bir kredi borcunu süresinden önce krediyi haksız şekilde kat ederek tahsil eden davalı banka, davacı şirket ortağını eski kredinin ödenmesi için yeni bir şahsi kredi kullanmak zorunda bırakarak aynı alacak için 2 ayrı kredi dosyasından 2 ayrı sefer ticari kazanç elde ettiğini, zararların bilirkişi marifetiyle hesap edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme arabuluculuk ücreti olan 1.320,00tl’ nin tamamının davalı bankadan tahsiline karar vermiş olup bu kararın hatalı oyruğunu, kısmi kabul kararına karşı istinaf sebeplerimiz saklı kalmak kaydıyla hükmün bu kısmının da usul ve yasaya aykırı olduğunu arabuluculuk ücretinin de tarafların haklılık oranına göre paylaştırılması gerektiğini, davalı banka tarafından kat edilen kredinin taraflar arasında imzalanan 02.04.2015 tarihli sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, davacı şirkete ait diğer hesaplardaki mevduatların altın kredisi hesabının kapatılmasında kullanılması,

02.04.2015 tarihinde davacı tarafından imzalanmış olan “müşteriden alınacak tek rehin senedi” ile ve yine 02.04.2015 tarihinde imzalanmış olan genel kredi sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, bilirkişi raporunda, dosyada mübrez, 02.04.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi, 08.02.2015 tarihli 1.000 ayarlık saflık derecesinde 20.000 gr altın değerli genel kredi sözleşmesi,

07.04.2015 tarihli müşteriden alınacak tek rehin senedi başlıklı belge, 09.03.2018 tarihli ticari nitelikli krediler ödeme planı ile ilgili belgelerin cd dökümleri incelenmiş olup yargılama sırasında konusunda uzman bilirkişilerce de ortaya konulduğu üzere altın alış ve satış fiyatları serbest piyasada belirlenmekte olup İstanbul Altın Borsasının bu konuda kişileri ya da kurumları herhangi bir bağlayıcılığı olmadığını, İstanbul Altın Borsası sadece işlem günü başında referans fiyatı açıkladığını,

bu bağlamda da bilirkişiler “taraflar arasında anılan kredinin kapaması sırasında uygulanan altın fiyatının sözleşmeye uygun olduğu zira genel kredi sözleşmesinin 5., 5.6.5., 5.6.6. ve 5.6.11. maddelerinde açıkça kredinin kapatılmasında bankanın alış-satış fiyatının uygulanacağının belirtildiğinin altını çizmişlerdir. ticari kredilerde taraflar arasında öncelikle sözleşme hükümleri uygulanır. eğer sözleşmede bir hüküm yok ise o takdirde genel uygulamaya ve diğer bankacılık uygulamalarına bakılmaktadır. bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere;

“taraflar arasında anılan kredinin kapaması sırasında uygulanan altın fiyatının sözleşmeye uygun olduğu zira genel kredi sözleşmesinin 5., 5.6.5., 5.6.6. ve 5.6.11. maddelerinde açıkça kredinin kapatılmasında banka’nın alış-satış fiyatının uygulanacağı yazılıdır”. her iki tacir bu hükmü kabul etmiştir. mahkeme sanki davacı bir anonim şirket değilmiş ve imzalanan sözleşmede sanki bir ticari kredi sözleşmesi değilmiş gibi,

davacıyı zayıf konumda kabul ederek haksız bir karar vermiştir. taraflar arasında imzaladıkları sözleşme hükümleri uygulanmalı ve buna göre karar verilmelidir. maalesef somut olayımızda mahkeme usul ve yasaya aykırı bir değerlendirme yapmış ve taraflar arasındaki iş bu davaya “taraflarca imzalanan sözleşme hükümlerini uygulamamıştır.” , ayrıca davalı banka ilgili krediyi altın gr cinsinden “0” faizle kullandırılmış olup 2018 altın kuru yükselişi sonrasında müşterideki teminatlar TL cinsinden olması sebebiyle teminat açığına düşülmüş ancak ilişkilerin devamı açısından müşteriden herhangi bir ilave teminat talep edilmediğini,

davalının daima müşterisinin memnuniyetini hedefleyerek işlem yaptığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kredi hesabının kat edilmesinin ve davacının mevduat hesabındaki paraların krediye mahsup edilmesinin usulsüz olup olmadığı, mahsup aşamasında hangi kurun esas alınacağı ve zararın miktarı noktasındadır.

Taraflar arasında 02.04.2015 tarihinde 2.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi ve 08.02.2015 tarihli 1.000 ayarlık saflık derecesinde 20.000 gr altın değerli Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmelere dava dışı ..., ... ve ... müteselsil kefil olmuşlardır. Davalı banka tarafından davacı muhatabına çekilen Üsküdar ... Noterliğinin 22/01/2019 Tarih ve ...

YN'lu ihtarnamesi ile, kredi sözleşmesindeki yetkiye istinaden kredilerin 22/01/2019 tarihi itibariyle kat edildiği bildirilerek 4.166,63 gr altının ödeme tarihine kadar işleyecek faiz, masraf ve komisyonlarıyla birlikte 24 saat içinde ödenmesi ihtar edilmiştir.

Kat ihtarını takiben, dava dışı müteselsil kefil ... ile davalı banka arasında imzalanan anlaşma sonucu, 18.02.2019 tarihinde ... “hesaba para yatırma” açıklaması ile yatırılan 226.359 TL'den, 223.359 TL ile 1.000 GR altın alınmak suretiyle ödenen tutardan sonra kalan 3.166,62 GR 3 aylık eşit taksit 1.055,54 GR olarak ödenmesi kararlaştırılmıştır.

Davacı tarafça, davalı banka tarafından kredinin usulsüz kat edildiği ve mevduat hesaplarındaki paranın buna bağlı olarak usulsüz olarak kredi ödemesine mahsup edildiği ve bu nedenle zarara uğradığı iddiasıyla zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Dava dilekçesinde davacı taraf, taksitli altın kredi sözleşmesinin haksız ve kredi sözleşmesine aykırı bir şekilde sona erdirilmesi ve davacı şirketin banka nezdinde bulunan diğer hesaplardaki aktifin resen altın kuruna çevrilerek taksitli altın kredi sözleşmesinin vadesi gelmeyen taksitlerine hasredilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla dav açıldığı belirtilmiş, dilekçe içerisinde ise zarara ilişkin olarak diğer mevduat hesaplarındaki tutarın yüksek kurdan altına dönüştürüldüğü ifade edilmiştir.

Davacı 17/04/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de davacının bilirkişi tarafından hesaplanan zararı dışında, kredi sözleşmesinin davalı banka tarafından sözleşmeye aykırı şekilde süresinden önce kat edilmesinden kaynaklı zararı da bulunduğu,

bu zararın da tespit edilmesinin gerektiği, bu bakımdan kredi sözleşmesinin kat edilmemiş hali ile kat edilmiş hali arasındaki fark ve zararın da tespitinin gerektiği, zira kredi sözleşmesinin, süresinden önce sözleşmeye aykırı bir şekilde kat edilmemiş olması halinde 09.03.2018 tarihli ödeme planı doğrultusunda tüm borçların vadesinde ödeneceğini, ancak sözleşmenin haksız kat edilmesiyle beraber yapılan 18.02.2019 tarihli yeni ödeme planı ile altın kredi sözleşmesinden doğan borcun vadesi uzadığından altın kurunda meydan gelen artışlardan davacının davalı bankanın haksız uygulamasıyla olumsuz bir şekilde etkilendiği beyan edilmiştir.

Davacının bu açıklamalarına göre davacının dava konusu ettiği zararının kur farkına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki kredi sözleşmesi altın üzerinden olup, geri ödemenin de altın üzerinden yapılacağı kararlaştırılmıştır.

Davacı tarafça, kredi sözleşmesinin, süresinden önce sözleşmeye aykırı bir şekilde kat edilmiş olması nedeniyle yapılan 18.02.2019 tarihli yeni ödeme planı doğrultusunda borçların ödeme süresinin uzadığı ve altın kurunun yükselmesi nedeniyle zarar edildiği iddia edilmiş ise de, davacının, davalı bankanın kefil ile yaptığı 18.02.2019 tarihli yeni ödeme planını benimseyerek buna göre ödeme yaptığı da değerlendirildiğinde kredinin usulsüz kat edildiği kabul edilse dahi aynen ödenmesi gereken altın nedeniyle kredinin kat edilmesi sonrasında yaşanan kur artışı kaynaklı zarar talep edilmesi mümkün değildir.

Davalı banka tarafından davacının mevduat hesabında bulunan paraların altına dönüştürülmesinde sözleşmenin 5.6.11 maddesi gereğince banka alış-satış kurlarının uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de söz konusu sözleşme maddesi davalı bankanın Türk Lirası ya da döviz ile ödemeyi kabul ettiği takdirde uygulanacak olup, bankanın davacının mevduat hesaplarından rehin sözleşmesi kapsamında resen yaptığı mahsup yönünden bu maddenin uygulanacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle bilirkişi raporunda altın borsası referans kurunun esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı tarafça 24/04/2023 tarihinde istinaf dilekçesine ek beyan dilekçesi sunulmuştur.

Ancak, istinaf süresi geçtikten sonra sunulan "ek istinaf dilekçesi"nin ve dolayısıyla bu dilekçede belirtilen ve fakat istinaf dilekçesinde bulunmayan zarar kalemlerine ilişkin istinaf sebeplerinin değerlendirilmesi mümkün değildir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A(13) son cümlesi gereğince, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 326/2. Maddesi ise, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır, şeklinde düzenlenmiştir.

Ancak eldeki davada davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup, arabuluculuk ücretinin haklılık durumuna göre taraflara paylaştırılması gerekirken ilk derece mahkemesince arabuluculuk ücretinin tamamından davalının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davacı yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince arabuluculuk ücretinin tamamından davalının sorumlu tutulması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,

yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2-5.087,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Aşan istemin reddine, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 347,49 TL harçtan peşin alınan 198,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 149,09 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen miktarı üzerinden 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın reddedilen miktarı üzerinden hesaplanan 4.080,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 242,80 TL harç ile 2.477,45 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.260,28 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK.

333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,10-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin tarafların haklılık durumuna göre 671,48 TL'sinin davalıdan; kalan 648,52 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;

a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerlerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve posta gideri 48,50 TL olmak üzere toplam 210,60 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1263, K. 2024/1633, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1263
Karar No
2024/1633
Tarih
7 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1266 K.2024/1637
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1268 K.2024/1710
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1272 K.2024/1705
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1280 K.2024/1652
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1290 K.2024/1868
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1293 K.2024/1881

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.