KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1397
- Karar no
- 2025/49
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/04/2021
- Numarası
- 2018/1147 Esas - 2021/510 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 16/01/2025
Karar Metni
2.850 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı şirketin yumurta ticaretiyle iştigal ettiğini, takip tarihi olan 08/08/2018 tarihine kadar davalıya yumurta satışı yapıldığını, davalı tarafından alınan yumurta bedellerinin düzenlenen fatura karşılığı ödendiğini, davacı tarafından haricen alınan bilgiye göre davalının mal kaçırma ve hileli devirler yapma çabasında olabileceğini, davacının vadesi gelmemiş alacakları mevcut olduğunu, alacağın tahsili için ... sayılı icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini,
yapılan itirazın takibi sürümcemede bırakmaya yönelik ve kötüniyetli olduğunu, belirtmiş, itirazın iptaline, davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında akdedilen 05/03/2015 tarihli sözleşmenin ödeme vadesi başlıklı bendi gereğince ödemelerin sözleşme kapsamında belirlendiğini, ödemelerin 80 gün vade ile davacı hesabına yapıldığı,
ödeme kayıtlarının incelenmesinde davacıya yapılan ödemelerin sözleşme çerçevesinde belirlenen ödeme vadelerine uygun olduğunu, 07.08.2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 10.08.2018 tarihinde 37.000,00 TL ödendiğini, icra takibinin sözleşmede belirtilen ihtar şartı yerine getirilmeden yapıldığını, sözleşmenin 8.2. maddesi "taraflardan biri işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, diğer taraf bu ihlali, ihlal eden taraf yazılı olarak ihbar edecektir.
İhbar tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ihlal giderilmediği takdirde, diğer taraf sahip olduğu talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeyi yazılı olarak feshedilebilir" hükmüne uymadan takip yapıldığını, takibin haksız ve usulsüz olduğunu belirtmiş, davanın reddine, davacı tarafın %20'den az olmamak kaydıyla haksız takip tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..11/11/2019 tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre; davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, 2018 yılında davacı şirketin satmış olduğu mallara karşılık 412.635,73 TL tutarında fatura kesildiği, faturalara karşılık 412.635,73 TL ödeme ve iade alındığı, davalının davacıya 07.08.2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 10.08.2018 tarihinde 37.000,00 TL ödeme yaptığı, ödemelerin süresinde yapılmadığı,
davacının icra takibinin başlatıldığı 08.08.2018 tarihinde 203.820,84 TL, 01.10.2018 dava tarihinde davalıdan 150.929,10 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından verilen 03/12/2020 tarihli bilirkişi raporu içeriğine göre; davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin kendi defterlerinde 08.08.2018 takip tarihi itibariyle 263.954,43 TL borç kaydedildiği, karşılığında 467.188,40 TL alacak kaydı yapıldığı, takip sonrasında davacıya toplamda 52.891,74 TL ödeme yapıldığı, davalının davacıya dava tarihi itibariyle 150.342,23 TL borcu bulunduğu, takip tarihinden itibaren 80 gün geriye gidildiğinde 20.05.2018 ve öncesine ait faturaların vadesinin gelmiş olduğu, davalının bu tarihte davacıya 202.233,97 TL borcu bulunduğu,
takibe karşılık ödendiği iddia edilen 87.861,16 TL'nin hangi faturalara ilişkin yapıldığı hususunda açıklamanın bulunmadığı, itirazın 86.449,65 TL üzerinden iptalinin istenebileceği mütalaa edilmiştir. Sözleşmenin 8.2. maddesinde "Taraflardan biri işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, diğer taraf bu ihlali, ihlal eden taraf yazılı olarak ihbar edecektir.
İhbar tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ihlal giderilmediği takdirde, diğer taraf sahip olduğu talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeyi yazılı olarak feshedilebilir" hükmüne yer verilmiştir. Anılan sözleşme hükmü ile ihbarın şekli ve feshin şartları düzenlenmiş olup, takip başlatılmasına engel bir halin varlığı söz konusu değildir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 101. maddesi "Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.
Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır" hükmünü, 102. maddesi "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir.
Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." hükmünü içermektedir. Bu yasal karinenin aksini iddia eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Ödeme belgelerinde herhangi bir açıklama bulunmadığına göre, davacının vadesi gelmiş alacağı varsa, ödemelerin bu vadesi gelmiş alacağa mahsuben yapıldığının kabul edilmesi gerekir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2. maddesinde "...fatura tarihinden itibaren 70 günü takip eden cuma günleri hesap kesimine göre oluşan tutar, takip eden çarşamba günü tedarikçinin yazılı olarak ...'e bildirdiği banka ve hesap numarasına banka havalesi/eft ile gerçekleştirilecektir." hükmüne yer verilmiştir.
Takibe konu faturalar ise 80 gün vadeli olarak düzenlenmiştir. Alınan bilirkişi raporu ile takip tarihinden 80 gün öncesinde davalının 202.233,97 TL borcu bulunduğu tespit edilmiştir. 08/08/2018 tarihinde başlatılan takibin öncesinde 50.000,00 TL (07.08.2018) ödeme yapıldığı, takip tarihi sonrası ve dava tarihi öncesinde ise 37.861,16 TL (10.08.2018), 1.030,58 TL (14.08.2018), 14.000,00 TL (24.09.2018) olmak üzere toplam 52.891,74 TL ödeme yapıldığı görülmektedir.
TBK'nın 102. maddesi uyarınca anılan 52.891,74 TL ödemenin takibe konu alacağa, 50.000,00 TL (07.08.2018) ödemenin ise muaccel olan fatura alacağına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir.
Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.Bu itibarla, 52.891,74 TL ödeme yönünden dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Davadan sonra kısmen ödeme yapılması halinde, dava tarihi itibariyle ödenmeyen kısım yönünden davanın kabulü ile bu kısmi ödemelerin icra aşamasında nazara alınmasına,
tamamının davadan sonra ödenmesi halinde davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir.Takibe konu borcun dava tarihinden sonra tamamen ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, 33.557,91 TL yönünden davanın konusu kalmamıştır.Takibe sebebiyet verdiğinden 2004 sayılı İİK'nın 15/1 ve 59/1 madde hükümleri gereğince harç, takip masrafları ve ücreti vekalet yönünden borçlu sorumlu olacağından, davacı alacaklı, bu kalemler yönünden itirazın iptalini ve takibin devamını istemekte haklıdır.
Bu durumda, konusuz kalan kısım yönünden davacının takip vekalet ücretini, haricen ödenen borç miktarına bağlı olarak talep hakkı bulunduğu gözetilerek, itirazın bu yönden iptali ile takibin devamına karar verilmesi gerekmiştir.
İtirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmayacağından, ödenen miktar göz önüne alınmaksızın bu kısım için de icra inkar tazminatına hükmedilemeyecektir.Alacağın varlığının dava tarihi gözetilerek belirlenmesi ve alacaklının dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre icra inkar tazminatına hükmedilmesi, dava ekonomisi ve yararlar dengesine de uygun düşecektir.
Dava konusu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı ve alacağın belirlenebilir olduğu anlaşıldığından, açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne; ... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itiraz için yapılan ödemeler nedeniyle 33.557,91 TL asıl alacak yönünden konusuz kalan davada esastan karar verilmesine yer olmadığına, anılan tutara isabet eden icra vekalet ücreti ile icra masrafları yönünden takibin devamına, aşan istem yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine,
asıl alacak olan 33.557,91 TL'nin %20 sine tekabül eden 6.711,58 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin icra takibinden haberdar olmadan (icra takibi 09.08.2018 tarihinde ,müvekkil şirkete ödeme tebligatı ise 16.08.2018 tarihinde yapıldığı) davacı şirket banka hesabına takipten önce 07.08.2018 tarihinde 50.000,00TL, takipten bir gün sonrada 10.08.2018 tarihinde 37.861,16 TL olmak üzere toplam 87.861,16 TL ödeme yaptığını, akabinde vadesi geldikçe diğer alacakların da vadelerine uygun olarak davacı şirket hesabına ödendiğinin ve davacının tüm hesabı kapandığını, bu hususun her iki taraf ticari defterleri ile de sabit olduğunu,
müvekkili şirketin 87.861,16 TL ödeme yapması akabinde müvekkili şirkete 16.08.2018 tarihinde ödeme emri tebligatı gerçekleştiğini, müvekkili şirkette takip konusu borcun tamamını tebliğden önce ödemiş olması nedeniyle “vadesi gelmiş herhangi bir borcunun olmadığından" bahisle takibe itiraz ettiğini, takip süreci ve takip tarihi ile birlikte takibe konu vadesi gelen 86.449,65 TL alacak göz önüne alındığında müvekkili şirket tarafından yapılan 07.08.2018 (50.000,00 TL) ve 10.08.2018 (37.861,16 TL) tarihli ödemeleri takibe konu edilen alacak için olduğunu,
davaya cevap dilekçesi ile birlikte ödemelerden haberdar olan davacının akabinde mahkemeye sunmuş olduğu cevaba cevap dilekçesi içeriği beyanları da incelendiğinde haklılıklarının açıkça ortada olduğunu, davacının dilekçelerinin hiçbirinde davacının aksi yönde herhangi bir beyanı da olmadığını, yapılan ödemelerin açıkça icra dosyası içeriği alacak olduğu tüm dosya kapsamı ile de açık olmasına,
detaydan uzak genelleme yapmak suretiyle hukuki gerekçeden yoksun ve denetlenmesi mümkün olamayacak şekilde rapor düzenlediğini , takip tarihi itibariyle 86.449,65 TL alacak talebinde bulunulabileceği yönünde beyanda bulunduğunu , bilirkişinin vade hesabının da hatalı olduğunu, sözleşmenin 5.2 maddesinde yazmasına rağmen müvekkili şirketin ödeme günlerini (her ayın 1,2,ve 3.Çarşamba günleri) göz önünde bulundurmadığı gibi bayram ve tatil günlerini de göz önüne almadığını, müvekkili şirketin Uluslararası firmalarının kullanmakta oluğu (SAP) sistemini kullanmakta olup sistemin,
vadesi dolan faturaya karşı hangi ödemenin hangi tarihte yapıldığına ve yapılan ödeme rakamı ile hangi faturanın kapandığına dair bir denkleştirme belge numarası ürettiğini, bilirkişinin yapılan işi ve çalışma modelini anlamamış olduğunun hazırlanan rapordan açıkça anlaşıldığını, takip dayanağı borca ilişkin yapmış olduğu 50.000,00 TL ve 37.861,16 TL tutarlı ödemelerin hangi faturaları kapattığına dair SAP sisteminde otomatik olarak oluşturulmuş olan denkleştirme belge numarasını içeren çizelgeyi sunduklarını, bütün ödemeler için aynı sistem geçerli olup,
bu şekilde tüm kayıtlar “yerinde inceleme şeklinde” sistem üzerinde incelendiğinde haklılıkları ortaya çıkacakken yerel mahkemece yerinde inceleme taleplerinin reddedildiğini, icra takibinin, sözleşmede belirtilmiş olan ihtar şartı yerine getirilmeden yapıldığını, yapılan takip haksız ve dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup bu yönden de kararı ortadan kaldırılması ile davacının davasının reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtları kapsamında müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkili şirketin davacıya olan tüm borcunu ödediğini,
müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında yer alan borcunu icra takibinden haberi olmadan takip öncesi davacı şirket hesabına ödemiş olması nedeniyle icra takibine itiraz etmiş olduğundan müvekkil şirketten harç, masraf ve vekalet ücreti talebinin yersiz olduğunu, ödeme emrini tebliğ tarihi olan 16.08.2018 tarihinde müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu olmadığı göz önüne alındığında müvekkil şirketin icra takibine itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu söylenemeyeceğini,
bu koşullarda müvekkili şirket aleyhinde takipten sonraki ödeme nedeniyle %20 inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının isabetli olmadığını beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1147 E., 2021/510 K.
Sayılı kararının yukarıda belirtilen yönlerden ortadan kaldırılması ile haksız ve hukuki dayanaktan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne 33.557,91 TL asıl alacak yönünden konusuz kalan davada esastan karar verilmesine yer olmadığına, anılan tutara isabet eden icra vekalet ücreti ile icra masrafları yönünden takibin devamına, aşan istem yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, asıl alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminata hükmedilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından,
davalı takip borçlusu hakkında ... sayılı takip dosyasında "vadesi gelen faturalara ilişkin cari alacak" sebebine dayalı olarak 86.449,65 TL alacağın tahsili istemiyle 08.08.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı, sözleşme hükmüne uymadan takip yapıldığını, icra takibine konu olan borcun ödendiğini savunmuştur.Taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup, 05.03.2015 tarihli satınalma sözleşmesinin "ödeme vadesi" başlıklı 5.2.maddesinde,
ürünlerin davalının satın alma şartlarına uygun olarak irsaliyeli fatura ile davalıya veya kararlaştırılmış başka bir teslim adresine ulaştığı yazılı olarak teyit edildikten sonra fatura tarihinden itibaren 70 gün takip eden Cuma günleri hesap kesimine göre oluşan tutarın, takip eden Çarşamba günü davacı tedarikçinin yazılı olarak davalıya bildirdiği banka ve hesap numarasına banka havalesi ile gerçekleşeceği düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222.
Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, usulüne uygun tutulan davacı defterlerine göre davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 203.820,84 TL alacaklı olduğu , dava tarihi itibariyle cari hesap alacağının 150.929,10 TL olduğu, bu borcun dava sürecinde 2018 yılında ödendiği;
davalı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, usulüne uygun tutulan davalı defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 203.233,97 TL alacaklı olduğu, davalının takip sonrasında davacıya toplamda 52.891,74 TL (37.861,16 TL+1.030,58 TL+14.000 TL) ödeme yaptığı, davalının kendi defterlerinde dava tarihi itibariyle davacıya 150.342,23 TL borcunun bulunduğu, dava tarihinden sonra borçlarını ödemeye devam ettiği ve 31.12.2018 tarihi itibari ile davacının alacağının tamamının ödendiği anlaşılmıştır.
Davalı ticari defter kayıtlarının SAP sistemi üzerinden incelenmediği yönünde istinaf isteminde bulunmuş ise de ödeme belgelerinde ödeme yapılan faturaya ilişkin açıklamaya yer verilmemesi ve davalının SAP sistemindeki verilere ilişkin denkleştirme belgesinin tek taraflı düzenlenmesi karşısında bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede ödeme vadesi 70 gün olarak belirlenmiş ise de davacı tarafından düzenlenen ve her iki tarafın defterinde kayıtlı olan faturalarda ödeme vadesi 80 gün olup,
03.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda da bu süre dikkate alınmıştır.Yine taraflar arasındaki yazılı sözleşmenin 8.2. maddesinde "Taraflardan biri işbu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, diğer taraf bu ihlali, ihlal eden taraf yazılı olarak ihbar edecektir.
İhbar tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ihlal giderilmediği takdirde, diğer taraf sahip olduğu talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmeyi yazılı olarak feshedilebilir" hükmüne yer verilmiş olup, anılan hüküm, sözleşmenin sona ermesine ilişkin ihbar şartına ilişkin olduğundan, ödenmeyen borç nedeniyle davacı tarafça takip başlatılmasına engel değildir.
Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki yazılı sözleşme kapsamında icra takibine ve davaya konu fatura içeriği ürünlerin teslim edildiği ihtilafsız olup, uyuşmazlık, ödeme nedeniyle borcun sona erip ermediği noktasında toplanmaktadır.Davalı takip tarihinden bir gün önce 07.08.2018 tarihinde yaptığı 50.000 TL ile takip tarihinden sonra 10.08.2018 tarihinde yaptığı 37.861,16 TL olmak üzere toplam 87.861,16 TL tutarındaki ödemelerin icra takibine konu borca karşılık yapıldığını savunmuştur.
Taraflar arasında uygulanan 80 günlük ödeme süresi dikkate alındığında dava ve takip konusu açık hesap alacağını oluşturan faturalar, 24.04.2018-17.05.2018 tarihleri arasındaki faturalar olup, davalı 20.04.2018 tarihinde dahi 151.433 TL davacıya borçlu durumdadır.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 100/1.maddesi " Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma yapılamaz" ;aynı yasanın 102. maddesi "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.
Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır." düzenlemesini içermektedir. Somut olayda dosyaya sunulu ödeme dekontlarında herhangi bir fatura açıklaması bulunmadığından TBK'nun 102. Maddesinin uygulanması gerekir.
Buna göre davalı tarafça 50.000 TL tutarındaki ilk ödemenin takip tarihinden önce olduğu dikkate alındığında davalının takipten sonra dava tarihinden önce 10.08.2018-14.08.2018-24.09.2018 tarihlerinde yaptığı toplam 52.891,74 TL (37.861,16TL + 1.030,58 TL + 14.000 TL) tutarındaki ödemenin TBK 102. maddesi gereği öncelikle takip konusu borçtan tenzil edilmesi gerekir.Takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan bu ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı gözetildiğinde takibe konu alacağın 52.891,74 TL'lik kısmı yönünden mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar
verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Davacının itirazın iptali istemine konu olan alacak miktarı 33.557,91 TL olup, bu miktarın da yargılama sırasında ödendiği gözetildiğinde konusuz kalan asıl alacak talebi yönünden mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı gibi davalı bu durumda icra vekalet ücreti ve icra masrafları ile sorumlu olduğundan davacının talebiyle sınırlı olarak mahkemece herhangi bir rakam zikredilmeksizin icra vekalet ücreti,
icra masrafları yönünden davalının itirazının iptaliyle takibin devamına karar verilmesi de isabetli olmuştur.
Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.İtirazın iptaline ilişkin davalarda uygulanması gereken İİK 67/2 maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesini içermektedir.
Somut olayda takip konusu açık hesap alacağı likit olup, davalı takibe itirazında haksız olduğundan konusuz kalan asıl alacak üzerinden mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1397, K. 2025/49, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama