KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Dosya no
- 2021/1686
- Karar no
- 2025/416
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2021
- Numarası
- 2019/207 Esas - 2021/425 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 27/03/2025
Karar Metni
2.903 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacısı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVADA DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ... Aş. ile davalı ... arasında 20/10/2010 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı şirket ile satıma konu sektörel ürünlerin ithal olması sebebi ile ürünlerin bedellerinin Amerikan Doları cinsinden ödeneceğini kararlaştırdıklarını ve anlaştıklarını, 06/03/2018 tarihinde kadar tüm ödemelerin Amerikan Doları faturası mukabilinde USD cinsinden ödemenin yapıldığını,
06/03/2018 tarih... numaralı ve 167.801,88 USD tarihinde davalı tarafından gönderilen mail ile aldıkları ürünlerin USD üzerinden fatura düzenlenmesini ancak ödemenin vadeli TL çeki karşılığı ödemek istediklerini ve kurda oynama olur ise hesaplaşıyor olacağız şeklinde taleplerinin olduğunu, davalının talebi üzerine 06/03/2018 tarihli kur üzerinden 21/05/2018 vadeli 641,506,59 TL çek alacağına mahsuben vekil edilen şirket tarafından alındığını, tarafların anlaşma gereği çekin vadesi geldiğinden ve tahsil edildiği takdirde tahsil tarihinden ki kurdan USD' ye çevrileceğini fatura bedelinin 167,801,88 USD den düşüleceğini,
vade tarihindeki ilgi çek tahsil edildiğini, tahsil tarihinden bir gün önce ...
Bankası Döviz Satış Kurundan USD'ye çevrilerek 143.411,11 USD tahsilat kayıtlarına girildiğini, bakiye alacağının 24.390,77 USD olduğunu tüm taleplerine rağmen davalının bakiye alacağını ödemediğini, mail yazışmalarından tarafların kabulünde ve davalı kendi beyanı ve taahhüdü altında olan TL cinsinden verilen çekin tahsili tarihinden kur farkı nedeniyle açık oluşması halinde oluşan farkı davalı tarafından ödenmediğini, davalı borçlunun fatura sonrası şirketten mal almaya devam ettiğini, akabinde fatura borcundan düşüleceğini, bakiye kalması halinde ise davalı tarafından iş bu fark tutarının ödeneceğini,
iş bu anlaşmaya istinaden 06/03/2018 Tarih... numaralı ve 167.801,88 USD bedelli faturaya ait bakiye alacağın davalı tarafından ödenmediğinden... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, malların karşılığında karşılığında USD cinsinden düzenlenen faturaları mal almaya devam ettiğini, davaya konu icra takibinde 06/03/2018 tarih ... numaralı ve 167.801,88 USD bedelli faturanın dayanak olarak gösterildiğini, işbu faturaya dayalı kurdaki oynama nedeni ile 24.930,77 USD alacaklarının ve işbu asıl alacağa işlemiş olan 1.345,60 USD faiz yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına,
davalının ... sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın asıl alacağına ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.735,93 USD yönünden iptalini ve bu miktar yönünden takibin devamına ve davalı borçlunun % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı şirket... dosyası ile ... fatura no'u 06.03.2018 tarihli 167.801,88 USD tutarlı faturaya ilişkin olarak ilamsız icra takibi yapmış ve bu ilamsız icra takibine bu faturaya ilişkin olarak müvekkil davalı şirketçe 21.05.2018 tarihinde bu fatura bedeli ödendiğinden bahisle takibe borca faize ve tüm ferilerine itiraz edilerek takip durdurulmuştur.
Dolayısıyla bu faturaya ilişkin olarak müvekkilimiz borcu ödemiş olduğundan davacıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır.
Bu durum davalı ile davacı şirketin ticari defter kayıtları incelendiğinde açıkça ortaya çıkacaktır.Bu nedenle öncelikli olarak bu davanın bu faturaya ilişkin olarak takipten kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu gerekçesiyle reddi gerekmektedir. ... sayılı dosyası ile tarafımıza tebliğ olan icra emrinde takibe 06.03.2018 tanzim 20.05.2018 vade tarihli... fatura nolu 167.801,88 USD bedelli faturanın 29.990,80 USD tutarındaki kısmı işbu icra takibine ve işlemiş/işleyecek faiz hesabı dayanak gösterilmiştir.
Oysaki bahse konu fatura ile ilgili olarak ödeme yapılmış herhangi bir bakiye alacak kalmamıştır. Kaldı ki davacı da icra takibinde asıl alacak 29.990,80 USD olarak açılmışsa da davacı harca esas değeri 24.390,77 USD olarak talep etmiştir. yani ilamsız icra takibine dayanak olarak talep edilen tutara dair kesilmiş herhangi bir fatura dahi söz konusu değildir.
Bu yönüyle de davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın usul ve esastan reddi ile % 20 kötüniyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili...
Aş. ile davalı ... arasında 20/10/2010 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı şirket ile satıma konu sektörel ürünlerin ithal olması sebebi ile ürünlerin bedellerinin Amerikan Doları cinsinden ödeneceğini kararlaştırdıklarını ve anlaştıklarını,06/03/2018 tarihinde kadar tüm ödemelerin Amerikan Doları faturası mukabilinde USD cinsinden ödemenin yapıldığını, 06/03/2018 tarihinde davalı tarafından gönderilen mail ile aldıkları ürünlerin USD üzerinden fatura düzenlenmesini ancak ödemenin vadeli TL çeki karşılığı ödemek istediklerini ve kurda oynama olur ise hesaplaşıyor olacağız şeklinde taleplerinin olduğunu,
davalının talebi ile varılan anlaşma gereği verilen TL çekinin vadesi geldiğinde tahsil edilerek USD'ye çevrileceğini ve akabinde fatura borcundan düşüleceğini, bakiye kalması halinde ise davalı tarafından iş bu fark tutarının ödeneceğini, iş bu anlaşmaya istinaden 06/03/2018 Tarih ... numaralı ve 167.801,88 USD bedelli faturaya ait bakiye alacağın davalı tarafından ödenmediğinden ... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini,
iş bu takibe davalı tarafından haksız itirazı nedeni ile taraflarınca İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/207 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini ve hukuki bağlantı olması sebebi ile dava dosyasının İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/207 E. Sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve davanın kabulü ile davalı şirkete olan takibe konu olmamış 5.600,03 USD borcunun faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı davaya cevap sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup,
tarafların delilleri toplanarak denetime uygun olan dosyada mübrez olan mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak,Taraflar arasındaki akdi ilişkiye istinaden davacı tarafından 06.03.2018 tarihinde davalıya sattığı ürünler karşılığı 167.801,88 USD bedelli faturanın düzenlenerek davalıya göndermiş olması; bu faturadan kaynaklanan davalı borcunun TL karşılığı 641.506,59 TL olarak, her iki tarafın kayıtlarına alınmış olması; her iki tarafın kayıtlarında, davalı tarafından davacıya 21.05.2018 vade tarihli 641.506,59TL çek verilerek faturada yazan bedelin ödenmiş ve aralarındaki cari hesap kapanmış olması;
her iki tarafın defterinde de davacının davalıdan vade farkı alacağı bulunduğu yönünde bir kaydın bulunmaması; davacı tarafından davalıya "kur farkı bedeli" faturası kesilmemiş olması; taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir anlaşmanın yapıldığı hususunun e-mail yazışmalarından anlaşılamaması, davacının delil olarak dayandığı e-mail mesajındaki ifadenin muğlak olması.
Durumları birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan, iddia ve talep ettiği gibi kur farkı alacağı bulunmadığı; kur farkına ilişkin aralarında yapılmış bir anlaşma veya teamül bulunmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu,bu alacak kaydının dayanağının davacı tarafça ortaya konulamadığı, sunulan cari hesap hareketlerinin ve delillerin bu anlamda kur farkı alacağını kanıtlamaya yeterli olmadığı, davacının kur farkı alacağını sadece kendi nezdinde tutuğu cari hesap hareketlerine dayandırdığı, buna ilişkin fatura ve belgelerin sunulmadığı anlaşıldığından kur farkı alacağının kanıtlanamadığı,
davacı taraflar arasındaki ticari ilişkide kur farkı uygulanacağına ilişkin yazılı bir anlaşma veya taraflar arasında fiili ve sürekli bir uygulamanın varlığının kanıtlanamadığı, TBK 99. maddesi uyarınca, ülke parası dışında bir para birimi ile ödeme kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadığı takdirde, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde alacaklı aynen veya vade yada fiili ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ödeme talep edebilir ise de, davacı taraf ödemenin ülke parası dışında para birimi ile yapılacağını kanıtlayamadığından asıl davanın ve birleşen davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı-borçlunun 06.03.2018 tarihli dosyada mübrez mailden de anlaşılacağı üzere;
işbu fatura bedelini usd yerine tl cinsinden çek düzenlenmek sureti ile ve "tl çeki vereceğiz, vade geldiğinde kurda oynama olur ise hesaplaşıyor olacağız" şeklindeki ihtirazi kayıtla anlaşma ile çek vadesinde kurda değişiklik olması halinde (kurdaki olası bir artış neticesinde fark hususunda hesaplaşmayı kapsamakta) aradaki kur farkı yönünden hesaplaşma yoluna gidileceği kabul edildiğini, akabinde işbu mail ile fiili tahsilat tarihinde kur farkı nedeni ile oluşacak farkın ödenmesi kaydı dahilinde,
davalı- borçlu yanın isteği ve olası kur artışından doğacak açığın ödemesi kaydıyla aynı gün 06.03.2018 tarihli kur üzerinden 21.05.2018 vadeli 641.506,59 tl çek alacağa mahsuben davalı şirket tarafından alındığını, tarafların anlaşması gereği çekin vadesi geldiğinde ve tahsil edildiği takdirde tahsil tarihindeki kurdan USD'ye çevrilerek fatura bedeli olan 167.801,88 usd'den düşüleceği konusunda anlaşma sağlandığını, vade tarihinde söz konusu çek tahsil edilmiş ve tahsil tarihinden bir gün önceki merkez bankası döviz satış kurundan USD'ye çevrilerek 143.411,11 USD tahsilat kayıtlara girildiğini,
işbu faturadan kaynaklı kur farkı nedeniyle oluşan bakiye alacağının asıl davada 24.390,77 USD, birleşen davada ise 5.600,03 USD olmakla tüm taleplerine rağmen bakiye alacağının ödenmediğini, öncelikle bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu,
delil olma ve ispat kuvvetine sahip olduğu açıkça tespit edilmiş olup taraflar arasındaki cari hesap yabancı para cinsinden olması ve davacı şirketin cari hesabında, kur farkından kaynaklanan dava konusu alacak kayıtlı olmasına rağmen Türk Lirası cari hesabının dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve mahkemece TL çeki ile cari hesabın kapandığı ve taraf defterlerinde kur farkı alacağı yönünde bir kaydın bulunmadığı gerekçesi usul ve yasaya aykırı olduğunu,
taraflar arasındaki ticari ilişki yurt dışından temin edilen malların yabancı para cinsinden fatura düzenlenerek davalıya satılmasını içerdiğinden ve davalının da itirazı olmadan işbu faturaları ticari defter ve kayıtlarına işlediğinden taraflar arasındaki cari hesap ekstresi de yabancı para cinsinden tutulduğunu, nitekim dosyadaki mübrez cari hesap incelendiğinde davalı ile olan ticari ilişkide USD bedeli üzerinden anlaşma sağlandığı ve buna göre ödemelerin USD olarak yapıldığının kararlaştırıldığı,
ayrıca davaya konu 167.801,88 USD bedelli fatura borcuna karşılık davalı tarafından TL cinsinden verilen çeke ilişkin olarak faturanın düzenlenme tarihi ile çekin vade tarihi arasında kur farkı oluşması halinde vade tarihindeki kura göre hesaplama yapılacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle ...B. döviz satış kuru belirlenip düzenlenme tarihi ile ödeme günü arasındaki kur farkı alacağı davacı şirket defter ve kayıtlarına işlendiğini ancak bilirkişilerce,
davacı şirket tarafından tutulan yabancı para cinsinden cari hesabından değil deTL cari hesabının dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve mahkemece işbu raporun hükme dayanak yapılmasının hatalı olduğunu, gerçekten de davacı şirketin yabancı para cinsinden tutulan cari hesap dökümü incelendiğinde çek ile yapılan 641.506,59 TL'lik ödeme o günkü mb kuru ile dövize çevrilerek cari hesaba 143.411,11 USD ödeme olarak kaydedilmiş dolayısı ile 167.801,88 USD bedelli fatura ile çekin tahsil gününde yapılan 143.411,11 USD ödeme arasında 24.390,77 USD kur farkı alacağı meydana geldiğini,
birleşen davada talep edilen 5.600,03 USD lik alacağın da aynı bu faturada olduğu gibi diğer fatura bedellerinin eksik tahsili nedeni ile bakiye alacak olduğunu, davacı şirketin döviz cinsinden cari hesap dökümünde davalıdan 29.990,80 USD alacaklı olduğu açıkça gözükmekte davacı şirket kur farkına ilişkin bu alacağı tahsil edememesi nedeniyle yasa gereği kur farkı faturası da kesilmediğini ancak bilirkişilerin davacı şirkete ait TL cinsinden cari hesap dökümünü inceleyerek herhangi bir alacağının bulunmadığını belirtmesi hukuka aykırı olduğunu,
nitekim TL cari hesap ekstresinde 163.278,91 tl alacağı gözüktüğü gibi döviz cinsinden cari hesap ekstremiz incelendiğinde de 29.990,80 USD alacağının bulunduğunun görüleceğini, bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin dikkate alınarak değerlendirme yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, döviz cinsinden düzenlenen faturaya dayalı olarak kur farkının talep edilebilmesi için fatura düzenlenme şartı bulunduğunu, davalının taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince döviz cinsinden düzenlenen önceki faturaları defterlerine işlediği gibi dava konusu alacağın kaynağı olan 167.801,88 USD'lik faturayı defterlerine işlediğini,
işbu nedenle taraf defterlerindeki kaydın döviz cinsinden yapılması ve ticari ilişki kapsamında USD cinsinden ödemelerin de bulunması nedeniyle davanın kabulü gerektiğini, davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen mail içeriğinde kur farkına ilişkin bir anlaşma yapıldığının açıkça görülmesine rağmen mahkemece "mail içeriğindeki ifadenin muğlak olduğu ve bu nedenle taraflar arasında yapılan bir kur farkı anlaşmasının olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi yasaya ve hukuka aykırı olup davalı vekili lehine hükmedilecek nispi vekalet ücreti dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerekir iken,
yerel mahkemece karar tarihindeki kur üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava, bayilik sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacak bakiyesinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, birleşen dava ise aynı faturadan kaynaklanan alacak bakiyesinin tahsili istemiyle açılan alacak davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para cinsinden yapılıp yapılmadığı,
davacıya verilen çekin hangi tarihteki kur üzerinden USD'ye çevrileceği, yapılan ödemelerle borcun sona erip ermediği noktasındadır.Taraflar arasında 20/10/2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalanmıştır.Davacı tarafından, davalıya 06/03/2018 tarih ve 167.801,88 USD(641.506,59 TL) bedelli fatura düzenlenmiştir.
Bu faturanın ödenmesi amacıyla davalı tarafından, davacı lehine 21/05/2018 tarihinde 641.506,59 TL bedelli çek keşide edilmiş ve bu çek 21/05/2018 tarihinde tahsil edilmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında, "167.801,88 USD bedelli faturanın 29.990,80 USD tutarındaki kısmı" sebebine dayalı olarak 29.990,80 USD asıl alacağın 1.654,01 USD işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 10/01/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 24.390,77 USD asıl alacak ve 1.345,16 USD işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline; takibe konu edilen kısmın bakiyesi 5.600,03 USD yönünden alacağın tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki asıl ve birleşen dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş,
açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre, takip konusu faturaya kadar taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para cinsinden yapıldığı, davacının 167.801,88 USD bedelli faturasının 641.506,59 TL olarak davalı kayıtlarına alındığı, davalı tarafından davacıya 641.506,59 TL tutarlı çek verildiği,
her iki tarafın ticari defterlerinin bu şekilde mutabık olduğu görünmektedir.Davacı tarafça çek tahsil tarihindeki kur üzerinden USD'ye çevrilerek bu fatura alacağından mahsup edilmek suretiyle 29.990,80 USD talep edilmektedir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99. maddesi, "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç,
ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklindedir.Anılan yasa hükümlerine göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen yabancı para borcunda seçim hakkı borçluya ait olup, borçlu dilerse borcunu aynen ifa ederek, dilerse ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirasıyla ödeyerek borçtan kurtulabilir.
Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde ise seçim hakkı alacaklıya geçer. Bu durumda alacaklı alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk Lirasıyla ödenmesini isteyebilir.TBK'nın 99/2. Maddesi uyarınca borçlunun borcu Türk Lirası olarak ödemeyi seçmiş olması halinde, borcun vadesinde ödenmeyen ve/veya varsa borcun vadesi gelmeyen kısımları bakımından, kalan borç bakımından alacak Türk Lirasına dönüşmez ve alacaklının TBK'nın 99/3.
Maddesinde düzenlenen seçimlik haklarına herhangi bir halel gelmez. Alacaklının faturaları yasa gereği olarak Türk Lirası karşılıklarını göstererek düzenlemesi ve borçlunun vadesinde yaptığı ödemelerini Türk Lirası üzeriden yapmış olması kararlaştırılan satış bedelinin Türk Lirasına döndüğünü göstermez. Ancak, seçim hakkı alacaklıya geçtikten sonra yapılan Türk Lirası ödemenin kabul edilmesi halinde, artık alacak yabancı para cinsinden talep edilemez.
Bu halde kur farkı gündeme gelecektir.Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir.
Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir.Ayrıca çek bir ödeme aracı olup, çekle ödemenin söz konusu olduğu durumlarda çekin döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir.
Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değildir.Taraflar arasında kur farkı istenebileceğine dair bir sözleşme bulunmamaktadır. Ayrıca bu yönde bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir.
Davacı tarafça her ne kadar, 06/03/2018 tarihinde davalı tarafından gönderilen mailde "TL çeki vereceğiz vade geldiğinde kurda oynama olur ise hesaplaşıyor olacağız" şeklindeki ifade ile davalı tarafça kur farkının kabul edildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu maili gönderen davalı şirket çalışanının kur farkı ödemesini kabule yetkili olduğu ispatlanamamış olup, bu çalışanın "müşteri finans sorumlusu" olmasının da ispata elverişli olmadığı nazara alındığında söz konusu mailin davalıyı bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Bu haliyle davacının kur farkı talep edebilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça, yabancı para cinsinden açılan davalarda hükmedilecek vekalet ücretinin dava konusu yabancı para alacağının dava tarihi itibariyle ...
Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanması gerekirken ilk derece mahkemesince davalı vekili lehine karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülmüştür.
Ancak, kararın kaldırılması halinde Dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı yararına hükmedilecek vekalet ücreti, ilk derece mahkemesince hükmedilen tutardan fazla olacağından davacı vekilinin ileri sürdüğü bu husus kaldırma sebebi yapılmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1686, K. 2025/416, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama