KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/2055
- Karar no
- 2025/556
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2021
- Numarası
- 2020/528 Esas - 2021/619 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 28/04/2025
Karar Metni
1.581 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, davalı ile sürekli ticari bir alışverişin bulunduğunu, bu alışverişlerin tamamının davacının defter ve belgelerinde yer aldığını, davalının borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, % 20 oranında icra inkar tazminatı ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı taraf ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davacıya karşı üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, takibin haksız olduğunu savunarak davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacının ticari defterlerinin sahibi lehinde delil vasfına haiz olduğu, davalının envanter defterinin ibraz edilmediğinden ve yevmiye defterinin kapanış noter tasdikinin olmadığından davalı defterlerinin sahibi lehinde delil vasfı olmadığı ancak aleyhe olan kayıtların delil niteliğinde olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle davacının 275.686,26 TL davalıdan alacaklı göründüğü, davalının ticari defterlerine göre ise davalının 251.551,74 TL davacıya borçlu göründüğü,
davacının takipte talep ettiği alacağının dayanağı e-arşiv faturaya, davalının süresi içinde itiraz etmediği tespit edilmekle fatura içeriklerinin kesinleştiği, davacının takibe konu alacağının dayanağı olan faturalardan 02.06.2020 tarihli ...
14.790,02TL tutarlı fatura dışında tümünün davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu hükme elverişli mali rapordan anlaşılmakla davacı tarafça takibe konu alacak ispatlanmış olduğundan davacının takipte 150.000,00 TL asıl alacak talebinde bulunduğu dikkate alındığında taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü ile takibin 150.000 TL üzerinden devamına, asıl alacak 150.000 TL'ye takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 30.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı asile yapılan, dava dilekçesi ve tensip zaptını içerir tebligatın usulsüz olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının takip talebinde dayandığı borç ve borcun sebebi ile bağlı olduğunu, takip dosyasında ve hatta davacının dava dilekçesinde dahi yer verilmeyen faturaların dava dosyasına sunulmasına muvafakati bulunmadığını ayrıca ve açıkça bildirmelerine rağmen Mahkeme'nin, mezkur delilleri dosya içerisine alması sonucu işbu delillerin bilirkişi raporuna ve hatta hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olup,
Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın varlığından söz edilemeyeceği gibi likit olduğundan da bahsedilemeyeceğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin de hukuki temelden yoksun olduğunu, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemece verilen karar, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilen bir karar olduğundan, istinaf itirazları doğrultusunda kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca, davacı tarafın,
ispat dahi edemediği soyut ve mesnetsiz iddialara dayalı bir alacağı takibe konu etmesinin açıkça kötü niyet göstergesi olup, davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın ispatlanıp ispatlanmadığı, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 150.000 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 09.07.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03.06.2022 tarihli ve 2021/1 Esas-2022/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere itirazın iptali davası icra takibine itiraz üzerine takibin devamını sağlamaya yönelik bir dava olsa da yeni bir dava olması sebebiyle dava dilekçesinin asile tebliği gerekir. Borca itiraz eden vekile tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanamaz.
İcra takibinde itirazı yapan vekilin açılan itirazın iptali davasında vekil olarak kendiliğinden kabulü mümkün olmadığından somut olayda dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edilmesinde usule aykırılık yoktur. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.02.2020 tarih 2017/2076 Esas ve 2020/117 Karar sayılı kararında; itirazın iptaline ilişkin açılan davalarda ispat yükünün davayı açan alacaklıda olduğu, itirazın iptali davasında ispat edilecek olan hususların, icra takibine ve borçlunun itirazına konu alacağın sebebinin itirazın iptali davası için değiştirilme olanağının bulunmadığı,
alacaklının takipte dayanmadığı belgeler dışındaki belgelere dayanamayacağı vurgulanmıştır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK 2017/1534 E. 2018/633 K) Somut olayda davacı tarafça başlatılan icra takibinde alacağın kaynağı cari hesap alacağı olarak belirtilmiş olup, takip talebine ilgili muavin defteri dökümü eklenmiştir.
Muavin defter dökümünde yer alan cari hesap alacağının, davalı hakkında tanzim edilen faturalardan oluştuğu gözetildiğinde anılan faturaların dosyaya sunulmasında ve bilirkişi incelemesine konu edilmesinde usule aykırılık yoktur.Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre davacının kaydi alacağı, toplam bedeli 277.057,33 TL olan 8 adet faturadan kaynaklanmakta olup, usulüne uygun davacı ticari defterlerine göre davacı, takip tarihi itibariyle davalıdan 275.686,26 TL alacaklı durumdadır.
Davalı ticari defterlerinde ise 4.790,02 TL tutarlı fatura dışında davacı tarafından tanzim edilen 7 adet fatura kayıtlıdır.
Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlığın, tarafların 2020 yılı açılış miktarının farklılığı, davalının defterlerinde olup davacının defterlerinde olmayan 22.000 TL'lik dayanak belge sunulmayan ödeme, davacının defterlerinde mükerrer olarak kayda alınan 1.864 TL'lik tutar ve davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 4.790,02 TL tutarlı fatura nedeniyle meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davalı, davacının açık hesap alacağına konu olan faturalardan bir fatura hariç diğer faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine ve usulüne uygun tutulmayan defterlerine göre davacıya 251.551,74 TL borçlu durumda olduğuna göre kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekmekte olup, davalı buna dair herhangi bir delil sunmuş değildir.
Bu durumda davaya konu icra takibinin 150.000 TL üzerinden başlatıldığı da gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalının bu yöne ilişen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Diğer yandan İİK'nın 67/2.
Maddesinde, ''bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur.
Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu cari (açık) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle hükmedilen alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur.
Öte yandan davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olmadığı anlaşılmakla davalı yararına kötüniyet tazminatı koşullarının da oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalının bu yönlere ilişen tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/2055, K. 2025/556, 28 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama