KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/215
- Karar no
- 2024/662
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/11/2020
- Numarası
- 2018/265 Esas - 2020/669 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 07/05/2024
Karar Metni
2.264 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari faaliyetler neticesinde alacak verecek ilişkisinin doğduğun, davalının, davacı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla ... çek numaralı 26/07/2017 keşide tarihli 110.000,00TL bedelli ve ... çek numaralı 05/08/2017 keşide tarihli 168.417,25TL bedelli çeklere dayanarak kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, ancak davalı tarafın dayanağı olan kambiyo senetleri üzerindeki imzaların davacı yetkilisi ...'na ait olmadığını,
her ne kadar aralarında ticari faaliyetin gerçekleşmiş olması sebebiyle davacı şirketin davalı şirkete borcu bulunuyor olsa da bu borcun İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına dayanak olan kambiyo senetlerinden doğmamakta olduğunu, aralarındaki borcun haricen bir borç olup herhangi bir kambiyo senedine dayanmadığını, ilgili borç için davalı tarafın başlatabileceği takibin ilamsız takip olduğunu, çünkü bu kambiyo senetleri ile davacının bir ilgisi olmaması sebebiyle çeklerden ötürü kendisinin bir borcu da bulunmadığını, takibin haksız olduğunu beyanla,
davacının imzası olmaması nedeniyle çeklerle ilgili davalıya bir borcu olmadığının tespit edilmesine, icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çeklerin davacı-borçlu şirkete satılan ... karşılığında teslim alındığını ve faturalı çekler olduğunu, davalı şirketin dava konusu çeklerin meşru ve iyi niyetli hamili olduğunu, davalının hayvancılık işi ile birlikte et alım satımı yapan bir şirket olduğunu, dava dilekçesinde de açıkça ikrar edildiği gibi davacı şirketin davalıdan almış olduğu ... etlere karşılık 2 adet çeki keşide ederek davalı şirkete verdiğini,
davalı şirketten kaskas et alan davacı şirkete dava konusu çeklere karşılık davalı şirket tarafından 19/06/2017 tarihli 168.417,25TL bedelli ve 21/06/2017 tarihli 111.857,75TL bedelli faturaların tanzim edildiğini, iptali talep edilen icra takibinin borçlu şirket tarafından huzurdaki dava açılmadan 8 ay önce hiçbir itiraza uğramadan kesinleştiğini, imzası inkar edilen çeklerin üzerindeki imzaların davacı şirketin tek yetkilisi olan ...'nun öz kardeşi ...'na ait olduğunu, mal alımlarında ve piyasada kendisini şirket yetkilisi olarak tanıdan dava dışı ...'nun dava konusu çekleri davalı şirkete temsil eden kişi olduğunu,
davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarında tek yetkilisi olarak görünen ...'nun çekleri piyasaya sürerken imzaları planlı bir şekilde öz kardeşi ...'na attırdığını, davacı tarafından dava konusu çekler hakkında savcılık şikayeti bulunmamakla birlikte, ticaret mahkemelerinden alınmış bir ödeme yasağı kararı da bulunmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirkete aynı imzalarla hiçbir itiraza uğramadan ödenmiş başkaca çekler bulunduğunu, dava konusu çekler üzerinde imza atan şirket yetkilisinin kardeşi olan dava dışı ...'nun çeklere attığı imzanın davacı şirketi bağlamadığını,
davacı şirket yetkilisi ile kardeşi hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilikten dolayı savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, huzurdaki davanın icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış haksız ve hukuka aykırı bir dava olduğunu beyanla, davanın reddini, davacının %20den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen çekler nedeniyle çeklerdeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesiyle borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
Dava dilekçesinde davacı şirketin davalı şirket ile ticari ilişkisinin bulunduğu ve bu ticari ilişki sebebiyle davacı şirketin davalı şirkete borçlu bulunduğu ikrar edilmiştir.
Davacı tarafça çekler üzerindeki imza inkar edilmiş ise de; gerek davacının 29/05/2019 tarihli celsedeki beyanları gerek davalı vekilinin aşamalardaki çeklerin davacı şirket yetkilisi ...'nun kardeşi ...na ait olduğuna ve daha öncesinden de aynı şahsın imzaladığı çeklerin davacı şirketçe ödendiğine ilişkin beyanları ve de gerekse davacı şirketin yetkilisi olan ...'nun kardeşi ...'nun alınan ifadesinde davacı şirketi kardeşi ile birlikte idare ettiklerini fiilen işlerle kendisinin ilgilendiğini, şikayetçi (dosyamızdaki davalı) şirket ile açık hesap çalıştıklarını ancak şikayetçi şirketin çek istediğini,
şikayete konu çekleri bizzat imzalayıp verdiğini belirtmiştir. Tüm bu nedenlerle davamıza konu çeklerin davacı şirket yetkilisinin kardeşi ... tarafından imzalandığının sabit olması nedeniyle imzaların davacı şirket yetkilisi tarafından atılıp atılmadığı hususunda inceleme yaptırılmamıştır.
Davaya konu çeklerin davacı tarafın ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olup olmadığı ve davacı şirketin davalı şirkete borcunun bulunup bulunmadığı yönünde Kocaeli ATM'ye talimat yazılmasına, yine davalı şirket defterleri üzerinde inceleme yapılması hususunda da Elazığ AHM'ye talimat yazılmasına karar verilmiş ancak davacı tarafça söz konusu talimatlar için gerekli giderin yatırılmadığı görülmüştür.
Davacı şirketin yetkilisinin ... olduğu ancak şirketi fiilen kardeşi ...'nun idare ettiği, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğu ve bu ticari ilişki sebebiyle davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu, bu hususun dava dilekçesinde de ikrar edildiği, söz konusu borç sebebiyle şirketi fiilen idare eden ... tarafından davaya konu çeklerin imzalanarak davalı şirkete verildiği,
dosyaya yansıyan beyanlar, savcılık soruşturmasında verilen ifadeler dikkate alındığında davacı şirket yetkilisinin ticari işletmesinin faaliyetlerini kardeşi aracılığıyla gördüğü kanaatinin mahkememizde oluştuğu, ayrıca çek koçanlarını kardeşine vermek suretiyle onun çek kesmesine zımni olarak muvafakat ettiği, yine davaya konu çekler dışında başkaca çeklerin de ... tarafından imzalanıp davalı şirkete verildiği ve bu çeklerin davacı şirket tarafından ödendiği, bu hususun da davacı şirketin yetkilisinin söz konusu çeklerden haberdar olduğu ve bu çeklerin kardeşi tarafından imzalanmasına muvafakatinin bulunduğunun göstergesi olduğu,
tüm bu nedenlerle davacı şirketin gerek cari hesap alacağı gerekse bu cari hesap alacağı için düzenlendiği anlaşılan çekler sebebiyle davalı şirkete borçlu olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın şirket yetkilisinin çeki imzalamadığını açıkça bilmesine rağmen çeklerin alındığını, davalı tarafın dava konusu çeklerin şirket yetkili ile herhangi bir çıkar veya ilişkisi olmadığını baştan beri bildiğini, bu geçici kararın çek imzalarının ... tarafından atıldığı iddiası üzerine davalı tarafça alındığını, davacı şirket temsilcisinin davalının borçlu olup olmadığını bilmediğini, ancak ilk derece mahkemesinin davanın reddi için gerekli tüm argümanları topladığını ve bazı konularda kendi kanaatine vardığını, nasıl karara varıldığını bilmediklerini,
yerel mahkemenin kararını incelediklerinde bu durumun açıkça görüldüğünü, ... ile sanık arasında bir takas olmuş olmasının muhtemel olduğunu, ancak mahkemenin bu ticareti bir şirketmiş gibi yorumladığını ve soyutlama ilkesini tamamen göz ardı ederek kambiyo senetlerinde soyutlama ilkesine aykırı karar verdiğini, ...'nun bu çekler karşılığında ne aldığına ya da ne yaptığına dair hiçbir bilgilerinin bulunmadığını, işleme esas olan çeklerin müşteri firma yetkilisi ... tarafından düzenlenmediğini, sanığın cevap dilekçesinde bunu itiraf ettiğini, kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi olduğunu,
bu kuralın kanun koyucu tarafından güvenlik önlemi olarak düzenlendiğini, gerekçesinin ise bir kağıt parçasına maddi anlamda ciddi bir değer yüklenmesi olduğunu, olayda müvekkili şirket yetkilisi olmayan bir kişinin şirket adına çek düzenleyerek şirketi borçlu konumuna sokması durumunun bulunduğunu, söz konusu çekin yetkili kişi tarafından düzenlenmemesi sebebiyle şekle aykırı olduğunu ve müvekkili şirketin işbu çeklere dayanan icra takibinde borçlu olması kararının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin olayda sabit olan hususları göz ardı ederek davanın reddine karar verdiğini,
kararda davaya konu çeklerin şirket yetkilisi olmayan kişi tarafından düzenlendiğinin sabit olduğunun belirtildiğini, bu durumun kendi haklılıklarını ortaya koymakta olduğunu, davaya ve haksız icra takibine konu çeklerin yetkili kişi tarafından düzenlenmediğini, dava konusu çekler ve haksız icra takibi yetkilisi kişi tarafından düzenlenmediğini, kararda söz konusu çeklerin şirket yetkilisi olmayan bir kişi tarafından düzenlendiğinin tespit edildiğinin belirtildiğini, bu durumda müşteri şirketin memuru olmayan bir kişinin şirket adına çek düzenlemesi ve şirketi borçlu durumuna getiren bir durumun mevcut olduğunu,
yerel mahkeme kararında dava konusu çeklere ilişkin davalı şirketin defterlerinin incelenmesine ilişkin Elazığ Yargıtay'ına talimat verilmesine karar verildiğini, kıymetli evraklarda soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, yerel mahkemenin hatalı tespitlerde bulunarak dava açma amacının dışına çıkarak hukuka aykırı bir karar verdiğini, somut olayda davacı müvekkilinin imza konusunda herhangi birine sözlü yetkilendirmesinin bulunmadığını, bu nedenle çekteki imzaya kabulünün olduğunun söylenemeyeceğini, normal işleyişte ticari faaliyet sonrasında faturalı malın gelip ödemesinin yapıldığını,
ancak dava konusu somut olayda bu duruma ilişkin davacı şirket yetkilisinin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, bilgisi ve yetkilendirmesi olmayan bir konuda sorumluluğu olabilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirket yetkilisinin işbu çeklere ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava; kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda; davalı alacaklı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında davacı şirket aleyhine ... nolu 26/07/2017 tanzim ve 26/07/2017 vade tarihli 110.000,00 TL bedelli ve ... nolu 05/08/2017 tanzim ve 05/08/2017 vade tarihli 168.417,25 TL bedelli çekler dayanak gösterilmek suretiyle 278.417,25 TL asıl alacak, 1.632,53 TL işlemiş faiz, 835,25 TL komisyon ve 27.841,73 TL çek tazminatı olmak üzere toplam 308.726,764-TL'nin tahsili için kambiyo senetlerine özgü icra takibine başlandığı, davacı tarafın itiraz etmemesi üzerine takibin kesinleştiği ihtilafsızdır.
Davalı tarafın şikayeti üzerine başlatılan soruştuma sonucunda açılan Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/15 Esas-2023/63 Karar sayılı dosyasında yapılan ceza yargılamasında Sanıklar ... ve sanık ..'nun iştirak halinde imzaya yetkili olmayan ...'ın düzenlediği çekleri katılan şirkete verdikleri,
daha sonra borcu ödememek için imzaya ve borca itiraz ederek katılan şirketi zarar uğratmak suretiyle gerçekleştirdikleri eylemleri TCK'nun 158/1-f maddesinde düzenlenen Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kanaatine varılmış ve dolandırıcılık eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı kanaatine varılarak sanıkların cezalandırılmasına karar verilmiş ancak mahkumiyet hükmünün henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.Davacı vekilince, dava konusu çeklerin üzerindeki imzanın davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili ...'na ait olmadığını,
davalı ile aralarındaki ticareti inkar etmediğini ancak çek ile yapılmış bir ticari ilişkiden haberi olmadığını, davacı şirket yetkilisinin dava dışı kardeşini sözlü yetkilendirmesinin söz konusu olmadığını, davalının basiretli bir tacir olarak davacı şirketin yetkilisini bilmemelerinin mümkün olmadığını, ayrıca şirket yetkilisini bilmelerine rağmen yetkisiz kişiden çekleri almalarının iyiniyetle bağdaşmayacağını iddia etmiştir.
Buna karşın davalı vekilince, davacı tarafa satmış oldukları karkas etlere karşılık davacı tarafça takibe konu çeklerin kendilerine verildiği, imzası inkar edilen çeklerin üzerindeki imzaların davacı şirketin yetkilisi olan ...'nun öz kardeşi ...'na ait olduğunu, bu şahsın mal alımlarında ve piyasada kendisini şirket yetkilisi olarak tanıttığı, davacı şirketin dava konu çekler hakkında savcılık şikayeti de olmadığını ve davacı şirket tarafından kendilerine aynı imzalarla hiçbir itiraza uğramadan ödenmiş başka çeklerinin de bulunduğunu,
dava konusu çeklerdeki imzanın davacı şirketi bağladığını savunduğu görülmüştür.Tüzel kişiler temsil ve ilzama yetkili kişiler aracılığıyla temsil edilirler. Bu nedenle temsil yetkisine haiz olmayanlarca yapılan işlemler kural olarak tüzel kişileri bağlamaz. Ancak temsil yetkisinin kısmen veya tamamen devri mümkün olduğu gibi yetkisiz temsilciler tarafından tüzel kişi adına yapılan işlemlere sonradan icazet verilmesi de mümkündür.
Bu durumda yani yetki devri kapsamında yapılan işlemlerden veya sonradan icazet verilen yetkisiz temsilci işlemlerinden dolayı tüzel kişilerin sorumluluğuna gidilebilecektir.Çek, bir tediye vasıtası olmakla beraber, hukukumuzda kambiyo senetleri arasında sayılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda tüzel kişi niteliğine haiz davacı şirketin davacıyı dava konusu çekin keşide edildiği tarih itibariyle temsil ve ilzama yetkili kişinin ... olduğu dosya kapsamıyla sabittir.Ancak yukarıda belirtildiği üzere yetkisiz temsilci tarafından şirket adına yapılan işlemlerin sonradan şirket yetkilileri tarafından açık veya zımni şekilde benimsenmesi ve bu suretle işlemin şirketi bağlayıcı hale gelmesi mümkündür.
Örneğin; yetkisiz temsilci tarafından keşide edilen çekin şirketin ticari defter ve belgelerine işlenmesi halinde çeke dayalı borcun şirket tarafından benimsenmiş olduğundan bahsedilebilecektir.TBK'nın 504. maddesine göre, vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar.
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.Vekaletin kapsamını düzenleyen TBK'nın 504. maddesi hükmü amir hüküm olmayıp, her zaman için aksi belirli koşulların varlığı ile uygulanabilir;
bu hüküm daha çok temsil edilen ile işlem yapan arasındaki ilişkide söz konusu olur ve örneğin kambiyo senedi şirket adına yetkili olmayan kişi tarafından düzenlendiğinde, şirket yetkilisinin bu işlemi kabul etmesi halinde 504. maddedeki koşullar artık aranmaz; bu şekilde işlem yapılıp, şirket yetkilisi tarafından buna ses çıkarılmamış, daha önce de bu tür işlemler yapılagelmiş ve teamül halini almışsa burada da zımni kabulün varlığı söz konusu olur ki, bu durumda da adına işlem yapılan şirketin sorumluluğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, gerek Kocaeli 5.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/15 Esas sayılı ceza dosyasında, davacı şirket yetkilisinin ve çeki imzalayan abisinin savunmalarından gerekse tüm dosya kapsamından şirket yetkilisinin abisinin daha önce de şirket adına kambiyo senedi tanzim ettiği, bu yetkinin davacı şirket yetkisinin açık rızası ile verildiği hususunda da şirket yetkilisinin kabulü bulunmuyor ise de dosyaya davalı vekilince sunulan, davacı tarafça inkar edilmeyen, ödenen ve şirket yetkilisi olmayan ...'nun imzasını içerir başkaca çeklerin davacı şirketçe benimsenip ödenmesi karşısında eldeki davaya konu çeklerin de bu şekilde düzenlendiği,
artık taraflar arasında teamül haline gelen bu uygulamanın şirketi bağlayacağı, bu nedenle davacı borçlu şirketin davasının reddine ilişkin mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiştir.
Davacının, davalının tek şirket yetkilisinin ... olduğunu bildiği yada bilmesi gerektiği halde çeki yetkili olmayan kişiden teslim alınmasının iyi niyetli olmadığı itirazı bakımından taraflar arasındaki ilişkide daha önce de aynı uygulamaya yer verilmesi ve çeklerin ödenmesi karşısında bu itiraz dinlenebilir görülmemiştir.
Davacının mahkemenin kendilerinden 1.000 TL bilirkişi ücreti ve 200 TL talimat gideri istemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğuna dair beyanı yönünden ise ispat yükü kendisinde olan ve davaya konu çeklerin davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının incelenmesinin yargılamanın sıhhati açısından gerekli olduğundan buna yönelik iddia da yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;
ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/215, K. 2024/662, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama