KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi İncelenen Kararın Mahkemesi İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/284
- Karar no
- 2024/885
- Tarihi
- 17/11/2020
- Numarası
- 2018/511 Esas - 2020/301 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 06/06/2024
Karar Metni
1.351 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili firmanın uluslararası taşımacılık işiyle iştigal eden ve fowarder olarak hizmet veren firma olduğunu, davalı Madensel firmasının bir adet gönderisinin Durban'dan İzmir'e deniz yolu ile getirilmesi işini organize ettiğini, söz konusu yükün, ...
Lojistik firmasına ait ... ile ... numaralı konşimento kapsamında ... numaralı konteyner içinde taşımasının eksiksiz olarak gerçekleştirildiğini, bu taşımaya ilişkin olarak davalıya 16.04.2018 tarihli ... numaralı toplam 5.300 USD bedeli navlun ve sigorta faturası kesilip gönderildiğini, söz konusu taşıma işleri hasarsız ve eksiksiz bir şekilde ifa edilmiş olmasına karşın davalı yanın işbu taşıma için toplam 5.300 USD tutarındaki borcunu ödemediğini, ilgili miktarların tahsili için davalının defalarca uyarıldığını, ancak tüm bu uyarılara rağmen ödemenin yapılmadığını ve bunun üzerine alacağın tahsil amacıyla İstanbul ....
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin itiraz edilerek durdurulduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptalini, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiş, delil ibraz etmemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...açılan davanın davacı yanın ifa ettiği taşıma nedeniyle 5.300 USD tutarındaki alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu, dosyada mevcut mail yazışmaları, navlun faturası ve taşıma senedi birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki davaya konu uyuşmazlığın deniz yoluyla eşya taşıma sözleşmesinden kaynaklandığı, dosyada ayrı bir navlun sözleşmesi mevcut olmasa da, navlun sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekil şartına tabi olmadığı,
dosyada mevcut taşıma senedinde davacı taraf taşıyan olarak görülmese de, özellikle mail yazışmalarından davacı ile davalı arasında bir navlun sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu ve davacının da işbu sözleşmeden kaynaklı taşıma borcunu, taşıma senedine taşıyan olarak görülen ... ile yaptığı yeni bir (asıl) navlun sözleşmesi ile ifa ettiği, davalının ise sözleşme ile yük taşıtma talebinde bulunan navlunun borçlusu olmakla taşıtan sıfatlarına sahip olduğu, bu şekilde aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalının sorumluluğu ve husumet ehliyeti açısından yapılan değerlendirmede, talebin navlun ücretinden kaynaklandığı ve sorumluluğun da TTK m. 1200 hükmü uyarınca tespit edilmesi gerektiği, navlunun borçlusunun taşıtan olduğu, navlun sözleşmesinin taşıtanının da davalı olduğu göz önüne alınarak tarafların husumet ehliyetlerinin bulunduğu ve davacının usulüne uygun tuttuğu ticari defterleriyle de ispatlanan alacağı hakkında davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davalı vekilince sunulan bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, cevap dilekçesinin bilirkişilerce dikkate alınmadığı,
beyanlarının incelenmediği ifade olunmuş ise de; davalı tarafça süresinde sunulan cevap dilekçesi bulunmadığı, ilk kez 13.01.2019 tarihinde dosyaya davalı vekilince esasa ilişkin dilekçe sunulduğu, dosyanın bilirkişiye teslim tarihinin ise 06.09.2019 tarihi olduğu, bu anlamda davalı tarafın savunma hakkının ihlal edilmediği anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı vekilince sunulan dilekçeler ile müvekkili şirketin müşterisi ...' ın talimatıyla gümrükten malların geçirilmesi amacıyla fatura kesilmek durumunda kalındığını, ... ın ödemeyi bizzat yapacağını beyan etmesine rağmen ödeme yapmadığını ifade ettiği görülmüş ise de;
davalının kendi adına fatura kesilmesine ve konişmento düzenlenmesine müsaade ederek basiretli tacir gibi davranmadığı, ... ile olan hukuki ve iç ilişkisinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği kanaatine varıldığını, Davacının davasının kabulü ile İstanbul ....
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 5.300,00 USD asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a madde ve fıkrası uyarınca faiz uygulanmasına" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin, davacı şirkete karşı borcu bulunmadığını, davalı müvekkil şirket, Türk madencilik sektörüne 26 yıldır hizmet veren ve bu kapsamda tesisler kurarak maden sektöründeki cevher hazırlama projelerini hazırlayan ve oluşacak akım şemasına uygun ekipman seçimleri yapmak üzere faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürdüğünü, bu alanda mutlak müşteri memnuniyeti ile kendi dalında başarılı bir pozisyona geldiğini, davalı müvekkil şirket, ... rım A.Ş’ye ait malları Güney Afrika’ya taşıdığını, Güney Afrika’da yaşanan bir sorun sebebiyle nakliye işini müvekkil gerçekleştiremediğini, ...
A.Ş. yetkilisi ... tarafından, yüklenici firma ... ’in yetkilisi olduğu ...Anonim Şirket’ine devredildiğini, ... ’in isteği ve yönlendirmesi doğrultusunda ve ödemeyi kendisi yapacağını söylemesi üzerine davacı tarafa bu iş devredildiğini, müvekkil şirket müşterisinin talimatına uymak durumunda kaldığını ve haksız olarak icra takibine taraf olduğunu, hazırlanan bilirkişi raporunda hukuki değerlendirilme yapılmış olup bu sebeple hükme esas alınmaması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, uyuşmazlık konusu olayda 3. Şahıs olan ..., ...
Anonim Şirket’ine yönelttiği hakkın istenebileceği kişi olarak baz alarak, davayı müvekkil şirkete açması hakka, hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple, davacı şirketin atfettiği taraf sıfatına sahip olmayan davalı şirkete husumet tevcih edilemediğini, nitekim yargıtay’ın da pasif husumet yokluğundaki bu duruşu istikrarlı bir seyir içerisinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı müvekkilin taraf sıfatı kabulü halinde bile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hatalı olduğunu,
raporda görüldüğü üzere bilirkişi yasak olmasına rağmen hukuki değerlendirmede bulunduğunu ve ilk derece mahkemesi bu hukuki değerlendirmeyi dikkate alarak karar verdiğini, açıklanan sebeplerden ötürü ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar hatalı olup kaldırılması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/511 Esas 2020/301 Karar sayılı 17/11/2020 tarihli gerekçeli kararının kaldırılmasını,davanın reddine karar, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yan uhdesine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, deniz taşımasına ait düzenlenen navlun fatura bedelinin tahsili istemiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde davacı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi bulunup bulunmadığı, davalının fatura bedeli kadar borcu olup olmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu, davacı tarafça davalı hakkında İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... esas dosyası ile "09/10/2018 tarihli 5.300 USD bedelli fatura" borcun sebebi gösterilerek ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edildiği ve eldeki itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.
Davalı tarafça; taşıma konusu yükün dava dışı .... ait olduğu, bu yükün bir sorun nedeniyle kendilerince taşınamadığı, dava dışı firmanın istemi ve ücretini ödeyeceği beyanı ile davacıya işin devredildiği, kendilerinin taraf olmadığı savunulmuştur.
Dosya arasında bulunan ve taraflarca inkar edilmeyen e-posta yazışmalarından özellikle 28 Kasım 2017 tarihli e-posta yazışmasında davalının yükün tüm taşınması ile ilgili davacı ile ayrıntıları belirleyip fiyat teklifi istediği, taşınan yükün sigortasının, konişmentonun, banka transfer formunun, taşıma eşyasının faturasının davalı adına düzenlendiği anlaşılmakla davalının taşıtan sıfatına sahip oluğu, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.
Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davacının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede de bire bir mutabık olarak davacının davalıdan fatura bedeli kadar alacağı bulunduğu, davalı ticari defterlerinde de davacıya fatura tutarı kadar borcu bulunduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.
Davalı tarafın kendi ticari defter kayıtlarına göre de borcu olduğu anlaşılmış olup,kendi ticari defterlerinin aksinin de usulüne uygun aynı nitelikte delil ile de ispatlayamamasına göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/284, K. 2024/885, 6 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama