KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/470
- Karar no
- 2024/308
- Mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/09/2020
- Numarası
- 2018/1301 Esas - 2020/443 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 29/02/2024
Karar Metni
2.250 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takibin dayanağı 22.04.2015 tanzim tarihli 26.09.2018 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bono olduğu, Davacıya bu bonodan kaynaklı temel ilişkide borcu olmadığı ve bu sebeple menfi tespit davası açıldığı, davacının bononun keşidecisi olan ... San.Tic.Ltd.Şti.'ne(eski ünvanı ...
Ltd.Şti.) 16.01.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile büyük hisse sahibi olduğu, 10 yıl süreyle şirket müdürlüğüne atandığı, kararın 24.01.2008 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, 04.06.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket hissesini devrettiği ve şirket müdürlüğü görevinin de son bulduğu, kararın 16.06.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, Davalı Bankadan 29.05.2016 tarihli 200.000,00 TL tutarlı 24 taksitli ... nolu kredi hesabı kullanımı için imzalanan Sözleşme sebebi ile söz konusu bononun imzalandığı, bononun asıl borçlusunun ...
San. Tic. Ltd. Şti olduğu, bononun Sözleşme tarihinde doğan riskler için verildiği, Davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonra söz konusu kredi hesabı Sözleşmesi'nin tüm taksitlerinin ödendiği, bu kredi ödendiğinden temel ilişkide bono sebebi ile borcun da kalmadığı, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ...
E sayılı dosyası alacak sebebinin Davacı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, Davalı Banka tarafından takibe konulan bononun temel ilişkide Davacı yönünden sonradan hangi alacağa ilişkin takibe konulduğunun davacı tarafından bilinmediği, takibe konu bononun incelendiğinde, bono üzerinde vade tarihi 26.09.2018 olarak ve keşide tarihinin 22.04.2015 olacak şekilde sonradan takip tarihine yakın bir tarihte doldurulduğunun da çıplak gözle anlaşıldığını, sonuç olarak temel ilişkide davacının davalı bankaya borcunun olmadığı iddia edilmiş olup İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü'nün ...
E sayılı dosyasına dayanak 22.04.2015 tanzim tarihli 26.09.2018 vade tarihli bononun 46.500,00 TL'lik kısmının talep edilmiş olan alacağın ferileri ile birlikte Davacının borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, mümkünse teminatsız aksi halde teminat mukabilinde icranın durdurulmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacının, Davalı Bankanın Tuzla Şubesinin Genel Kredi Sözleşmesi borçlusu ... Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğu, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ...
E sayılı dosyasından açılan takibin kredi sözleşmesine ve hesap kat ihtarına dayalı takip olmadığı, kambiyo senedine dayalı takip olduğu, borçlu şirketin borcunu ödememesi üzerine borçları karşılığı vermiş bulunduğu bononun icraya konulduğu, takibe konulan senedin kambiyo hukukundan doğan bütün şekil şartlarını taşıdığı, Davacının dava konusu senedi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı, senet altındaki imzasını inkar etmediği, Davacının bononun ön yüzünü keşideci şirket ile birlikte imzaladığı,
6762 sayılı kanunun 613/3 (6102 sayılı kanunun 701/3 maddesi) muhatabın ve düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin ön yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı hükmünü içerdiği, bu nedenle Davacının bonoda aval veren durumunda olduğu, ilgili yasa uyarınca aval veren kişinin teminat altına aldığı borcun, şekle ait noksandan başka bir sebeple dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı, aval verenin sadece senette şekle ait bir noksan bulunması halinde sorumluluktan kurtulabileceği, takip konusu bononun bütün şekil şartlarını taşıdığı,
TTK 724/1 TTK 778 maddeleri uyarınca borçlu sıfatıyla sorumlu olacağı, kefaletin feri bir niteliği olmasına karşın avalin bağımsız ve asli bir nitelik taşıdığı, kambiyo senedi imzalamakla temel borç ilişkisinden soyut ve bağımsız bir kambiyo taahhüdü doğacağı, bu taahhüdün kayıtsız ve şartsız olacağı, Davacının borcun kaynağını ve hangi gerekçe ile bu kadar borçlu olduğunu sorgulamasının yersiz olduğu, kambiyo senedinin her türlü şekil şartına uygun olduğu, senette asıl olanın imza olduğu, Davacı yanın 169/a anlamında yazılı bir belgeyle senedin anlaşmaya aykırı olduğuna ilişkin ispatının bulunmadığı,
taraflar arasında senedin ne şekilde doldurulduğuna ilişkin bir ispatının da bulunmadığı, buna ilişkin bir belge sunulmadığı, takibe konu senedin kredi ilişkisinin teminatı olmadığı, senedin ön veya arka yüzünde kredi ilişkisinin teminatı olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığı, Davacının iddia ettiği gibi Genel Kredi Sözleşmesi metninde de işbu senede ilişkin hiçbir atıf bulunmadığı, kök kredi ilişkisinden soyut olduğu, krediden bağımsız olduğu, davacının davalı ile arasındaki borç ilişkisini kabul ettiği ancak kambiyo senedinden doğan borcu kabul etmediği,
HMK gereği ispat yükünün davacıya geçtiği, davacının bedelsizlik iddiasını kendi öne sürdüğü bir vakıa olduğu için bunu ispat yükünün de davacıya ait olacağı, davacının iddia ettiğinin aksine temel ilişkide de davalı bankaya borçlu olduğu, davacının kefil olduğu ... San. Tic. Ltd.
Şti.'nin Tuzla Şubesi'nin müşterisi olduğu, Davacının kefili olduğu borçlu ile davalı bankanın 22.04.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalamak suretiyle bir kredi ilişkisi başlatıldığı, işbu krediye dayalı borçlu şirket tarafından 200.000,00 TL'lik taksitli kredi ve 125.000,00 TL'lik EBRD kredisi kullanıldığı, her iki kredinin de bu sözleşmeye dayalı olduğu, Davacının belirttiği ödemenin taksitli kredi ödemesi olduğu, şirketin EBRD kredisinden kullandığı kredinin halihazırda ödenmediği, davacı hissesini devretmiş olsa da asıl sorumluluğunun 22.04.2015 tarihinde imzalamış bulunduğu kredi sözleşmesine dayalı kefalet borcundan doğduğu,
kefil olan ortak ayrılsa bile kefaletini devam edeceği, kefaletin sona erme sebeplerinin TBK 598 ve devamı maddelerinde yer aldığı, bu düzenlemeler arasında ortağın ortaklıktan ayrılmasının bulunmadığı, 3. Bir kişinin bu tür bir krediye kefil olması durumunda, kefilin süresiz olarak bu dönen krediye kefil olmuş olacağı, yani sözleşme süresi içinde herhangi bir tarihte tüm geri ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfır vermiş olsa dahi kefilin sorumluluğunun devam edeceği, kredi alanın her an aynı limitle ve aynı sözleşmeye istinaden kredi tekrarlayabileceği,
kefaletle desteklenen cari hesap şeklindeki kredilerde hesap katledilip borçluya yeni bir hesap açılmadığı sürece, kredi mukavelesinin bütünlüğü ve tesis edilen kefalet zedelenmeyeceği, davacının dava dışı borçlu ile davalı banka arasındaki süresiz kredi sözleşmesinde müteselsil kefil durumunda olduğu, ortada cari hesap şeklinde yürüyen bir borç ilişkisi bulunduğu, davalı bankanın davacıya yönelmesinin sebebinin davacının şirket ortağı olmasından değil 22.04.2015 tanzim ve 26.09.2018 vade tarihli 300.000,00 TL bedelli bonoyu müteselsil kefil/borçlu sıfatıyla imzalaması olduğu,
kambiyo senedi takibi yapan alacaklı davalı bankanın yetkili hamil ve iyi niyetli olduğu, davacının bilerek borçlu zararına hareket edildiğini ispat etmesi gerektiği yönünde cevap verilmiş olup bu sebeplerle esastan reddine, davacı aleyhine %20 icra tazminatına, mahkeme masraf ve avukatlık ücretlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Somut olayda düzenlenmiş olan kambiyo senedinin teminat senedi olduğunu ispata yarayacak bir kayıt mevcut değilse de kredi Sözleşmesi'nin 300.000 TL bedelli olması, bu meblağın kambiyo senedi bedeli ile aynı rakama isabet etmesi ve söz konusu senedin Banka lehine olarak düzenlenmesini haklı kılacak başkaca bir alt ilişkinin söz konusu olmaması karşısında, söz konusu senedin kullandırılan kredilerin bir teminatı niteliğini haiz bulunduğunu ortaya koyar mahiyettedir.
Kullanılabilecek kredi limitinin, kullandırılmış olan krediden fazla bulunması, tek başına dava dışı işletmenin ya da davacının aradaki miktar kadar borçlu olduğu anlamına gelmeyecektir. Kredi ilişkilerindeki borç, fiilen kullanılan ve geri ödemesi yapılmayan miktara isabet eder. Bu halde, somut olay bakımından bakılması gereken kambiyo senetlerine mahsus takip yönünden borcun tamamının kapatılmış olup olmadığıdır.
Somut olayın incelenmesinden ve mali yönden yapılan açıklamalar ışığında, bilirkişi kök raporunda tablo halinde gösterilen dekontlardan da görüldüğü gibi dava dışı ...Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin kullandığı ... nolu kredisinin geri ödemelerini tamamen yaptığı anlaşılmaktadır.
Ancak, İşbu yukarıda kapatılmış olduğunun açıklandığı ... nolu kredi hesabının borç bakiyesi 139.212,78 TL tutarında iken 25.02.2016 tarihinde 125.000,00 TL tutannda ikinci bir Eşit Taksitli Kredi Kullandırılarak ... nolu kredi hesabının açıldığı, bu kredi borcunun %1,35 oranı üzerinden faiziyle birlikte toplam 160.996,16 TL tutarında geri ödeme planı bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu ikinci kredinin kullandırıldığı 25.02.2016 tarihinde önceki kredi borcu bakiyesi ile birlikte toplam risk tutarının 300.208,94 TL tutarına ulaştığı tespit edilmiştir.
Dava dışı şirkete ... nolu, 25.02.2016 tarihinde kullandırılan Eşit Taksitli Ticari Kredi üzerinde yapılan incelemeler neticesinde 4.472,11 TL tutarında 36 adet aylık taksiti bulunduğu, bu taksitlerin 26 adedinin düzenli ödendiği, 25.05.2018 tarihinde ödenmesi gereken 27. taksitinin 31.08.2018 tarihinde 3 ay gecikmeli olarak ödendiği, 25.06.2018, 25.07.2018, 27.08.2018 tarihinde ödenmesi gereken 28,29 ve 30. taksitlerin ödenmemesi üzerine 28.09.2018 tarihinde hesabın kat edilerek 37.477,57 TL'lik borç bakiyesinin kanuni takip hesaplarına alındığı,
05.10.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığında 37.477,57 TL anapara, 2.795,45 TL işlemiş faiz, 3.300,07 TL tutarında businesscard borcu, 183,34 TL tutarında Kredili Mevduat Hesabı işlemiş faizi, 1.600,00 TL tutarında bir adet karşılıksız çeki için ödenmiş olan kanuni tutar olmak üzere 45.356,43 TL tutarında temerrüt islenmemiş borç bakiyesi ve dava dışı borçlu şirkete verilmiş çek yapraklarının bulunduğu tespit edilmiştir.
Dolayısıyla bu ikinci kredi ilişkisi yönünden davacı yanın sorumluluğu mevcut olmaya devam etmektedir. Kullandırılan kredinin EBRD kredisi olması da kredinin geri ödenmesi, kefilin veya avalın borçtan sorumluluğunu da herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin, müvekkilinin takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti talebi reddedilerek davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı takibe konu bononun keşidecisi olan ... Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti. (Eski ünvanı: ... Limited Şirketi)’ne Kadıköy ... Noterliğinin 16.01.2008 tarih ve ... Sayı ile onaylı Ortaklar Kurulu Kararı ile 19.975TL si kendisine 25TL’si diğer ortağa olmak üzere hisse sahibi olmuş ve 10 yıl süre ile şirket müdürlüğüne atanmasına karar verildiğini, uzun bir süre şirketin büyük ortağı ve yetkilisi olan davacının Kadıköy ...
Noterliğinin 04.06.2015 tarih ... Sayı ile onaylı ortaklar kurulu kararı ile şirket hissesini devretmiş ve şirket müdürlüğü görevi de son bulduğunu, Davalı bankadan 29.05.2015 tarihli 200.000TL tutarlı 24 taksitli ... No’lu kredi hesabı kullanımı için imzalanan sözleşme sebebi ile davaya konu bono imzalanmış olup bononun asıl borçlusu ... San. Tic. Ltd. Şti.’dir.
Kredi sözleşmesi uyarınca kredinin kullanıldığı tarihte imzalanan bononun o tarihte doğan davalı bankanın kullanılan kredi için alındığını, davacının ortaklıktan ayrıldıktan sonra mevcut dönemine imzalan kredi hesabı sözleşmesi ve buna bağlı taksitlerin tümünün ödendiğini dolayısı ile bu kredi ödendiğinden temel ilişkide bono sebebi ile borcu da kalmadığını ancak İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas dosyası alacak sebebi davacı tarafından bilinmesi doğal olarak mümkün olmadığını, kendisine kat bildirimi yapılmadan doğrudan bononun icraya konduğunu, davalı bankanın takibe konu bono incelendiğinde bono üzerindeki vade tarihi 26.09.2018 olarak ve keşide tarihinin 22.04.2015 olacak şekilde sonradan takip tarihine yakın bir tarihte sonradan doldurulduğu da çıplak gözle de anlaşılmakta olup tartışmasız olarak bu bononun 29.05.2015 tarihli 200.000TL tutarlı krediyi teminen verilmiş olduğu anlaşıldığını, borç bittikten sonra asıl borçlu sıfatına haiz şirkete yeni kredi verirken yeni bir kredi sözleşmesi imzalatması gerektiğini,
eski kredi sözleşmesine dayanarak ileride yeni kredi vermesi halinde artık kefilin sorumluluğuna gidilmemesi gerektiğini, aksi halde kefil açısından sonsuza kadar davalı bankanın ilerideki vereceği kredilerin sorumlusu olarak kabul etmek yasanın ruhuna, emredici hükümlerine ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu bono nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasındadır. Dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından, davalı banka lehine 22/04/2015 keşide ve 26/09/2018 vade tarihli, 300.000,00 TL bedelli bono keşide edilmiştir. Bonoda nakden kaydı bulunmakta olup, ön yüzde davacının avalist olarak imzası bulunmaktadır.
Davalı takip alacaklısı banka tarafından, davacının da aralarında bulunduğu takip borçluları hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "ihtiyati haciz kararı" sebebine dayalı olarak 46.500,00 TL asıl alacağın 226,69 TL işlemiş faiz ve 139.50 TL komisyon alacağı ile birlikte tahsili istemiyle 05/10/2018 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca takibe konu edilen bononun talep edilen 46.500,00 TL ve ferileriyle birlikte borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/3. Maddesi uyarınca bonolar hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 702/1,2. maddesine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir.
Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (TTK.m.702/2).
Aval veren, lehine aval verdiği kişinin borcun geçerliliği ile ilgili kişisel defilerini ileri süremez; ona sadece şekil eksikliğini, borcun aval veren tarafından ödendiğini veya takas edildiğini ileri sürme hakkı tanınmıştır. Davacı taraf, dava dışı şirkete ortak olduğu dönemde çekilen kredinin ortaklıktan ayrıldıktan sonra ödendiğini ve bu kredi riskleri için verilen bononun bedelsiz kaldığını ileri sürmektedir. Davalı ise temel ilişkide borcun devam ettiğini savunmuştur.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde 32074453 nolu kredi hesabının borç bakiyesi 139.212,78 TL tutarında iken 25.02.2016 tarihinde 125.000,00 TL tutarında ikinci bir Eşit Taksitli Kredi Kullandırılarak ... nolu kredi hesabının açıldığı, 45.356,43 TL tutarında temerrüt işlememiş borç bakiyesi ve dava dışı borçlu şirkete verilmiş çek yapraklarının bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre, senet bedelinin ödendiğinin kabul edilmesi mümkün değildir.
Davacının şirket ortaklığından ayrılmasınında sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı bonodan dolayı avalist olarak sorumlu olup ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/470, K. 2024/308, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama