KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/551
- Karar no
- 2024/474
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2020
- Numarası
- 2018/769 Esas - 2020/731 Karar
- Dava
- Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
- İstinaf karar tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.748 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında Alt Kira Sözleşmesi ile Acentelik Sözleşmesi imzalanarak 06/06/2016 tarihinde müvekkili şirkete Ankara-Cebeci Acentesinin devredildiğini, bununla birlikte 28/12/2016 tarihinde müvekkili ile davalı arasında 'Cari Hesap Sözleşmesi Ek Protokolü' imzalandığını, işbu protokolün 3. Maddesinde 3. dilim hak ediş kısmının açıklamasına ait 'Örnek Tabloda.
Devir Cirosunun 2 katından, hak edişe ait ayın cirosunun çıkartılarak, bulunan farkın %23 kısmının 3. dilim hak ediş olarak Acenteye ödenmesi' hükmü bulunduğunu, ancak davalının cari hesap sözleşmesi ek protokolün 3. dilim hak ediş hesabının yanlış yapılması nedeniyle sözleşme dönemi olan Ocak 2017 ve Kasım 2018 tarihleri arasındaki dönemde müvekkili aleyhine maddi zarar meydana geldiğini, davalının, müvekkili aleyhine eksik hesaplanan hak edişler nedeniyle oluşan maddi zararın her aylık hak ediş için TTK 116/1 maddesi gereğince işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini beyanla;
şimdilik 1.000,00 TL bedelin TTK 116/1 uyarınca her alacak için ayrı ayrı işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 27/09/2020 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu 137.782,52 TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağının olmadığını, davacının hukuki yarar eksikliği bulunduğunu, davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesi uyarınca davacıya sözleşmeye uygun ve eksiksiz olarak hak ediş ödemelerinin yapıldığını, acentelik ilişkinin halen devam etmekte olduğunu, davacı iki yıla yakın bir süre maddi zarara uğradığını iddia etmişse de davacının işbu iddiasını dava öncesi müvekkiline bildirilmemiş olduğunu beyanla;
davanın esasa girilmeksizin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " taraflar arasında 04/06/2016 tarihinde Acentelik Sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak 28.12.2016 tarihinde Cari Hesap Sözleşmesi Ek Protokolü imzalandığı ve davacıya davalı şirketin Cebeci-Ankara Acentesinin devredildiği, bu protokolün 4. Maddesinde; 'Üçüncü Dilim hak ediş: İşbu protokol sonrası (2016 Aralık ayı sonrası) devir cirosuna nazaran %100'e kadar arttırılacak cirodan ödenecek %23 oranındaki hak ediştir.
Acente 2016 Aralık ayı itibariyle devir cirosuna nazaran %100 ve üzerinde bir artış yapmış ise bu dilimden bir hak ediş hesaplanmayacak ve almayacaktır. Arttırılan ciro tespitinde esas alınacak ciro devir cirosudur' şeklinde düzenleme olduğu, 28/12/2016 tarihli Cari Hesap Sözleşmesi Ek Protokolünün eki Acente hak ediş Katsayı Tablosu'nda taraflarca belirlenmiş ve imza altına alınmış olan devir cirosunun 52.539,00 TL olduğu, Aralık 2016 cirosunun ise 56.995,00 TL olduğu,
10.03.2020 tarihli düzenlenen bilirkişi raporunda, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde Üçüncü Dilim hak ediş'ten kaynaklanan alacak tutarının 137.782,52 TL olarak hesaplandığı anlaşılmış olup, alınan bu raporun sözleşme hükümleri ile uyumlu olarak düzenlendiği ve hesaplama tabloları 2 ve 3 uyarınca hak ediş bedelinin usulüne uygun ,bilimsel ve denetime elverişli şekilde bilirkişi tarafından yapılan hesaplama tablosunda düzenlendiği dikkate alınarak, mahkememizce aldırılan 10.03.2020 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda; davanın kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada birbiri ile çelişkili iki adet bilirkişi raporu bulunmakta olup mahkemece bu çelişkinin giderilmeden hüküm kurulduğunu, davacı tarafından, davalı şirketin hazırladığı aylık hak ediş tabloları incelenmiş ve onaylanarak imzalanmış olup ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, sözleşme ve protokolleri,
taraflar için daha ayrıntılı olmak açısından sadece örnek olarak kabul edilebilecek -somut olaya uygulanması mümkün olmayan- hesaplama tabloları içermekte olup bu tablolar taraf için daha anlaşılır olmak adına sözleşme ve protokollere yerleştirildiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi tarafından düzenlenen yapılan hesaplamalarda bu tablolar örnek alınıp ona göre hesaplama yapılmış olup bu tabloların örnek hesaplamalarda kullanılması tarafımızca kabul edilemeyeceğini, zira uyuşmazlık konusu olan 'üçüncü dilim hak ediş' hususuna ilişkin madde metni açık ve anlaşılır olup uyuşmazlığı mahal bırakmadığını,
örnek tabloların yalnızca uygulamanın somut olayda nasıl yapılacağı açısından örnek olarak oluşturulduğu ve bu nedenle sözleşmede yer aldığı, 08.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde de belirtilmiş olup bu hususun mahkemece dikkate alınmadan yanlış hesaplamalar yapıldığını, bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulmasının hakkaniyetli olmadığını, kaldı ki, dosya kapsamında temin edilen bir önceki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirket tarafından yapılan herhangi bir haksız ve usulsüz işlem ile hesap hatası bulunmadığını,
şirketin dava konusu olan ve yeniden hesaplanması talep edilen hak edişleri doğru hesapladığına ilişkin kanaat belirten ilk rapordan bahsedilmediğini, davalı şirket tarafından doğru ve hakkaniyetli olarak hesaplanan hak edişler, davacı tacir tarafından kabul edilip faturalandırıldığını, bu hususlar için zamanında itiraz edilmeyip daha sonradan, acentecilik ilişkisi sona erdiğinde dava açılması dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte bir an için davacının zarara uğradığını düşünsek bile,
basiretsizliği ve ticari başarısızlığı nedeni ile zarara uğramış olup davalı şirketin bu zararı tazmin etme zorunluluğu bulunmadığını, acentecilik ilişkisi boyunca hak ediş hesaplamaları her ay davacıya gösterilmiş, bu tablolar kendisine imzalatılmış ve bu ibralaşmaya istinaden ödeme yapıldığını, davacı bu hesaplamalara itiraz edebilecekken itiraz etmemiş ve daha sonradan acentecilik ilişkisi bittiğinde dürüstlük kuralına aykırı olarak işbu davayı ikame ettiğini, ilgili hak ediş hesaplama tabloları, bilirkişi incelemesi sırasında acente dosyası içerisinde incelenmişse de, bu hususta bilirkişilerce bir değerlendirme yapılmadığını,
iş bu belgelerin TTK94 uyarınca mutabakat metni sayılacağı davacı TTK uyarınca basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu, hak ediş hesaplama tabloları TTK 94 anlamında hesap mutabakatı olup, davacı tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmeden imzalandığını, basiretli davranma yükümlülüğü altında olan davacı itiraz etmediği hesap mutabakatları ile davalı açık ve gayrikabili rücu şeklinde ibra etmiş olup, aksini iddia etmesi mümkün olmayıp bu itibarla hukukçu bilirkişiden davacının basiretli davranma yükümlülüğü ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı davranıp davranmadığı yönünden rapor aldırılması gerektiğini,
acentecilik sözleşmesi yeterince incelendiğinde hak ediş hesaplanmasına ilişkin maddelerin, davalı şirket tarafından doğru ve eksiksiz uygulandığı açıkça anlaşılacak olup bu durum dosyada tanzim edilen ilk raporda da sabit olmakla, davacının da dava dilekçesinde kabul ettiği üzere söz konusu değerin, ilgili ayın hak ediş değeri olarak değerlendirilmesi ve aylara sari olarak değişik değerlerin kullanılması gerektiğini, kaldı ki dosyaya ilk sunulan raporun, doğru hesaplamayı gösterdiğini, zira sözleşmeye göre aralık 2016 döneminden sonra gerçekleşen hak ediş ciroları, devir cirosunun 2 katına ulaşmamış ise,
aralık 2016 ile hak ediş cirosu arasındaki farkın hak edişe esas ciro olarak alınması ve onun da %23ünün hak ediş olarak verilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan hak edişlerin eksik ödenmesi nedeniyle oluşan alacağın tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının hak edişlerinin acentelik sözleşmesi ve eklerine göre ödenip ödenmediği, davacının eksik hak ediş ödemesinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında, 04/06/2016 tarihinde acentelik sözleşmesi,
acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi ve 28/12/2016 tarihli cari hesap sözleşmesi ek protokolü imzalanmıştır.Davacı tarafça, cari hesap sözleşmesi ek protokolününü 3. Dilim hak ediş düzenlemesine aykırı olarak hak edişin eksik ödendiğinden bahisle, eksik ödenen hak ediş bedelinin tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Acentelik sözleşmesinde, hak ediş tespit ve ödemesinin cari hesap sözleşmesi hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir.
28/12/2016 tarihli cari hesap sözleşmesi ek protokolünün 4. Maddesi, "üçüncü dilim hak edişi, iş bu protokol sonrası (2016 Aralık ayı sonrası) devir cirosuna nazaran %100'e kadar arttırılacak cirodan ödenecek %23 oranındaki hak ediştir, acente 2016 Aralık ayı itibariyle devir cirosuna nazaran %100 ve üzerinde bir artış yapmış ise bu dilimden bir hak ediş hesaplanmayacak ve almayacaktır. Arttırılan ciro tespitinde esas alınacak olan ciro devir cirosudur (bkz.
İş bu protokol ekindeki örnek hesaplama tabloları)" şeklindedir.Yine bu protokolün 4/2 maddesinde, acenteye ödenecek hak edişin hesaplanmasına ilişkin ayrıntılı düzenlenmiş 6 adet "hak ediş hesaplama örnek tablosu" ekte olup, bu tabloların, protokolün ayrılmaz parçası olduğu ve metinde tarif edilen hak ediş hesaplama esaslarının yorumu hususunda bir tereddüt oluştuğunda söz konusu tabloların esas alınacağı düzenlenmiştir.
Örnek-2'deki tabloya göre, mevcut acentelerden, devir cirosunu 2 katından az arttırmış ise ve 1 ocak 2017 sonrası hak ediş cirosu, Aralık 2016 cirosundan fazla ise, 3 dilim hak edişin devir cirosunun 2 katından - Aralık 2016 cirosunu çıkarınca farkın %23'ü şeklinde hesaplanacağı.
Örnek-3'deki tabloya göre, mevcut acentelerden, devir cirosunu 2 katından az arttırmış ise ve 1 ocak 2017 sonrası hak ediş cirosu, Aralık 2016 cirosundan az ise, 3 dilim hak edişin devir cirosunun 2 katından - Aralık 2016 cirosunu çıkarınca farkın %23'ü şeklinde hesaplanacağı, bu halde hak ediş ayına ait ciro Aralık 2016 ayı cirosundan küçük olacağından bu dilimden hak ediş alınamayacağı düzenlenmiştir.
Taraflarca belirlenip imza altına alınan acente hak ediş kat sayı tablosuna göre, devir cirosu 52.539,00 TL, Aralık 2016 cirosu ise 56.995,00 TL'dir. Davacının Mart, Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2017 ile Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2018 ayları hak edişleri Aralık 2016 cirosunun üzerinde olup, devir cirosunun 2 katını da aşmadığından davacının 3. dilim hak edişinin Örnek-2'deki tabloya göre yapılması gerekir.
08/03/2020 tarihli rapordaki hesaplama anılan tabloya uygun olup, bu haliyle mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
10/10/2019 tarihli rapordaki tespitler de hükme esas alınan rapordaki tespitler ile uyumlu olmakla birlikte, bu raporda "yapılan ciro ile aralık cirosu arasında kalan farkın %23'ünü 3. Dilim hak ediş olarak alacağı" şeklinde hesaplama yapılmış olup, bu hesap şekli yukarıda ayrıntısı açıklanan Örnek-2'deki tabloda belirtilen hesap şekline uygun olmadığından hükme esas alınması ve 08/03/2020 tarihli rapora çelişki oluşturması mümkün değildir.
Bu durumda, davalı tarafça davacının 3. dilim hak edişi eksik ödenmiş olup, davalı bu eksik ödemeden dolayı sorumludur. Davacının, dava konusu dönemlere ilişkin hak ediş faturalarını eksik düzenlemiş olması ve davalı tarafından eksik hesaplanan hak ediş tutanaklarını imzalaması da, hak edişin kalan kısmından vazgeçildiği sonucunu doğurmaz.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/551, K. 2024/474, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama